13 Şubat Dünya Radyo günü kutlu olsun!

BİR SES İLE BAŞLAYAN TARİH

Bundan tam 99 yıl önce, 6 Mayıs 1927 akşamı, Sirkeci Büyük Postane’nin üst katından yankılanan o ilk ve efsanevi anons, Türkiye’nin iletişim tarihindeki dönüm noktasıydı: “Alo alo... Muhterem samiin (dinleyiciler), burası İstanbul Telsiz Telefonu!” Eşref Şefik Bey’in bu içten ve heyecan dolu sesiyle başlayan yolculuk, bugün 13 Şubat Dünya Radyo Günü’nde biz radyo programcılarının omuzlarında gururla devam ediyor.  

FREKANSLARDAN GÖNÜLLERE KURULAN KÖPRÜ

Radyo, sadece bir teknik aygıt değil; toplumsal hafızamızın en sadık bekçisidir. İstanbul Radyosu’nun o ilk yayınıyla başlayan bu serüven, savaşlardan zaferlere, hüzünlerden büyük sevinçlere kadar milletimizin her anına şahitlik etmiştir. Türkiye’de radyo yayıncılığı, Cumhuriyetimizin ilk yıllarından itibaren bir modernleşme ve aydınlanma aracı olarak konumlanmıştır. Musiki geleneğimizden haber alma hürriyetine kadar her alanda radyo, toplumun ortak sesi ve vicdanı olmuştur. Görsel dünyanın tüm hızına rağmen radyo, samimiyetinden ve güvenilirliğinden ödün vermeden evlerimizin, araçlarımızın ve iş yerlerimizin en saygın konuğu olmayı sürdürmektedir. Son yıllarda dijital radyolar da varlığını arttırmak da, ''Radyoculuk Bitiyor'' sözünü çürütür nitelikte ilerlemektedir.

MİKROFON BAŞINDA SAYGI DURUŞU

Bugün 13 Şubat; UNESCO tarafından radyonun toplumlar üzerindeki birleştirici gücünü kutlamak için ilan edilen bir gündür. Ancak bizim için aynı zamanda Eşref Şefiklerden günümüze uzanan o büyük "bayrak yarışının" sembolüdür. Bir radyo programcısı olarak, mikrofon başına her geçişimde o ilk yayının heyecanını ve sorumluluğunu yüreğimde taşıyorum. Bu anlamlı günde, Türk radyoculuğuna emek vermiş tüm büyüklerimizi rahmetle anıyor; mikrofon başında emek veren  meslektaşlarımın ve sesimizi kalbiyle dinleyen tüm samiinlerimizin Dünya Radyo Günü’nü kutluyorum.Sesimiz, memleketin her köşesinde yankılanmaya devam etsin!      

MELTEM DEMİRKIRAN/ İSTANBUL