Sporun ilk düşmanı: Zihin

Spor, aslında hayatın olmazsa olmazı. Bir alışkanlık değil, bedenin her gün kapını çalıp “Beni unutma” diye hatırlattığı bir ihtiyaçtır. Ama tuhaf olan şu ki; birçok insan için hâlâ en zor hareket etmek. “Vaktim yok” cümlesi dillerde dolaşan en kolay savunma. Çünkü zaman yok değil; zihin izin vermiyor. İnsan bazen yalnızca bedeninin değil, konfor alanının da esiri oluyor. Aslında sorun kaslarda değil; zihni kontrol edememek ve yönetememekte. Spor yapmak disiplin ve kararlılık getirir ve zihin de bu disiplinin önüne çoğu zaman büyük engeşdir.

ZİHİN NEDEN DİRENİR?

Spor çoğu kişi için hem ihtiyaç hemde ertelenen bir görev. “Biliyorum yapmam lazım ama bir türlü başlayamıyorum.” Peki neden? Neden zihin hareket etmeye bu kadar direnir? Aslında cevap basit; beyin tasarrufu sever. İnsan beyni evrimsel olarak enerjiyi korumaya programlanmıştır. Yani tehlike yoksa, güvenliyse, vücut sıcaksa beyin “hareket etme, enerjiyi tüketme” diye sinyal gönderir. Dinlenmek konfor alanında kalmak bu yüzden her zaman caziptir. Fakat güzel haber şu; Beyinde tıpkı kaslar gibi eğitilebilir. Alışkanlık oluştukça, hareket rutine döndükçe, beyin “Bu bana zarar vermiyor, aksine iyi hissettiriyor.” Mesajını almaya başlıyor. Düzenli hareket ettikçe dopamin ve serotonin artıyor, stres azalıyor. Beyine verdiğin yeni mesaj:” Hareket iyidir ve bana iyi geliyor “ Zamanla bedende zihinde alışır ve artık alışkanlık değil kendimi iyi hissettiğin bir alan oluşur. Peki Zihni Nasıl Yönetebiliriz? Unutma! Zihnini yöneten sensin. Zihin kusursuzluk ister ama kusursuzluk düşmandır. Kural şu; Kötü yapılan antrenman, yapılmayandan bin mat iyidir. DİLEK AYDIN