Dijital amnezi: Silindi mi, hiç mi olmadı?

“Hafızasız Diyaloglar: Bir mesajın silinecek olması, ona verilen değeri de süreli hale getiriyor. Sorumluluktan Kaçış: 'Nasıl olsa silinecek' rahatlığıyla kurulan cümleler, iletişimin etik zeminini kayganlaştırıyor.” Bir iletişimci olarak sahanın nabzını tutmanın en zor yanı, insan ilişkilerindeki o görünmez kırılmaları henüz yaşanırken hissetmektir. Bugün dijital dünyada "süreli mesajlar" ve "herkesten sil" özelliğiyle sahte bir güvenlik alanı oluşmaya başladı. Ancak bir mesajın silinmesi, o diyaloğun kurulmadığı, o sözün söylenmediği anlamına gelmiyor.

EKRANDA YOK, ZİHİNDE VAR

Bir mesajın üzerine uzun basıp "herkesten sil" tuşuna dokunmak, teknik olarak o veriyi sunuculardan kaldırabilir; ancak iletişimin gerçeğini yok edemez. Bir iletişimci olarak sahada gözlemlediğim en büyük yanılgı, dijital silginin zihinsel bir silgiyle karıştırılmasıdır. Söz, bir kez ekrana düştüğünde ve karşı tarafın göz bebeğine değdiğinde, artık o bir "veri" olmaktan çıkıp bir "deneyim" haline gelir. Mesajı silmek, o deneyimin yaşandığı gerçeğini değiştirmez; sadece geride "bu mesaj silindi" şeklinde soğuk bir dijital ceset bırakır. Bu boşluk, bazen söylenmiş olan sözden daha ağır bir yük bindirir ilişkiye. Silinen her kelime, muhatabın zihninde "Acaba ne saklıyordu?" ya da "Söylediği sözün arkasında duramayacak kadar ne değişti?" gibi sorularla daha derin bir kırılma yaratır.

AKIŞKAN MODERNİTE VE SORUMLULUKTAN İSTİFA

Zygmunt Bauman’ın “Akışkan Modernite” kavramı tam da bu uçuculuğu anlatır. Hiçbir şeyin formunu korumadığı bir dünyada, iletişim de bir inşa süreci olmaktan çıkıp bir "iz bırakmama" oyununa dönüşüyor. İletişim aslında bir şahitlik meselesidir. Bir diyaloğu dijital komutlarla ortadan kaldırmaya çalışmak, o anın sorumluluğundan istifa etmektir. Oysa güven, silinen mesajların üzerine değil, saniyelerle sınırlı olmayan ve her daim arkasında durulabilen cümlelerin üzerine inşa edilir.

İNSAN HAFIZASI FORMATLANAMAZ

Telefon hafızası tek tuşla temizlenebilir ancak insan belleğinde teknik bir hata veya süre aşımıyla formatlanamayacak kadar dirençli bir kayıt sistemi vardır. Dijital amneziye sığınmak bizi sadece birbirimizden ve kendi hakikatimizden uzaklaştırıyor. İz bırakmamak adına iletişimi hafızasızlaştırmak, paylaştığımız anıları değersizleştirmekten başka bir işe yaramıyor. En büyük lüks, silme ihtiyacı duymayacağımız kadar dürüst ve net cümlelerle sahada var olabilmektir. Çünkü silinen mesajlar ekrandan gitse de, yarım bırakılan diyalogların ağırlığı kalpte asılı kalmaya devam ediyor. Unutmayın ki; teknoloji size kelimeleri yok etme gücü verebilir, ancak hiçbir yazılım muhatabınızın zihninde oluşan o ilk anın şahitliğini silemez. AKADEMİSYEN YAZAR - ZUHAL SÖNMEZER