Boş zihin, hareketsiz beden: yeni neslin riski

Bir fitness antrenörü olarak şunu net söyleyebilirim: İnsan vücudu hareket etmek için yaratılmıştır. Ama mesele sadece hareket etmek değil; o hareketin nereye yönlendirildiğidir. Son günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan acı olaylara baktığımda, ben olaya biraz daha farklı bir yerden bakıyorum. Çünkü biz salonda her gün şunu görüyoruz: İçinde birikmiş öfke, stres, bastırılmış duygular… Bunların hepsi insanın içinde fiziksel bir yük haline gelir. Ve bu yük, bir şekilde dışarı çıkmak zorundadır. Eğer bu çıkış yolu doğru olmazsa, sonuçları da maalesef doğru olmaz. Bugünün çocukları ve gençleri enerjilerini atamıyor. Saatlerce ekran başında oturan, sosyal medyada şiddeti izleyen ama kendi bedenini neredeyse hiç kullanmayan bir nesilden bahsediyoruz. Bu çok ciddi bir dengesizliktir. Çünkü zihin doluyor ama beden boş kalıyor. İşte tehlike tam da burada başlıyor. Salona gelen gençlerde bunu çok net görürsünüz. İlk geldiklerinde odaklanamazlar, sabırsızdırlar, çabuk sinirlenirler. Ama düzenli antrenmanla birlikte değişim başlar. Çünkü ağırlık kaldırmak sadece kas geliştirmez; insanın karakterini de şekillendirir. Disiplin kazandırır. Sabretmeyi öğretir. En önemlisi, insan kendi sınırlarını tanımaya başlar. Bir seti tamamlamak için verdiğin mücadele, aslında hayatta pes etmemeyi öğretir. Ama burada kritik bir nokta var: Spor, özellikle fitness, sadece fiziksel bir aktivite olarak görülmemeli. “Gitsin enerjisini atsın” mantığı eksik kalır. Bu işin psikolojik tarafı çok daha güçlüdür. Düzenli antrenman yapan bir genç, zihinsel olarak da boşalır. İçindeki öfkeyi demire vurur, stresini terle atar. Bu, kontrolsüz davranışların önüne geçen en doğal yollardan biridir. Tabii iş yine dönüp dolaşıp aileye geliyor. Çocuğun eline telefon verip “oyalansın” demek yerine, onunla konuşmak, ne izlediğini bilmek ve en önemlisi onu hareket etmeye teşvik etmek gerekiyor. Çünkü çocuk yalnız kaldığında, rol modelini çoğu zaman yanlış yerde bulur. Benim gördüğüm şu: Spora yönlendirilen bir genç, zamanla kendine odaklanmayı öğrenir. Aynaya baktığında başkalarıyla değil, kendi gelişimiyle ilgilenir. Bu da onu dış etkilerden daha az etkilenir hale getirir. Unutmayalım, kontrolsüz enerji tehlikelidir. Ama doğru yönlendirilmiş enerji, bir insanı bambaşka bir noktaya taşır. Bugün yaşananları değiştiremeyiz. Ama yarın aynı şeylerin yaşanmaması için çocuklara ve gençlere bir alan sunabiliriz. O alan bazen bir saha, bazen bir salon, bazen de bir barbell olur. Ve şunu bilin: Ağırlığın altına giren bir genç, hayatın yükünün altından da kalkmayı öğrenir.

DİLEK AYDIN