Fatma’nın gözünden

BABAM BENİ ÇOK SEVER

''Hasta olurum ağlarım, abim döver ağlarım, annem azarlar ağlarım ama babam hiçbir şey yapmaz beni çok sever...'' Belgesel sinemamızın mihenk taşı olan Süha Arın, Türk belgesel sinemacılığının auteur yönetmenidir. 1979'da'' Uluslarası Çocuk Yılı'' için çektiği Tahtacı Fatma belgeseli ile orman işçilerinin hayatına odaklanmaktadır. 1978'de TRT'nin kendisinden çekmesini istediği ''Yörük Elif'' dizisi için mekan arayışındadır. Toros Dağları'nda, 2000 metre rakımda tanışır Fatma ve ailesi ile . Tahtacılarla karşılaşır ve belgesel yapmaya karar verir. Tahtacı Fatma, belgesel sinema tarihimizin en önemli örneklerinden biridir. Süha Arın, bu türün kurucusudur. 2004 yılında aramızda ayrılan Süha Arın, birbirinden güzel belgesellere imza atmıştır. Tahtacı Fatma gerek hikayesi, gerek sinematografisi ve doğaçlama diyalogları ile sosyolojik tahliller yapmaktadır.  

TAHTACILAR

Toroslar'da, ''Tahtacılar'' olarak bilinen orman işçilerinin, zor şartlar altında yaşaması ve dağdaki yaşamlarına odaklanan belgesel, hüzünlü bir atmosfer barındırıyor. 28 dakikalık belgeselde çocuktan yaşlıya bedenlerine yük binen emekçilerin yaşamda ki sorunlarını izleriz. 28 dakika adeta bir ders niteliğinde, tokat gibi çarpan diyaloglarla verilmektedir. Her ne kadar 1978'de çekilse de maalesef dünyada herkes eşit şartlar altında yaşayamıyor. 12 yaşındaki Fatma, hayalleri olan, öğretmen olmak isteyen ve büyüyememiş çocuklardan biridir. Hayalleri vardır, sıcacık bir eve sahip olmak, memur maaşı ile İstanbul'da yaşamak...

YÜKÜM AĞIRDIR

Fatma küçük yaştan itibaren hayatın ağır yükleri arasında kalmış, fakat asla umut etmekten vazgeçmeyen bir çocuktur. Fatma aslına bakılırsa o köyün temsilcisidir. Bedeni küçük ruhu büyük Fatma, annelik de yapar bir bakıma. Yemek yapar, sabah babası ve abisi ile ormana ağaç kesmeye giderler. Fatma'nın rutinleri abisi ve babası ile ağaçları kesmek, sonrasında yemek yapmak ve bebeklerin bakımı ile devam eder.Fatma bu işleri bir sorumluluk olarak yapar . Annesinin hasta olduğu ve abisinin bu işi beceremeyeceğini söyler. Belgeselde kadın ve çocuklar ağır işler yapmaktadır.

ÖĞRETMEN OLMAK İSTERİM

Belgeselde 70 yaşındaki Elif Şen'de bel ağrısı çekmesine rağmen ,oğluna maddi destek olmak için bu işi yaptığını söyler. Başka bir sahnede Otuzunda kel kaldığını söyleyen bir adam vardır. Fatma'nın okumak, iyi yerlere gelmek ve güzel yerler keşfetmek gibi hayalleri vardır. ''Okusam öğretmen olmak isterdim. Aylık maaş alıyon. Aylıklı bir memur olacan. Dağdaki gibi irezil olman. Biz aylıklı değiliz. Ölesiye ormada yaşarız.'' ''Göç etmeyi çok sevmiyorum, bir evim olsun isterim; ortaokula gidip öğretmen olmak isterim, maaşlı olmak. Annem hasta gidemem ki, gidersem işleri kim yapacak?'' Büyümeye meraklı ama çocuk da olamamış bireylerin,yaşam mücadelesine yakın plandan bakıyor Süha Arın. Duru Türkçe, yorgun bedenler, bağlamanın yaşama seslenişi ve Anadolu insanının yaşamını ekrandan dışarı sıcacık bir duygu ile verir belgesel. Hayatın içinden, hatta ta kendisi. Fatma ve orada yaşayanların öyküsü. Yoksulluk nedir?  Emek nedir? Bu soruları soruyor insan kendine. Başka da bir yaşam varmış... Süha Arın bir röportajında belgeselde de gördüğümüz Fatma'nın babası, Ali Şimşek ile uzun yıllar mektuplaştığını söyler. Yıllar sonra mektuplaşmalar azalmış ve izlerini kaybetmiş. Hayali Tahtacı Fatma 2'yi çekmekti fakat ömrü yetmedi .Aynı yaşam biçimini sürdürüyorlar mı, koşullar değişti mi?''bu durumları merak etmiş. Devrilen ağaçların yerlerini çekerken ,ikinci yönetmen Nesli Çölgeçen ile çok zorlanmışlar. Hatta kumanya da problem olmasının ardında aç kalmışlar. Belgeselde yemek yedikleri bir sahne var ekmeği bir suya batırıyorlar, o su şekerli suymuş. Dolayısıyla onların yemeklerine de ortak olamamışlar. Ekipten bazı kişiler ağaç kabuklarının özünü yemek zorunda kalmışlar. Diyaloglar tamamen doğaçlama olduğu için Süha Arın şöyle söyler: ''Tümüyle doğaçlama konuştular. Beni şaşırtan o kadar aydın fikirli, ileri görüşlülerdi ki. Sürekli okuyor, tartışıyorlardı.'' Süha Arın Fatma ile ilgili şu açıklamalarda bulunur: ''Dünya görüşleri çok ileride, Fatma 12 yaşında bir kız. Sponsor bulmak zor olduğu için önce çektiğim filmlerden kazandığım paralarla filmi ben finanse ettim. Bir buçuk iki yıl borç ödemek zorunda kaldım.'' Süha Arın belgesellerinden çok etkilendiğini, aslında etkilememesi gerektiğini söyler. ''Çünkü bir doktor görevinde tanık olduğu olayları evine taşırsa yaşayamaz. O yüzden görevi özel hayattan ayırmak gerekir. Belgeselde bir yer de benim görevim gibi. Etkilerinden uzun süre kurtulamıyorum. Her hüzünlü belgeselimden dolayı hastaneye yatarım.'' Yardımcı yönetmen Nesli Çölgeçen'inde ilk çalışmalarından biridir. Nesli Çölgeçen, toplumsal bir konu olduğu ve doğal olmalarından dolayı çok etkilenir. Süha Arın'da, öğrencisi Nesli Çölgeçen için onun çok iyi bir gözlemci olduğunu söyler. Çekim aşaması ve kurguda desteklerinden övgü ile bahseder. Tahtacı Fatma,  Uluslararası 3. Balkan Film Festivali Birincilik Ödülü (1979), Uluslararası Şam Film Festivali Gümüş Kılıç Ödülü (1979), Antalya Film Festivali Altın Portakal Ödülü (1979) ve T.C. Kültür Bakanlığı Kısa Film Yarışması Birincilik Ödülünü (1979) kazandı.  

MELTEM DEMİRKIRAN/ İSTANBUL