DOLAR

45,5811$% 0.14

EURO

53,0885% 0.17

STERLİN

61,0247£% 0.5

GRAM ALTIN

6.691,74%0,72

ÇEYREK ALTIN

10.884,00%-1,30

TAM ALTIN

43.401,00%-1,30

ONS

4.564,14%0,54

BİST100

14.183,98%-1,28

İkindi Vakti a 17:02
Ankara KAPALI 14°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
ad826x90

YEME DAVRANIŞININ GÖRÜNMEYEN YÜZÜ

ad826x90

Birçok insan bugün yalnızca aç olduğu için yemek yemiyor.

Bazen stres yüzünden, bazen yalnızlık hissinden, bazen zihinsel yorgunluktan, bazen de bedeninin verdiği biyolojik sinyaller nedeniyle yiyor. Bu nedenle aşırı yeme, yeme atakları ve kilo problemlerini yalnızca “irade eksikliği” olarak görmek büyük bir hata.

İnsan bedeni ve zihni birbirine bağlı çalışan karmaşık bir sistemdir.

Yeme davranışı yalnızca mideyle ilgili değildir; beynimiz, hormonlarımız, bağırsaklarımız, psikolojik durumumuz ve yaşam tarzımız birlikte çalışır. Birindeki bozulma diğerini de etkiler.

ad826x90

Örneğin depresyon yaşayan bir kişi düşünelim.

Depresyon sırasında beyindeki ödül sistemi değişebilir. Kişi kendini kısa süreli iyi hissetmek için şekerli ve yağlı yiyeceklere daha fazla yönelir. Çünkü bu yiyecekler beyinde geçici haz hissi oluşturan mekanizmaları aktive eder. Ancak bu rahatlama kısa sürer. Sonrasında suçluluk, pişmanlık ve tekrar yeme isteği ortaya çıkabilir. Böylece duygusal yeme döngüsü oluşur.

Benzer şekilde kronik stres altında yaşayan kişilerde stres hormonları değişir. Uyku bozulur, açlık hissini artıran hormonlar yükselir, tokluk sinyalleri zayıflayabilir. Özellikle geceleri ortaya çıkan yoğun yeme isteğinin altında çoğu zaman yalnızca açlık değil; zihinsel ve hormonal yorgunluk vardır.

Bugün bilim dünyası bağırsak sistemi ile beyin arasındaki ilişkiye de büyük önem veriyor.

ad826x90

Bağırsaklarımız yalnızca sindirim organı değildir. İçerisindeki milyarlarca bakteri; ruh hali, iştah, bağışıklık sistemi ve hatta stres düzeyi üzerinde etkili olabilir. Düzensiz beslenme, aşırı işlenmiş gıdalar, yetersiz lif tüketimi ve kötü yaşam alışkanlıkları bağırsak dengesini bozarak hem fiziksel hem psikolojik sorunları etkileyebilir.

Hareketsiz yaşam da bu zincirin önemli halkalarından biridir.

Modern insan günün büyük kısmını oturarak geçiriyor. Oysa düzenli hareket yalnızca kalori yakmak için değil; hormon dengesi, stres kontrolü, uyku kalitesi ve ruh sağlığı için de gereklidir. Fiziksel aktivite azaldığında bedenin biyolojik ritmi bozulabilir, bu da iştah kontrolünü zorlaştırabilir.

Bir diğer önemli etken ise sosyal medya.

Bugün insanlar gün boyunca farkında olmadan yüzlerce yiyecek görüntüsüne maruz kalıyor. Özellikle eriyen çikolatalar, aşırı peynirli yiyecekler, büyük porsiyonlar, tatlı videoları ve hızlı tüketim içerikleri beynin ödül sistemini uyarabiliyor. Beyin gerçek yiyecekle karşılaşmasa bile bu görüntülere tepki verebiliyor ve yeme isteği artabiliyor.

Sürekli kalorisi yüksek yiyecekler görmek, özellikle stresli veya duygusal olarak hassas dönemlerde kişiyi fark etmeden daha fazla tüketime yöneltebilir. Çünkü beyin gördüğü şeyi istemeye meyillidir. Bu nedenle yalnızca ne yediğimiz değil, gün boyunca ne izlediğimiz de önemlidir.

Vitamin ve mineral eksiklikleri de göz ardı edilmemelidir.

Özellikle bazı eksiklikler yorgunluk, halsizlik, odaklanma problemleri ve ruh halinde değişikliklere neden olabilir. Kişi gerçek enerji ihtiyacını “yeme isteği” sanabilir. Sürekli tatlı krizleri yaşayan bazı insanlarda düzensiz uyku, stres, insülin direnci veya beslenme eksiklikleri birlikte görülebilmektedir.

Toplum olarak artık şunu anlamamız gerekiyor:

Yeme bozuklukları yalnızca “çok yemek yemek” değildir. Bu durumun içinde psikoloji, biyoloji, sosyal yaşam ve modern dünyanın baskıları vardır.

Bu nedenle çözüm de yalnızca “az ye” demek değildir.

Bazen kişinin:

  • psikolojik destek alması,
  • uyku düzenini düzeltmesi,
  • bağırsak sağlığını iyileştirmesi,
  • hormonlarını değerlendirmesi,
  • hareket etmesi,
  • bedenini suçlamak yerine anlamaya çalışması

gerekebilir.

Ve belki de en önemlisi, insanın kendine örnek aldığı kişileri doğru seçmesidir.

Çünkü alışkanlıklar bulaşıcıdır. Sürekli sağlıksız tüketimi normalleştiren içeriklere maruz kalmak zamanla bizim davranışlarımızı da etkileyebilir. Bu yüzden insanın; sağlıklı yaşamı destekleyen, disiplinli, bilinçli ve iyi alışkanlıklar kazandıran kişileri kendine örnek alması büyük önem taşır.

Modern insanın yaşadığı yeme problemleri, aslında beden ve zihnin birlikte verdiği bir alarm olabilir.

Önemli olan yalnızca kiloya odaklanmak değil; insanın neden sürekli yemek ihtiyacı hissettiğini anlayabilmektir.

Çünkü bazen mesele açlık değildir.

Mesele; stres, yalnızlık, tükenmişlik ve dengesini kaybetmiş bir bedenin yardım çağrısıdır.

DİLEK AYDIN

0 0 0 0 0 0
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Atıksız yaşam neden sadece mutfakta başlamıyor?

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

casino siteleri