Ekranın görünmez sınırları: Dijital izleme kültürü ve yeni nesil emperyalizm

Bundan yirmi, otuz yıl önce kültürel emperyalizm denildiğinde akla; sınırları aşan tır dolusu kasetler, Hollywood filmleriyle dolu sinema salonları ve lüks tüketim markalarının ışıklı tabelaları gelirdi. Bugün ise bu kuşatma çok daha sessiz, çok daha kişisel ve bir o kadar da derin. Artık emperyalizm coğrafi haritalarda değil, cebimizdeki telefonların algoritmalarında, akşamları karşısına geçtiğimiz dijital yayın platformlarının "Sizin İçin Önerilenler" listesinde hayat buluyor. Ve dijital izleme kültürü, sadece içerik tüketme biçimimizi değiştirmekle kalmıyor, aynı zamanda dünyayı algılama biçimimizi de tek tipleştiriyor.

ALGORİTMİK SÖMÜRGECİLİK: BEĞENİLERİMİZ KİMİN KONTROLÜNDE?

Eskiden kültürel yayılma "yukarıdan aşağıya" bir dayatmaydı. Bugün ise biz bu sürecin gönüllü birer parçasıyız. Netflix, Disney+ veya YouTube gibi dev platformlar, bize sınırsız bir özgürlük vaat ediyor gibi görünse de aslında bizi belirli bir estetik ve ideolojik kalıbın içine hapsediyor.

EKRANIN ÖTESİNDEKİ GÖRÜNMEZ EL

Kültürel emperyalizmin bu yeni formu, geleneksel olandan çok daha etkili. Çünkü burada bir zorlama yok; sadece bir akış var. Biz bu akışa kapıldıkça, kendi kültürel kodlarımızı "modası geçmiş" veya "yetersiz" görmeye başlıyoruz. Bir Güney Kore dizisinden bir İspanyol yapımına zıplarken bile, aslında aynı dijital estetik anlayışının ve aynı tüketim alışkanlıklarının içinde dönüp duruyoruz. "Dijital izleme kültürü, dünyayı dev bir sinema salonuna çevirdi; ancak makinistin kim olduğu ve hangi filmi ne kadar süre izleyeceğimiz üzerindeki kontrolümüz her geçen gün azalıyor."

FARKINDALIK MI, TESLİMİYET Mİ?

Dijital platformların sunduğu zenginlikten vazgeçmek imkansız ve belki de gereksiz. Ancak izlediğimiz her karede, altına her imza attığımız kullanıcı sözleşmesinde ve ekran başında geçirdiğimiz her saatte, aslında bir kültürel pazarlığın öznesi olduğumuzu unutmamalıyız. Kendi hikayelerimizi, kendi estetiğimizle ve en önemlisi kendi algoritmalarımızla anlatmadığımız sürece, başkalarının rüyalarını izleyen birer figüran olmaktan öteye geçemeyeceğiz. Dijital çağın emperyalizmiyle savaşmak için önce ekranın parlak ışığından gözlerimizi ayırıp, o ışığın arkasındaki mekanizmayı sorgulamakla işe başlamalıyız. AKADEMİSYEN YAZAR ZUHAL SÖNMEZER