45,5811$% 0.14
53,0885€% 0.17
61,0247£% 0.5
6.691,74%0,72
10.884,00%-1,30
43.401,00%-1,30
4.564,14%0,54
14.183,98%-1,28
17:02
Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencilerinin hazırladığı belgesel filmler, üniversitenin 20. yıl etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Öğrenci Belgesel Filmleri Gösterimi”nde izleyiciyle buluştu. Doç Dr. Ersoy Soydan yürütücülüğünde gerçekleştirilen Belgesel Film dersi kapsamında hazırlanan yapımlar; kültürel miras, sözlü tarih, emek, aidiyet ve toplumsal hafıza gibi temaları merkeze alarak dikkat çekti.
Kastamonu Üniversitesi, Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen gösterimde öğrencilerin dönem boyunca ürettiği belgeseller seyirciyle ilk kez buluşurken, genç sinemacıların gözlem gücü ve anlatı arayışları öne çıktı. Gösterilen filmler, Anadolu’nun kaybolmaya yüz tutan mesleklerinden şehir hafızasına, kırsal yaşamdan şehit ailelerinin tanıklıklarına kadar geniş bir anlatı dünyası kurdu.

Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı, düşün altında binlerce kefensiz yatanı…
Bu vatanın toprakların da böylesine rahat gezebiliyorsak, onların sayesindedir. Pencereden baktığınız da güneşi esirgemiyor ise gökyüzü, birileri bedelini ödediği içindir. Burak, Cemal, Uğur, Erkan, Eren ve daha niceleri …

Sonsuz Vefa, şehit ailelerinin yıllar geçse de dinmeyen yasını kolektif hafızanın taşıdığı ağır bir yük olarak ele alan duygu yoğunluğu yüksek bir sözlü tarih çalışmasıdır. Yönetmenliğini Ceyda Demir’in üstlendiği filmin senaryosunu Sıla Çoruk ve Şerife Karakaş yazdı. Yönetmen Ceyda Demir, suskunluklara, eksiklik duygusuna ve hafızada taşınan acıya odaklanıyor. Şehit yakınlarının tanıklıkları üzerinden ilerleyen film, fedakârlık kavramını gündelik hayatın kırılgan gerçekliği içinde tartışıyor. Özellikle bir şehit babasının söylediği “Benim vatanım olmadıktan sonra on bir oğlum olsa bana yük” cümlesi, belgeselin duygusal merkezini oluşturuyor. Görüntü yönetimini Aslıhan Aydın ve Sevde Buğdaylı üstleniyor.
Mühürlü Yol: Safranbolu, Türkiye’nin en güçlü kültürel miras alanlarından biri olan Safranbolu’yu yalnızca turistik bir kent olarak değil; yaşayan bir hafıza mekânı olarak ele alan atmosferi güçlü bir şehir belgeseli. Yönetmen Nisa Ece Pasin, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan kentin tarihî dokusunu gözlemci bir anlatımla perdeye taşırken, taş sokakların arasında hâlâ yaşamaya devam eden kültürel belleğin izini sürüyor. Filmin seslendirmesini ise Ali Rıza Eratlı üstleniyor.

Belgesel, Safranbolu’nun meşhur konaklarını, dar sokaklarını ve geleneksel çarşı kültürünü yalnızca estetik bir arka plan olarak kullanmıyor; kentin ruhunu, orada yaşayan insanların anlatıları üzerinden kuruyor. Yerel esnaf ve turist rehberleriyle yapılan röportajlar sayesinde şehir, donmuş bir tarih dekorundan çıkıp yaşayan bir organizmaya dönüşüyor.
Bir Minare, Bin Hikâye, yalnızca bir mimari yapının izini süren değil; bir köyün kolektif hafızasını, sözlü kültürünü ve manevi aidiyetini kayıt altına alan güçlü bir sözlü tarih çalışması olarak dikkat çekiyor. Yönetmen Ekrem Kutay Kurt, odağına aldığı Mahmut Bey Camii üzerinden Anadolu taşrasının hafızasına sessiz ama derinlikli bir bakış geliştiriyor.

Kasaba Köyü sakinlerinin anlatılarıyla şekillenen film, camiyi yalnızca ibadet edilen bir yapı olarak değil; kuşakları birbirine bağlayan kültürel bir hafıza alanı olarak konumlandırıyor. Belgeselin sözlü tarih yaklaşımı, folklorik malzemeyi nostaljiye düşmeden işleyebilmesini sağlıyor.
Toprağa Dönüş, son yıllarda giderek görünür hale gelen “şehirden kaçış” anlatılarına içeriden yaklaşan bir yaşam belgeseli. Yönetmen Taner Koç, modern kent yaşamını terk ederek kırsala yerleşen bir ailenin üretimle yeniden kurduğu hayatı sade ve gözlemci bir dille aktarıyor.
Küçük bir hayvan çiftliğiyle başlayan süreç, film boyunca yalnızca ekonomik bir dönüşüm olarak değil; doğayla yeniden ilişki kurma çabası olarak da okunuyor. Belgesel, kırsal yaşamı romantize etmek yerine emeğin sürekliliğini ve üretimin zorluğunu görünür kılmayı başarıyor.

Fanila: Bir Mesleğin Vedası, gündelik hayatın içinde sessizce kaybolan meslek kültürlerine odaklanan hüzünlü bir bellek çalışması niteliğinde. Yönetmen Yasin Seçilmiş, fanila ustalığını yalnızca bir üretim pratiği olarak değil; kuşaktan kuşağa aktarılan bir yaşam biçimi olarak ele alıyor.

Belgesel modernleşmenin gölgesinde kalan küçük zanaat alanlarının yok olunuşu da görünür hale getiriyor. Belgesel, emeğin ve ustalığın modern zaman karşısındaki kırılganlığını sakin ama etkili bir anlatıyla işliyor.

İplikten Kumaşa, üretim bandının görünmez kahramanlarına odaklanan yalın ama etkili bir emek belgeseli olarak öne çıkıyor. Yönetmen Esma Karaduman, Kastamonu’daki bir tekstil atölyesinde bir kumaşın üretim sürecini yalnızca teknik bir süreç olarak değil; yılların birikimiyle şekillenen bir emek hafızası olarak ele alıyor.

Belgeselin merkezindeki tekstil ustası Kenan Karaduman’ın anlatımları eşliğinde film, çalışma ortamını, üretim aşamalarını ve gündelik emeğin görünmeyen tarafını doğal bir bakış açısıyla izleyiciye aktarıyor. Kamera ve kurgu tarafında Eyüp Baki Konyalı’nın gözlemci yaklaşımı ise belgeselin gerçeklik hissini güçlendiriyor.
Öğrenci Belgesel Günleri’nde gösterilen bu yapımlar, genç sinemacıların yalnızca teknik üretim değil; toplumsal hafıza, emek kültürü ve insan hikâyeleri üzerine de düşünmeye başladığını gösteriyor. Her biri farklı bir dünyaya açılan bu filmler, yeni kuşak belgeselcilerin gözlem gücünü ve anlatı arayışını görünür kılan dikkat çekici çalışmalar arasında yer alıyor.
Atıksız yaşam neden sadece mutfakta başlamıyor?
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.