DOLAR

44,7115$% 0.21

EURO

52,5226% 0.09

STERLİN

60,3564£% 0.41

GRAM ALTIN

6.799,73%-0,18

ÇEYREK ALTIN

11.105,00%-2,02

TAM ALTIN

44.218,00%-1,29

ONS

4.743,97%-0,10

BİST100

14.058,51%-0,11

Sabah Vakti a 02:00
Ankara AZ BULUTLU 11°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Yeni bir düzen kurulur ve ben orada yerimi alırım

ad826x90

Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerini alır. İsmet İnönü’ye atfedilen bu cümle, anlatıldığı kadarıyla Soğuk Savaş’ın sert günlerinde, Türkiye’nin Batı ittifakıyla ilişkisinin ve yalnız bırakılma ihtimalinin konuşulduğu bir dönemde söylenmiş bir itiraz olarak hatırlanır. O cümle bugün zihnimde şöyle çınlıyor: “Yeni bir düzen kurulur ve ben orada yerimi alırım.”

ad826x90

Bu cümleyi kimi günler bir meydan okuma, kimi günler güçlü bir iradenin dışa vurumu gibi içimde taşıyorum; buna inanıyorum. Çünkü düzen dediğimiz şey, çoğu zaman gözümüzün önünde değişirken bile değişmez gibi davranmayı seviyor. İnsan da öyle. Alışkanlıklarımızı kader sanıyoruz. Kapıların kilidini pas tutmuş sanıyoruz; oysa çoğu kilit, içeriden açılıyor: İnsanın değerleri, niyeti ve ahlaki duruşu sayesinde…

Yeni bir düzenin kurulması kulağa bir ömürlük mesai gibi geliyor. Oysa düzen dediğimiz şey, her zaman büyük lafların arkasındaki küçük tekrarların toplamıdır ve hep içinde aynı özü barındırır: Bugün neye evet, neye hayır dedin? Kimin yanında durdun? Kimin hakkını sessizce yedin? Kimin emeğini görmezden geldin? Dışarıdaki düzenin inşaası içeride başlar.

Düzen değişirken hayatta kalma meselesi ahlak ve etikten bağımsız ele alınamaz. Ahlak ve etik iç disiplindir; başkasının hakkını kendi çıkarına kurban etmemektir; her gün, her işte, her küçük kararda doğru olanı seçmektir. Bu seçimlerin çoğu zaman büyük cümlelerle ilan edilmesine gerek yoktur. Sessizce alınmış kararları uygulamak yeterlidir: Haksız kazanca yanaşmamak… Kolay diye yalanı seçmemek… Başkasının emeğini küçümsememek… Böyle gelmiş böyle gider diyen kalabalığa bakıp, ben böyle gitmeyeceğim diyebilmek…

Evet, biliyorum: Doğru ve etik çalışmak her zaman hemen karşılık bulmuyor. Bazen doğru, gecikiyor. Bazen ahlak, pahalıya mal oluyor. Bazen kapılar bir süreliğine yüzünüze kapanıyor. Ama şunu da biliyorum: Etik olmayan yöntemlerle açılan kapılar bazen aynı kolaylıkla da kapanabiliyor. Kısa vadede hız kazandırıyor gibi görünen her hile, uzun vadede insanın ayağına dolanıyor. Çünkü güven bir kez kırılınca, en iyi CV bile eksik kalıyor. İtibar bir kez zedelenince, en parlak fikir bile gölgede kalıyor.

ad826x90

Oysa doğru ve ahlaklı emeğin bir özelliği var: Kendi yolunu açıyor. Kimi zaman bir insanın kalbinde, kimi zaman bir kurumun hafızasında… Bugün görmediğin bir kapıyı yarın bir bakış aralıyor. Bugün karşılıksız gibi duran özenli bir duruş, yarın bir fırsatın yolunu açıyor. Evet sistemler değişiyor; ama güvenilir insana, sözünde durana, işini iyi yapana, başkasının hakkını gözetene duyulan ihtiyaç değişmeden kalıyor.

Düzenin sürekli değiştiğini, dönüştüğünü görebiliriz. Sen ahlaklı, etik ve doğru kalırsan, tüm zorluklara rağmen korkma: Kurulan her yeni dünya düzeninde sana da mutlaka bir yer olur.

Bu yüzden, yeni bir düzen kurulduğunda önce herkes “Bu işin yükünü kim kaldırır?” diye bakıyor. Planlar yapılır, takvimler hazırlanır, riskler konuşulur; ama sonunda ölçü değişmez: Kimin sözüne güvenilir, kim işini eksiksiz yapar? Bir gün bir kurum, bir gün bir ekip, bir gün bir insan “Bu işi kime emanet edeyim?” diye düşündüğünde, cevabı çoğu zaman karakter belirler.

Hayatın her döneminde, ahlaklı kalmanın bir bedeli var: Kimi zaman dışarıda kalırsın, kimi zaman bekleyip sabretmen gerekir; kimi zaman da kolayı seçmedin diye yanında kimse kalmaz. Ama o bedel insanı içeriden çökertmez; aksine sağlamlaştırır. Çünkü insan en çok, kendi pusulasından vazgeçtiğinde kaybeder.

ad826x90

Bir düzen değişirken pek çok şey yerinden oynar: Kurallar, alışkanlıklar, ilişkiler; hatta bazen değerler bile… İşte bu yüzden insanın elinde tutabildiği şu birkaç şey daha da kıymetlenir: Sözünde durması, emeğine sahip çıkması, hak yememesi, niyetinin temizliği… Rüzgâr hangi yöne eserse essin, insanı ayakta tutan yine bunlardır. Belki yol uzar, belki kapılar hemen açılmaz. Ama insan pusulasını kaybetmezse sonunda hedefine mutlaka ulaşır.

PROF. DR. SEHER CESUR KILIÇASLAN – İSTANBUL AREL ÜNİVERSİTESİ

0 0 0 0 0 0
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Ben ve tiyatro: Sahnenin içinden dünyaya bakış

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.