Geçtiğimiz günlerde basına yansıyan ürpertici bir gelişme, bu yeni nesil kültürel hafıza kırımının boyutlarını gözler önüne serdi. Avrupa’daki bağımsız sahaflar, gece yarısı olağandışı, insan elinden çıkmadığı anlaşılan ve birer dakika arayla gelen otomatik sipariş dalgalarıyla sarsıldı. Zoom Books gibi aracı şirketler ve Anthropic gibi yapay zekâ devlerinin (örneğin o meşhur "Project Panama" kapsamında) yürüttüğü bu operasyonun arkasındaki gerçek ise sonradan anlaşıldı: Milyonlarca fiziksel kitap, yapay zekâ modellerini eğitmek amacıyla toplanıyor, ciltleri acımasızca sökülüyor, yüksek hızlı tarayıcılardan geçiriliyor ve ardından... İmha ediliyor.
FAHRENHEİT 451’İN MEKANİK CANAVARLARI ARAMIZDA
Ray Bradbury, distopik başyapıtı
Fahrenheit 451’i kaleme alırken, kitapları yakan küle çeviren o mekanik canavarları hayal etmişti. Bradbury’nin dünyasında sistem, toplumsal hafızayı silmek, düşünceyi tek tipleştirmek ve insanları ekranlara bağımlı, uyuşmuş yığınlara dönüştürmek için kitapları acımasızca yakıyordu.
Bugün ise ellerinde gaz maskeleriyle dolaşan üniformalı devlet görevlileri yok; onun yerine gece yarısı sessizce çalışan algoritmalar, yapay zekâ şirketleri ve onların lojistik taşeronları var. Üstelik bu kez amaç kitapları sadece yok etmek değil; insanlığın ortak düşünce dünyasını soğuk veri merkezlerinin içinde eritip kendi tekellerine almak. Dijitalleştirilen bu kitaplar, bir daha asla bir sahafın tozlu rafına dönemeyecek, bir okurun parmak uçlarına değemeyecek şekilde fiziksel olarak yeryüzünden siliniyor.
"ADİL KULLANIM" MASKESİ ALTINDA BELLEK KIRIMI
Teknoloji devlerinin bu barbarca yönteme başvurmasının arkasında son derece bencilce ve hukuki kurnazlıklarla dolu bir sebep yatıyor:
Telif davalarından kaçınmak.
İnternetteki serbest verilerin tükenmesiyle bir "veri duvarına" toplayan yapay zekâ şirketleri, telif hakkı ihlali suçlamalarıyla karşılaşmamak için çözümü fiziksel kopyaları "satın alıp yok etmekte" bulmuş durumda. Amerikan hukukundaki "adil kullanım" (fair use) ilkesini arkalarına alarak,
"Kitabı satın aldım, taradım ve piyasada mükerrer fiziksel kopyası kalmasın diye imha ettim" diyerek işin içinden sıyrılmaya çalışıyorlar.
Ancak bu kurnazlık, çok dilli ve çok kültürlü insanlık birikiminin fiziksel dolaşımdan tamamen çekilmesi anlamına geliyor. Yüzyıllardır kütüphanelerden sahaflara, nesilden nesile aktarılan o milyonlarca sayfa, şimdi silikon vadisindeki birkaç tekelci şirketin sunucularında hapsedilmiş soğuk birer veri yığınına dönüşüyor.
TEKELLEŞEN BİLGİ
Sahaflar ilk başlarda depolarında çürüyen, satılmayan kitapların nakde dönmesinden memnun olmuş olabilirler. Ancak bugün gelinen noktada durumun vehameti ortada. Kitap sadece "içerik" demek değildir; kitabın fiziksel varlığı, onun basıldığı dönem, üzerindeki el yazısı notlar, kokusu ve her şeyden önemlisi serbestçe elden ele dolaşabilme özgürlüğü, demokratik ve bağımsız bir kültürün teminatıdır.
Yapay zekâ şirketleri kitapları mülkiyetine geçirip fiziksel dünyadan sildiklerinde, bilgiyi de kendi tekellerine alıyorlar. Yarın bir gün o kitaplardaki bilgilere ulaşmak istediğimizde, bunu ancak o şirketlerin izin verdiği ölçüde, onların filtrelerinden ve algoritmik süzgeçlerinden geçmiş haliyle okuyabileceğiz. Yani bilginin labirentinde, yazarın asıl niyeti ve insanlığın özgür düşüncesi tamamen kaybolup gidecek.
KÜLDEN DAHA SESSİZ BİR YOK OLUŞ
Bradbury’nin romanında itfaiyeci Guy Montag, kitapları yakarak yok ettiğini sanıyordu ama en azından neyi yok ettiğinin bilincindeydi. Bugünün sayısal itfaiyecileri ise "bilgiyi erişilebilir kılıyoruz", "yapay zekâyı eğitiyoruz" ambalajıyla kültürel bir hafıza kırımı gerçekleştiriyor.
Kitapları fiziksel dünyadan silip onları sadece şirketlerin veri tabanlarına hapsetmek, gelecekte hafızamızın fişini çekmek isteyenlere inanılmaz bir güç vermektir. Dijital dünyada tek bir tuşla sansürlenebilecek, değiştirilebilecek ya da tamamen silinebilecek bir kültür mirası yaratıyoruz.
Eğer sahaf raflarındaki o milyonlarca eserin sessiz sedasız imha edilmesine göz yumarsak, Bradbury’nin korktuğu o distopya, çok daha steril, çok daha parlak ekranların arkasında ama çok daha karanlık bir biçimde gerçek olacak. Kitaplarımıza ve onların fiziksel varlığına sahip çıkmak, sadece geçmişi korumak değil; özgürce düşünebilen bir geleceği de savunmaktır.
AKADEMİSYEN - YAZAR: DR. ZUHAL SÖNMEZER
KAYNAK:
Landymore, F. (2025). "Anthropic Shredded Millions of Physical Books to Train its AI."
Futurism. Erişim adresi:
https://futurism.com/anthropic-shredded-millions-of-physical-books
O'Donovan, C. (2025). "The quest to 'destructively scan' all the world's books."
The Washington Post. Erişim adresi:
https://www.washingtonpost.com/podcasts/post-reports/the-quest-to-destructively-scan-all-the-worlds-books/
TRT World. (2026). "First they came for the newspapers and now AI firms are buying thousands of books."
TRT World News. Erişim adresi:
https://www.trtworld.com/article/a744755da4b6