Hızlanan hayatta yavaşlayan insan

RİTİM KAYBI ÇAĞINDA İNSAN

“Hız çağında asıl devrim, ritmi koruyabilmektir.” Sabah Ankara’da trafik yine yoğun. Işıklar değişiyor, korna sesleri birbirine karışıyor. Herkes bir yere yetişmeye çalışıyor. Ama nereye? Metroda gençler telefon ekranına gömülmüş. Bir yanda KPSS, bir yanda YKS, bir yanda yüksek lisans başvuruları. Bir yanda kariyer planı, bir yanda gelecek kaygısı. Türkiye genç bir ülke. Ama gençler hiç bu kadar erken yorulmamıştı. Çünkü mesele hız değil artık. Mesele ritim. Bir toplumun da, bir insanın da bir ritmi vardır. Kalp belli bir tempoyla atar. Zihin belli bir sürede kavrar. Duygu belli bir zamanda yerleşir. Ritim bozulduğunda müzik gürültüye dönüşür. Hayat da öyle.

AKADEMİDE HIZ BASKISI

“Derinlik, hızın değil, sabrın çocuğudur.” Üniversiteler düşüncenin mekânıdır. Ama artık çoğu zaman hızın mekânına dönüşüyor. Yayın sayısı, atıf sayısı, proje sayısı… Metrikler, indeksler, performans tabloları… Elbette üretim önemlidir. Elbette bilim rekabet ister. Ama fikir aceleye gelmez. Bir teori, uzun bir sessizliğin ürünüdür. Bir kavrayış, hızlı toplantıların değil, yavaş yürüyüşlerin meyvesidir. Ritim kaybı akademide de hissediliyor. Derinleşmeden çoğalıyoruz. Düşünmeden üretiyoruz. Yetişmeye çalışırken anlamı ıskalıyoruz.

GENÇLİK VE SÜREKLİ KOŞU

“Gençliği hızla değil, umutla büyütmek gerekir.” Türkiye’de genç olmak, sürekli bir eşik atlama hâli. Sınavdan sınava, başvurudan başvuruya. Hızlı çöz, hızlı geç, hızlı yetiş. Fakat insan zihni yarış pistinde gelişmez. Merak, baskıyla değil, boşlukla büyür. Bir kuşağa sürekli hız öğretirseniz, sabır öğretemezsiniz. Ve sabır yoksa derinlik de yoktur.

DİJİTAL GÜRÜLTÜ VE HAFIZANIN İNCELMESİ

Gündem her saat değişiyor. Bir kriz bitmeden diğeri başlıyor. Toplum olarak yas tutmaya vakit bulamıyoruz. Bir sevinci paylaşmadan yenisine geçiyoruz. Hız, hafızayı inceltiyor. Hafıza inceldikçe kimlik de kırılganlaşıyor. Ritim kaybı sadece bireysel değil; toplumsal bir mesele.

YAVAŞLIK: BİR ZAYIFLIK MI, BİR GÜÇ MÜ?

“Sabır yoksa derinlik de yoktur.” Yavaşlamak geri kalmak değildir. Yavaşlamak ritmi yeniden kurmaktır. Bir çocuğu gerçekten dinlemek, bir öğrencinin sorusunu acele etmeden yanıtlamak, bir fikri hemen paylaşmadan üzerinde düşünmek… Bunlar küçük eylemler gibi görünür. Ama insanı insan yapan tam da bu yavaş anlar.

FİNAL: ALARM

“Çok hızlı bir toplum olabiliriz; ama derin olmayan bir toplum olmak istemeyiz.” Hızlanan hayatta yavaşlayan insan aslında tembel değildir. Tükenmektedir. Makine hızlanıyor. Algoritma hızlanıyor. Piyasa hızlanıyor. Ama insanın kalbi hâlâ aynı hızda atıyor. Bir kalp, makine temposuna uyum sağlayamaz. Eğer ritmimizi yeniden bulmazsak, çok hızlı bir toplum olabiliriz. Ama derinliği olmayan, sabrı olmayan, umudu olmayan bir toplum. Ve o zaman sorun hız olmayacak. Sorun insanın kayboluşu olacak. Çünkü ritim kaybı, önce müziği bozar, sonra dansı, en sonunda da sahneyi. “Makine zamanı hızlandırır; insan zamanı anlamlandırır.” Makine hızlanırken siz insan kalın. Bir sonraki yazıda buluşmak dileğiyle. Saygılarımla. PROF. DR. SERHAT ÇAKIR - BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