DOLAR

46,2693$% 0.15

EURO

53,5552% -0.19

STERLİN

62,0314£% -0.22

GRAM ALTIN

6.252,95%-0,07

ÇEYREK ALTIN

10.356,00%-0,22

TAM ALTIN

41.286,00%-0,22

ONS

4.192,97%-0,47

BİST100

14.047,05%2,21

İkindi Vakti a 17:09
Ankara AÇIK 27°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
ad826x90

Modern hayatın en sessiz dönüşümlerinden biri, evlerin içine yerleşen ekranların ilişkilerimizin ritmini de değiştirmesi oldu.

ad826x90

Birbirine “iyi geceler” demeden önce son kez Instagram’a bakan çiftlerin çağında yaşıyoruz. Evin içinde internet çekim gücü yükselirken, bazen kalpler arasındaki sinyal zayıflıyor.

Eskiden evlilikler büyük kavgalardan çatırdıyordu. Şimdi küçük dikkat dağınıklıklarından aşınıyor. Kimse dramatik bir terk ediş yaşamıyor belki ama herkes birbirinden biraz çekiliyor. Yavaş yavaş. Parmak uçlarıyla.

Belki de dijital çağın en büyük trajedisi, her şey aşırı görünür olurken yanı başımızdaki kişiyi görememek.

Başkalarının yaşamını elimizdeki dikdörtgenden sürekli izlerken sosyal medyanın dayattığı karşılaştırma rejimi nedeniyle kendi gerçeğimizden duyduğumuz tatminsizlik her gün biraz daha artıyor. Çünkü kimse günlerdir birbirleriyle tek bir kelime etmemiş, gerçek bir an paylaşmamış eşleri paylaşmıyor. Kimse ekonomik kaygı yüzünden birbirine sertleşen ses tonlarından bahsetmiyor. Kimse aynı evin içinde günlerce birbirine küskün dolaşmayı “hikaye”leştirmiyor.  Kimse “Bugün birbirimizi hiç anlamadık” diye fotoğraf koymuyor. Sosyal medya paylaşımları hep ultra romantizm, kesintisiz eğlence, haz ve tatmini anlatıyor. Herkes Tayland’da filler üstünde, Paris’te el ele, Kuzey ışıkları altında sarmaş dolaş. Sosyal medya kullanıcıları başkalarının sahne ışıklarını, kendi evinin karanlık mutfağıyla karşılaştırıyor. Oysa algoritmalar hayatın kendisini değil reklam afişlerini gösteriyor.

ad826x90

Dijital platformların sunduğu seçenek bolluğu yanılgısı ilişkileri yavaş yavaş zehirlerken sadık kalmak zorlaşıyor. Artık sadakat sadece bedensel değil; dikkatle ilgili bir mesele. Kiminle ilgilendiğin, kime baktığın, kimin hayatına zihinsel enerji ayırdığınla ilgili.

Ve belki de ilk kez tarihte insanlar aynı anda hem aşırı bağlı hem aşırı yalnız. Aynı evin içinde birbirlerine reels gönderen ama göz göze gelmeyen çiftlerden bahsediyoruz. Birbirlerinin şifresini bilip ruhundan bihaber olanlardan. Sürekli erişebilme ihtimali, özlemi ortadan kaldırırken gerçek bir kavuşma da imkânsız hale geliyor.

Bir kadın düşünün. Eşi onun paylaştığı fotoğrafı görüyor. Sosyal medya hikayesini görüyor. Yeni saçını, kıyafetini görüyor. Ama yorgunluğundan bihaber. Günlerdir içinde biriken kırgınlığı görmüyor. “İyiyim” derken sesindeki çatlağı duymuyor. Çünkü artık insanlar karşısındakinin gözüne değil birbirinin ekran yüzüne bakıyor.

Bir adam düşünün.  Eşi onun gün içinde LinkedIn’de ne paylaştığını biliyor, Instagram’da kimi takip ettiğini biliyor, hangi videoya güldüğünü biliyor. Ama korkularını görmüyor. Başarısız hissettiği anları bilmiyor. Sessizce çöken özgüvenini fark edemiyor. Çünkü modern evliliklerde bilgi artarken temas azalıyor.

ad826x90

Artık hiçbir masada eşimizle yalnız değiliz. İkimiz telefonlarımız ve görünmez izleyicilerimiz hep beraberiz. Dijital çağ evlilikleri de sürekli sergilenmesi gereken birer performansa dönüştürüyor. Eşler birbirlerine alkışlar, emojiler kalpler gönderirken gerçek bir paylaşım, dikkat yok.

Ama dijital ekranlarda herkes aşık.
Herkes zarif.
Herkes duygusal olarak olgun.
Herkes birbirine alan tanıyor.
Herkes doğru iletişim kuruyor.

Sanki dünya, kişisel gelişim kitaplarının içinden çıkmış çiftlerle dolu.

Böyle olunca insan kendi ilişkisinin nefes alan, terleyen, yorulan gerçekliğinden utanmaya başlıyor. Çünkü gerçek hayat her zaman estetik değildir. Gerçek yakınlık kusurlarıyla vardır. İnsan sevdiği kişinin yanında bazen huysuz olur, bazen susar, bazen de kırıcı olur. Yakınlık biraz da insanın makyajsız halidir.

Fakat sosyal medya çağında ilişkiler bile makyajlı dolaşıyor.

Bir akşam eşinizle güzel vakit geçiriyorsunuz diyelim. Eskiden o anın içinde kalırdınız. Şimdi zihnin bir köşesi şöyle fısıldıyor: “Bunu paylaşsak mı?” Çünkü artık deneyim yaşamıyoruz yalnızca; deneyimin seyredilebilir versiyonunu da üretiyoruz. İşte tam burada evlilikler sessizce yoruluyor. İlişkiyi yaşamakla onu sergilemek arasındaki ince çizgide…

PROF. DR. GÜL ESRA ATALAY – ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ

0 0 0 0 0 0
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Bir mesaj beklemek

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

casino siteleri