DOLAR

45,5727$% -0.01

EURO

52,9300% -0.38

STERLİN

61,0917£% -0.27

GRAM ALTIN

6.630,07%-0,91

ÇEYREK ALTIN

10.812,00%-0,76

TAM ALTIN

43.115,00%-0,76

ONS

4.490,38%-1,65

BİST100

14.029,54%-2,35

İkindi Vakti a 17:02
Ankara PARÇALI AZ BULUTLU 18°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Milletin kalbinde atan isim Atatürk

ad826x90

Sabahın erken saatleriydi. Güneş henüz doğmamıştı ama içimde tuhaf bir aydınlık vardı. Sanki bir gün doğumunu bekleyen sadece gökyüzü değil, aynı zamanda hafızamdı. Takvimler bir kez daha 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı gösteriyordu. Bu tarih, sıradan bir gün değildir; bu tarih, bir milletin kaderinin değiştiği, karanlığın içinden doğan bir ışığın ilk kıvılcımıdır. Ve ben, her yıl olduğu gibi bu yıl da o ışığın izini sürmek istedim.

ad826x90

Zihnim beni 1919 yılına götürdü. Dalgaların hafifçe kıyıya vurduğu, Karadeniz’in hırçın ama umut dolu sularının kenarında bir şehir… Samsun. Orada bir adam vardı. Sadece bir asker değil, sadece bir komutan değil; bir milletin kaderini omuzlarında taşıyan bir insan: Mustafa Kemal Atatürk.

O gün, 19 Mayıs 1919’da o gemiden inerken belki de en çok ihtiyaç duyulan şey cesaretti. Ama bu cesaret, sıradan bir cesaret değildi. Bu, umutsuzluğun ortasında umut yaratma cesaretiydi. O adım, yalnızca bir şehre atılan bir adım değildi; bir milletin uykusundan uyanışının ilk sesi, ilk nefesiydi.

Ben bir gözlemciyim. Bir yazar, bir sanatçı ve en önemlisi bir insan olarak, bu tarihin bendeki yankısını kelimelere dökmeye çalışıyorum. Ama ne kadar yazarsam yazayım, o anın büyüklüğünü anlatmaya yetmeyeceğini biliyorum. Çünkü bazı duygular vardır; kelimeler onları sadece işaret edebilir, tarif edemez.

Bu yıl yolum Anıtkabir’e düştü. Daha doğrusu, içimde bir ses beni oraya çağırdı. Bu çağrı ne bir zorunluluktu ne de bir görev; bu, kalpten gelen bir davetti. Sabahın erken saatlerinden itibaren oraya doğru akan insan selini gördüğümde, aslında yalnız olmadığımı anladım.

ad826x90

Çocuklar vardı… Ellerinde küçük bayraklar, gözlerinde büyük bir hayranlık. Belki henüz tarihin tüm detaylarını bilmiyorlardı ama hissettikleri şey çok netti: Sevgi. Saf, karşılıksız ve tertemiz bir sevgi.

Yaşlılar vardı… Yüzlerinde yılların izleri, gözlerinde ise geçmişin derinliği. Onlar belki de bu hikâyeyi en iyi anlayanlardı. Çünkü bazıları o günlerin tanıklarından dinlemişti, bazıları ise o ruhu çocukluklarında hissetmişti.

Gençler vardı… Geleceğin taşıyıcıları. Omuzlarında belki farkında olmadıkları bir sorumluluk, kalplerinde ise güçlü bir bağlılık. Onların bakışlarında gördüğüm şey, bir ideali devam ettirme isteğiydi.

Ve ben… Ben de o kalabalığın içindeydim. Ama aslında bir kalabalığın içinde değil, bir duygunun içindeydim.

ad826x90

Anıtkabir’in merdivenlerinden yavaşça çıktım. Her adımda içimde bir şeyler değişiyordu. Sanki sadece yukarı çıkmıyor, aynı zamanda geçmişe doğru da ilerliyordum. Her basamak, bir hatırayı, bir mücadeleyi, bir fedakârlığı temsil ediyordu.

