DOLAR

44,7180$% 0.22

EURO

52,4483% -0.06

STERLİN

60,2899£% 0.3

GRAM ALTIN

6.801,73%-0,15

ÇEYREK ALTIN

11.108,00%-2,01

TAM ALTIN

44.228,00%-1,27

ONS

4.739,66%-0,19

BİST100

14.058,51%-0,11

Sabah Vakti a 02:00
Ankara AZ BULUTLU 11°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Ahın sesi – gasp edilen sevginin akıbeti

Bir aşk anlatısı

ad826x90

Ahın sesi – gasp edilen sevginin akıbeti. Şehrin üzerine akşam iniyordu. Güneşin son ışıkları pencerelerde titriyor, sanki her camda başka bir kaderin gölgesi yaşıyordu. Sokaklar yorgundu, insanlar acele ediyordu; ama bu telaşlı adımların altında çoğu zaman susturulmuş hikâyeler gizlenirdi.
En ağır hikâyeler ise sessiz kalanlardır.
Ah gibi.
Gülnaz, hayatın ona sunduğu imkânlarla yükselmişti. Parası vardı, mevkii vardı, çevresinde saygı—ya da daha doğrusu çekinilen bir itibarı vardı. İnsanlar onun yanında sözlerini seçer, bakışlarından sakınırdı.
O ise buna alışmıştı.
Hatta bundan zevk alıyordu.
Zaman geçtikçe içinde görünmez ama sert bir duygu büyüdü: kibir.
Artık onun için istek ile gerçek arasında fark kalmamıştı. O bir şeyi istiyorsa, bu yeterliydi. Onun dünyasında “olmamalı” diye bir şey yoktu.
Özellikle de… başkasına ait olan şeyler söz konusuysa.
Aylin ve Arman.
Onlar birbirini seviyordu.
Bu sevgi ne gürültülüydü ne de gösterişli. Ama derindi. Bakışlarında bir güven, bir dinginlik vardı. Sanki hayatın tüm zorluklarına rağmen birbirlerine yetiyorlardı.
Gülnaz bu sakinliği gördüğünde içinde bir huzursuzluk doğdu.
Bu duygu sevgi değildi.
Bu, sahip olma hırsıydı.
Karar verdi.
Bu sevgi bitecekti.

ad826x90

Bu kez ince oyunlarla yetinmedi. Arman’ın önüne başka bir hayat koydu—daha rahat, daha zengin, daha parlak. Onun şimdiye kadar hayal edebileceği her şey bir anda ulaşılabilir hâle geldi.
— “Her insan daha iyi yaşamayı hak eder,” dedi Gülnaz sakin bir sesle.
— “Bazen insan duygularını değil, geleceğini seçmelidir.”
Bu sözler Arman’ın içinde iz bıraktı.
Aynı zamanda Aylin’in hayatı ağırlaşmaya başladı. Kapılar yüzüne kapandı. İmkânlar azaldı. Hayat onu sıkıştırmaya başladı.
Bu tesadüf değildi.
Bu, görünmeyen bir müdahaleydi.
Aylin direndi.
Sevgisine tutundu.
Ama hayat yalnızca duygularla sürmez.
Bir yanda sevgi, diğer yanda yaşam mücadelesi…
Bazen insan seçim yapmaz.
Sadece mecbur kalır.
Arman ise iki yol arasında kaldı.
Bir yanda Aylin—sevgi, samimiyet, sadelik.
Diğer yanda ise rahatlık, imkân, “daha iyi bir gelecek.”
Bir gün yalnız otururken fısıldadı:
— “Sevgiyle yaşamak zor… ama sevgisiz yaşamak daha rahat…”
Bu cümle onun dönüm noktası oldu.
Aylin’den uzaklaştı.
Önce sözler azaldı.
Sonra buluşmalar.
Sonra ise… bağ kendiliğinden koptu.
Aylin gitti.
Sessizce.
Ardında kırık bir kalp bırakarak… ama kendini kaybetmeden.
Gülnaz kazandı.
Arman onunla evlendi.
Düğün büyük, gösterişliydi. Her şey yerli yerindeydi. Dışarıdan bakıldığında bu, başarının zirvesi gibiydi.
Ama o zirvede nefes almak zordu.
Çünkü orada sevgi yoktu.
Evliliklerinin ilk günlerinden itibaren hissediliyordu:
Bu ilişki kurulmuştu…
ama doğmamıştı.
Arman değişmişti.
Artık eskisi gibi gülmüyordu. Bakışlarında bir boşluk vardı. Bazen saatlerce pencereye bakıyor, sanki geçmişiyle konuşuyordu.
Gülnaz bunu görüyordu.
Ama kabul etmiyordu.
Bir gün sordu:
— “Her şeye sahipsin. Neden hâlâ huzursuzsun?”
Arman sessizce cevap verdi:
— “Her şeye değil…”
— “Neye?”
Uzun bir sessizlikten sonra dedi:
— “En önemli olana.”
Bu sözler Gülnaz’ın içinde bir çatlak oluşturdu.
Ama artık çok geçti.
Zaman geçti.
Para vardı.
Rahatlık vardı.
Ama evde sıcaklık yoktu.
Bir gün Arman dedi ki:
— “Sen beni kazandın… ama kalbimi değil.”
Bu cümle her şeyi bitirdi.
Ve bir gün o gitti.
Sessizce.
Nasıl geldiyse öyle.
Gülnaz yalnız kaldı.
Hayatı eskisi gibi görünüyordu—parlak, zengin, dolu.
Ama içinde büyük bir boşluk vardı.
Aynaya baktı.
Orada bir kazanan yoktu.
Orada her şeyi elde edip… en önemli olanı kaybeden biri vardı.
Yıllar sonra Aylin’i gördü.
Aylin sade yaşıyordu. Hayat ona zorluklar vermişti, ama onu kıramamıştı. Gözlerinde bir huzur vardı.
Bu huzur—kendini kaybetmemenin ödülüydü.
Gülnaz titreyen bir sesle dedi:
— “Ben senden her şeyi aldım…”
Aylin sakin bir şekilde cevap verdi:
— “Hayır. Sen benden hiçbir şey almadın… sadece kendinden çok şey götürdün.”
Bu sözler sessizlikte ağır bir gerçek gibi asılı kaldı.
Gülnaz anladı:
İnsan başkasının yolunu değiştirebilir.
Onun sevgisini elinden alabilir.
Onun hayatına müdahale edebilir.
Ama bunun karşılığında hayat…
onun içini boşaltır.
Ve o boşluk…
ne parayla dolar,
ne makamla,
ne de geç kalmış bir pişmanlıkla.
Şehrin üzerinde rüzgâr yine esiyordu.
Sanki görünmeyen bir ses fısıldıyordu:
Ah yerde kalmaz…
Hele ki…
sevgiden vazgeçildiğinde,
ya da başkasının sevgisi elinden alındığında.

ad826x90

0 0 0 0 0 0
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Herkes geleceği konuşuyor, ama kimse yarını planlamıyor

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.