46,0929$% 0.12
53,7063€% 0.21
62,1862£% 0.35
6.614,68%-0,13
10.832,00%-0,74
43.207,00%-0,69
4.466,21%-0,20
13.755,25%-0,84
13:08
Thomas Hobbes, yüzyıllar önce o meşhur tespiti yaptığında eminiz ki elinde bir akıllı telefon yoktu: “Homo homini lupus” — İnsan, insanın kurduydu. Hobbes’a göre insan, kendi çıkarı ve hayatta kalma güdüsüyle doğal bir savaş halindeydi. Sonra araya “toplumsal sözleşmeler”, hukuk, devlet ve yüz yüze iletişimin getirdiği o kadim ahlak girdi; vahşi yanımızı biraz olsun törpüledik. Ya da biz öyle zannettik. Bugün, dijital çağın tam ortasında, o meşhur kurt sürüsünün yeni bir av sahası var: Ekranlar.
Yüz yüze iletişim, doğası gereği felsefi bir sorumluluk barındırır. Emmanuel Levinas’ın “Yüz Felsefesi”ni hatırlayalım; ötekinin yüzü, bize etik bir sorumluluk yükler. Bir insanın gözünün içine bakarken ona acımasızca saldırmak, onu yok saymak veya linç etmek o kadar kolay değildir. Çünkü “yüz”, karşımızdakinin de bizim gibi etten, kemikten ve duygudan müteşekkil bir varlık olduğunu yüzümüze çarpar. Göz teması, insanı ehlileştirir.
Peki, yüz yüze iletişimi minimuma indirip her şeyi bir cam ekranın ardına sıkıştırdığımızda ne oluyor?
Dijital dolayım, Levinas’ın bahsettiği o etik sorumluluğu ortadan kaldırıyor. Karşımızdaki “yüz” siliniyor, yerine bir profil fotoğrafı, bir kullanıcı adı veya sadece birkaç satır yazı kalıyor. İnsan, ötekini dijital bir nesneye dönüştürdüğü an, Hobbes’un o vahşi doğasına jet hızıyla geri dönüyor. Sosyal medya platformlarında kopan linç fırtınaları, klavye arkasına saklanıp fırlatılan zehirli oklar, aslında modern insanın “uygar” maskesini düşürdüğünde altından çıkan o aç kurdun ta kendisi.
Dijital iletişim bizi sadece başkalarına karşı vahşileştirmedi, kendi varoluşumuzu da bir av-avcı ilişkisine indirgedi. Artık her birimiz, dijital platformların algoritmik labirentlerinde birer “beğeni” ve “etkileşim” avcısıyız.
Yüz yüze iletişimde bir tebessüm, sıcak bir tokalaşma veya samimi bir sohbetle bulduğumuz o varoluşsal onay, artık dijital dünyada yerini mekanik bir skora bıraktı. Kendimizi var etmek için başkalarının dijital onayına ihtiyaç duyuyoruz, o onayı alamadığımızda ise yalnızlığımızın karanlık dehlizlerine çekiliyoruz. Bu da insanı daha bencil, daha hırslı ve ironik bir şekilde daha yalnız hale getiriyor.
Dijital iletişim bize hızı, küresel erişimi ve konforu sundu, buna şüphe yok. Ancak bizden çok büyük bir şey kopardı. Bu da derinlik ve empati. Eğer insan insanın kurdu olmaktan çıkıp yeniden insan insanın yurdu (Homo homini remedium) olacaksa, bunun yolu ekranları biraz olsun karartıp yüz yüze iletişimin o iyileştirici, etik ve sınırlayıcı alanına geri dönmekten geçiyor. Birbirimizin sadece profillerine değil, gözlerine bakmaya ihtiyacımız var.
Çünkü insanı vahşilikten kurtaran şey dijital ağların genişliği değil, yüz yüze kurulan bağların derinliğidir. Aksi takdirde, bu dijital ekosistemde hepimiz birbirini kemiren, ama asla doymayan o yalnız kurtlar olarak kalacağız.
AKADEMİSYEN – YAZAR DR. ZUHAL SÖNMEZER
Oktay Saral’dan Kanye West’in İstanbul konserine olay tepki
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.