Mozolenin önüne geldiğimde, bir an durdum. Kalabalık vardı ama garip bir sessizlik hâkimdi. Bu sessizlik, boş bir sessizlik değildi; aksine, anlamla dolu bir suskunluktu. Herkes kendi iç dünyasında bir şeyler yaşıyordu.

O an düşündüm: Bir insan nasıl olur da bu kadar çok insanın kalbinde aynı anda yaşayabilir?

Cevabı basit ama derindi: Çünkü o insan, kendisi için değil, başkaları için yaşamıştır.

Mustafa Kemal Atatürk’e duyulan sevgi, sadece tarihsel bir saygı değildir. Bu sevgi, bir minnettir. Bir anlayıştır. Bir bilinçtir. Ve belki de en önemlisi, bir devamlılıktır.

Kalabalığın içinde ilerlerken bir anne ile küçük çocuğu dikkatimi çekti. Çocuk annesine soruyordu:

“Anne, Atatürk neden bu kadar önemli?”

Anne, bir an durdu. Belki kelimeleri seçmek için, belki de duygularını toparlamak için. Sonra eğildi ve çocuğun göz hizasına geldi:

“Çünkü o, bizim özgürce yaşayabilmemiz için mücadele etti.”

Bu cümle, belki de yüzlerce sayfalık bir kitabın özeti gibiydi.

Ben de kendi kendime sordum: Benim için Atatürk ne demek?

Cevaplar zihnimde birbiri ardına sıralandı ama hiçbiri tek başına yeterli değildi. Çünkü o, tek bir kavramla açıklanabilecek biri değildi.

O, bir liderdi ama sadece bir lider değil. O, bir askerdi ama sadece bir asker değil. O, bir düşünürdü ama sadece bir düşünür değil.

O, bir başlangıçtı.

Anıtkabir’den ayrılırken arkamı dönüp son bir kez baktım. Güneş artık tamamen doğmuştu. Işık, mozolenin üzerine vuruyor ve sanki orayı daha da anlamlı kılıyordu.

O an içimden geçen tek şey şuydu:

“Bir insanın ardından bu kadar sevgiyle yürünüyorsa, o insan hiçbir zaman gerçekten gitmemiştir.”

Bu sevgi, zorla oluşturulmuş bir bağlılık değildir. Bu sevgi, nesilden nesile aktarılan bir bilinçtir. Ve bu bilinç, sadece geçmişe değil, geleceğe de yön verir.

Bugün, 19 Mayıs’ı kutlarken aslında sadece bir tarihi anmıyoruz. Aynı zamanda bir ruhu yaşatıyoruz. O ruh, bağımsızlık ruhudur. O ruh, özgürlük ruhudur. O ruh, umudun asla kaybolmaması gerektiğini hatırlatan bir sestir.

Ve ben, bir yazar olarak değil, bir insan olarak şunu söylemek istiyorum:

Bu sevgi, anlatılmaz… yaşanır.

Anıtkabir’de gördüğüm o kalabalık, bana bir gerçeği bir kez daha hatırlattı: Bir millet, geçmişine sahip çıktığı sürece geleceğini de koruyabilir.

Ve o milletin kalbinde bir isim varsa, o isim sadece bir kişi değil; bir değerdir, bir mirastır, bir ışıktır.

O isim: Mustafa Kemal Atatürk.

Belki bir gün yine giderim Anıtkabir’e. Belki yine o kalabalığın içinde kaybolurum. Ama biliyorum ki aslında kaybolmam. Çünkü orada herkes aynı duyguda buluşur.

Sevgi.

Saygı.

Minnet.

Ve en önemlisi… umut.

Çünkü 19 Mayıs sadece bir başlangıçtı.

Ve bazı başlangıçlar, hiç bitmez.

RAGSANA BABAYEVA

0 0 0 0 0 0
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Dolandırıcılık suçu ve IBAN dolandırıcılığı üzerine hukuki inceleme

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

casino siteleri