28 Eylül... Bir takvim yaprağı olmanın ötesinde, 2015'ten beri “Evrensel Bilgiye Erişim Uluslararası Günü” olarak kutlanan anlamlı bir tarih. Bu özel gün bilgiye erişimin ne kadar temel bir hak olduğunu hatırlatırken, günümüzün hızla dijitalleşen dünyasında bu hakkın çevresel konulardaki yansımasının da çarpıcı olacağı görülüyor. Öyle ki 2025'te kutlanacak olan temasıyla bu durum daha da belirginleşiyor. Bu yılın konusu "Dijital Çağda Çevresel Bilgilere Erişim".
UNESCO'NUN MİRASI VE DİJİTALİN GÜCÜ
Hatırlatmakta fayda var, 28 Eylül'ü "Evrensel Bilgiye Erişim Uluslararası Günü" olarak ilan eden kurum UNESCO'dur. Bu adım bilgiye erişimin sadece bireysel bir hak değil; aynı zamanda küresel bir sorumluluk olduğunu vurgulayan önemli bir dönüm noktasıydı. Günümüzde ise dijital teknolojiler ve açık veri platformları, bu mirası daha da ileriye taşıyor. Artık çevresel veriler (iklim değişikliği, kirlilik, biyoçeşitlilik kaybı, afet riskleri gibi) ulusal sınırları aşarak, daha şeffaf, iş birlikçi ve erişilebilir hale geliyor. Bu durum özellikle iklim değişikliğinin etkilerine maruz kalan nüfus için hayati bir önem taşıyor.
BİLGİ GÜÇTÜR
Peki, bu dijital erişim bize ne kazandırıyor? Öncelikle “bilgi güçtür” ilkesini pekiştiriyor. Bilgili vatandaşlar, hem sandık başında bilinçli tercihler yapabilir hem de hükümetlerini çevre politikaları ve sürdürülebilirlik konusundaki eylemleri nedeniyle daha etkin bir şekilde sorumlu tutabilir. Şeffaf ve katılımcı bir yönetişimin temeli işte bu bilgilenme hakkıdır. Paris Anlaşması ve Rio Çevre ve Kalkınma Bildirgesi gibi uluslararası çerçeveler de bu hakka yasal ve normatif bir zemin sunuyor.
AÇIK VERİ, AÇIK GELECEK: 2025'İN VİZYONU
2025 Küresel Evrensel Bilgiye Erişim Konferansı, UNESCO ve Filipinler Cumhuriyeti Hükümeti iş birliğiyle Manila'da düzenleniyor. Bu konferans, 28 Eylül'ün ilanının 10. yılını kutlayacak ve bilgi edinme hakkı alanındaki on yıllık ilerlemeleri ve karşılaşılan zorlukları değerlendirecek. Dijitalleşmenin sunduğu fırsatlarla, çevresel verilere erişimin kolaylaşması, kamuoyunun çevre yönetimine ve sürdürülebilir kalkınmaya daha anlamlı katılımının önünü açıyor. Bu anlamlı oturum aynı zamanda hepimiz için daha şeffaf, katılımcı ve hesap verilebilir bir gelecek demek.
DİJİTAL KÖPRÜLER KURMAK VE SÖZÜN ÖZÜ…
28 Eylül, bize bilgiye erişimin sadece bir düğmeye basmak kadar kolay olabileceğini hatırlatıyor. Ancak bu yılın teması bağlamından hareketle sözü edilen dijital köprülerin, çevresel bilgileri herkese ulaştıran sağlam yapılar olmasını sağlamak ise bizim elimizde. İletişim akademisyenleri olarak bizler de, bu bilginin doğru, anlaşılır ve yaygın bir şekilde paylaşılması için üzerimize düşen görevi yerine getirmeliyiz. Unutmayalım ki, dijital çağda yeşil bir gelecek inşa etmenin ilk adımı, bilgiye evrensel ve eksiksiz erişimden geçiyor. Ve elbette -tamamı itibarıyla- bilgiye erişme konusunda istekli ve ısrarcı olmayı da ihmal etmemeliyiz.
GAZETECİ-YAZAR-AKADEMİSYEN ZUHAL SÖNMEZER