Bir şehidin gençliğe seslenişi
Ben Toprağa Düşmedim, Size Kaldım
Beni bir mezar taşıyla aramayın.
Adımı mermerde değil, yürüdüğünüz kaldırımlarda arayın.
Çünkü ben düştüğüm yerde kalmadım.
Ben size kaldım.
Şimdi karşınızdayım.
Ne bir üniformayla, ne bir fotoğrafla.
Bir ses olarak…
Bir soru olarak…
Bir vicdan çarpıntısı olarak…
Ben, bir günün sabahında evden çıktım.
Sıradan bir sabah değildi belki, ama sıradan bir insandım.
Ben de gençtim.
Ben de acele ederdim hayata.
Benim de yarım kalan cümlelerim vardı.
Ama bir yerde durmam gerekti.
Herkesin geçip gittiği bir yerde, ben durdum.
Çünkü biri durmazsa, her şey düşecekti.
Ben Ölümü Seçmedim
Bunu iyi bilin.
Ben ölümü seçmedim.
Ben yaşamı savundum.
Şehitlik, ölümü kutsamak değildir.
Şehitlik, yaşamı ucuzlatmamaktır.
Birilerinin rahatça nefes alabilmesi için, kendi nefesinden vazgeçmektir.
Benim adımı duyduğunuzda içinizde bir ağırlık oluyorsa,
bilin ki o ağırlık korkudan değil, sorumluluktandır.
Çünkü ben size bir yük bıraktım.
Ama bu yük, baş eğdiren değil;
omuzları dikleştiren bir yüktür.
Genç Kardeşim, Bana Bak
Evet, sana sesleniyorum.
Telefonunun ışığında dünyayı izleyen sana.
Hayatın hızlı aktığını sanan sana.
Her şeyin kendiliğinden var olduğunu düşünen sana…
Bu toprak, kendiliğinden durmuyor.
Bu bayrak, rüzgârla değil, iradeyle dalgalanıyor.
Ve senin sıradan sandığın bu hayat,
birilerinin olağanüstü suskunluğu sayesinde var.
Ben senden kahramanlık istemiyorum.
Ben senden ölmeni istemiyorum.
Ben senden şunu istiyorum:
Yaşadığın hayatın farkında ol.
Benim Yarım Kalanım, Senin Tamamlanmandır
Ben bir daha büyüyemedim.
Bir daha sevdiklerime “sonra” diyemedim.
Bir daha hayal kuramadım.
Ama sen kur diye…
Ama sen yarıda kalma diye…
Ama sen bu ülkeyi yarım sevme diye…
İşte buradayım.
Benim yarım kalanım,
senin tamamlanma ihtimalindir.
Eğer sen bu hayatı hoyratça harcarsan,
bil ki benim sessizliğim boşa gider.
Ama eğer sen bu ülkeyi anlayarak yaşarsan,
ben hâlâ görevdeyim demektir.
Beni Aşırıya Kaçmadan An
Benim adımı sloganlara hapsetme.
Beni bağırarak sevme.
Beni, her tartışmada öne sürme.
Beni en çok ne yorar biliyor musun?
Unutmak değil…
Yanlış hatırlamak.
Beni bir öfke malzemesi yapma.
Beni ayrıştırma aracı hâline getirme.
Çünkü ben ayrılmak için değil,
birleştirmek için sustum.
Benim durduğum yer,
tam ortaydı.
Benim Annem Ağladı, Ama Yıkılmadı
Benim annem, gözyaşını içine akıttı.
Çünkü o biliyordu:
Eğer o yıkılırsa, ben ikinci kez düşerim.
Benim babam sustu.
Çünkü bazı acılar anlatılmaz.
Taşınır.
İşte şehitlik tam da budur:
Ağlamanın bile bir asaleti olduğu yer.
Sen, genç kardeşim,
bu asaleti bozma.
Bu Ülke Sana Emanet
Bunu bir tehdit gibi okuma.
Bu bir güven cümlesidir.
Ben sana güvenerek durdum.
Ben, senden sonra da bu ülkenin ayakta kalacağına inanarak sustum.
Eğer sen vazgeçersen,
ben eksik kalırım.
Ama eğer sen çalışırsan, üretirsen, düşünürsen,
ben tamamlanırım.
Ben Mezarda Değilim
Beni yalnızca anma günlerinde hatırlama.
Beni bir dakikalık saygıya sığdırma.
Ben:
Haksızlığa sessiz kalmadığında,
Ülkeni küçük görmediğinde,
Sorumluluk aldığında,
Bu topraklara “nasıl daha iyi olur?” diye baktığında…
Oradayım.
Ben, senin doğru duruşundayım.
Son Sözüm Şudur
Ben sizden yas istemiyorum.
Ben sizden kin istemiyorum.
Ben sizden korku istemiyorum.
Ben sizden şunu istiyorum:
Bu ülkeyi hafife almayın.
Çünkü ben,
hafife alınmasın diye
ağırlaştım.
Ve bilin:
Ben toprağa düşmedim.
Ben, size kaldım.
Ragsana Babayeva - Azerbaycan