44,7276$% 0.08
52,8415€% 0.48
60,7986£% 0.66
6.913,81%1,48
11.220,00%0,37
44.776,00%0,06
4.798,30%1,19
14.221,06%1,16
02:00
Forbes’un yayımladığı son milyarderler listesi dünya ekonomisinin dikkat çekici bir fotoğrafını sunmaktadır. Listeye göre 2025 yılı sonunda milyarder sayısı 3 bin 428’e ulaşmış ve toplam servet tarihsel ölçekte en yüksek düzeyine çıkmıştır. Listenin zirvesinde ise teknoloji çağının en sembolik girişimcilerinden biri yer almaktadır: Elon Musk. Bu tablo ilk bakışta küresel servetin büyümesini yansıtan bir veri olarak okunabilir; dikkatli bir değerlendirme ise ekonomik göstergelerin ötesine uzanan yapısal bir dönüşümün izlerini de görünür kılmaktadır.
Bu dönüşümün dikkat çekici yönlerinden biri, ekonomik değerin üretildiği merkezlerin değişerek bilgi temelli üretim ağlarında yoğunlaşmasıdır. 21. yüzyılın ikinci çeyreğinin başında milyarderler giderek teknoloji, inovasyon ve araştırma temelli bilgi ekonomisinin içinden yükselen yeni bir sermaye kuşağının temsilcileri olarak görünür hâle gelmektedir. Servetin üretildiği alanlar da bu dönüşümle birlikte farklı üretim merkezlerinde yoğunlaşmakta; değer üretimi, kodların yazıldığı, algoritmaların geliştirildiği, veri akışlarının işlendiği ve küresel dijital platformların kurulduğu bilgi temelli üretim ağlarında oluşmaktadır. Böylece teknoloji şirketleri ve yapay zekâ altyapıları, ekonomik gücün yeni mimarları olarak küresel ekonomi sahnesinde belirgin bir yer edinmektedir. Bu gelişme, çağımızda servetin büyüklüğünden çok değerin hangi bilgi alanlarında üretildiğinin belirleyici hâle geldiğini göstermektedir.
2026’lı yılların ekonomi düzeni, değerin üretildiği alanların dönüşmesiyle şekillenmektedir. Ekonomik değer giderek fabrikaların yanı sıra düşüncenin sayısal biçimlere dönüştüğü algoritmik üretim alanlarında oluşmaktadır. Bu nedenle, teknoloji şirketleri hem ekonomik aktörler hem de çağımızın yeni bilgi üretim merkezleri olarak değerlendirilmektedir. Ekonominin yönü de giderek düşüncenin kodlandığı alanlarda belirginleşmektedir. Bu gelişme ekonomik bir değişimin ötesine uzanan daha kapsamlı bir dönüşümü işaret etmektedir. Aynı zamanda da teknolojinin ve yapay zekânın toplumsal hayatın farklı alanlarında kurduğu yeni düzeni görünür kılmaktadır. Algoritmaların geliştirilmesi, veri altyapılarının kurulması ve küresel dijital platformların büyümesi üretim biçimini dönüştürmektedir. Böylece teknoloji ve yapay zekâ, yeni araçlar üretmekle sınırlı kalmamakta; ekonomik gücün hangi alanlarda yoğunlaşacağını belirleyen yeni bir üretim ortamı da oluşturmaktadır.
Daha geniş bir açıdan bakıldığında bu liste bireysel servetlerin sıralandığı bir tablo olarak okunmamalıdır. Teknoloji ve bilgi çağında bu liste, ekonomik değerin hangi bilgi alanlarında üretildiğini gösteren önemli bir gösterge niteliği taşır. Daha geniş bir açıdan bakıldığında Forbes listesi, çağımızda ekonomik gücün hangi teknolojik altyapılar üzerinde yoğunlaştığını gösteren bir jeoekonomik harita gibi de değerlendirilebilir. Günümüzün büyük ekonomik birikimleri giderek algoritmaların geliştirilmesinden, veri akışlarının yönetilmesinden ve küresel dijital platformların kurduğu bilgi ağlarından beslenmektedir. Böyle bir ortamda milyarder sayısındaki artışı anlamak, servetin büyüklüğünü ölçmenin ötesine geçen bir değerlendirme gerektirir. Dikkat çekici olan, teknoloji ve yapay zekâ temelli üretim sistemlerinin ekonomik değerin oluşum biçimini nasıl dönüştürdüğü ve bu dönüşümün küresel servet dağılımını hangi yeni yönlere taşıdığıdır.
Bu nedenle yapay zekâ çağında ekonomik güç, üretim araçlarından çok bilgi üretim altyapılarının yönetimiyle ilişkilidir. Veriyi işleyen sistemler ve bilgiyi üreten altyapılar, ekonomik gücün yeniden örgütlendiği temel alanlar olarak belirginleşmektedir
Küresel servet artışının önemli bir boyutu, yapay zekâ ekonomisinin ortaya çıkardığı yeni üretim dinamikleriyle yakından ilişkilidir. Son yirmi yıl boyunca yapay zekâ sistemleri, elektrikli ulaşım teknolojileri, biyoteknoloji araştırmaları, uzay girişimleri ve dijital platform ekonomisi üretim düzenini derinden etkileyen yeni bir teknoloji evreni oluşturmuştur. Bu gelişmeler hem yeni ürünlerin ortaya çıkmasını sağlamış hem de ekonomik değerin nasıl üretildiğine ilişkin düşünce biçimini de değiştirmiştir. Yapay zekâ temelli sistemler, böylece, üretimin fiziksel süreçlere dayanan bir etkinlikten ibaret olmadığını; bilgi, algoritma ve veri altyapıları etrafında gelişen yeni bir ekonomik düzenin oluştuğunu göstermektedir.
2026 yılına gelindiğinde büyük ekonomik birikimlerin önemli bir bölümü bu inovasyon dalgasının oluşturduğu değer üretiminden beslenmektedir. Risk sermayesi fonları, teknoloji girişimleri ve büyük şirketlerin araştırma yatırımları küresel ölçekte yeni fikirlerin ekonomik değere dönüşmesine olanak tanımaktadır. Start-up ekosistemlerinin büyümesi, yapay zekâ destekli teknolojik gelişmelerin hızlanması ve dijital platformların küresel ölçekte genişlemesi bu dönüşümün somut göstergeleri arasında yer almaktadır. Böyle bir ortamda inovasyon, teknik bir yenilik üretme süreci olmanın ötesinde; bilginin ekonomik değere dönüştüğü yeni bir üretim kültürü olarak da anlam kazanmaktadır.
Bu süreçte dikkat çeken bir diğer gelişme, büyük sermaye birikimlerinin giderek daha güçlü biçimde teknoloji yatırımlarına, özellikle de yapay zekâ alanına yönelmesidir. Birçok milyarder servetinin önemli bir bölümünü yapay zekâ araştırmalarına, biyoteknoloji girişimlerine, temiz enerji teknolojilerine ve ileri mühendislik alanlarına aktarmaktadır. Böylece inovasyon ekonomisi, kendi içinde genişleyen bir yatırım döngüsü oluşturmaktadır. Teknolojik gelişmeler yeni yatırım alanları doğurmakta; bu yatırımlar da yeni teknolojik sıçramaların önünü açmaktadır.
Bu açıdan bakıldığında büyük servet birikimi, yapay zekâ temelli inovasyon ekonomisinin ürettiği değerin bir yansıması olarak da değerlendirilebilir. Küresel ekonomide yeni değer üretiminin önemli bir bölümü giderek bilgi üretim kapasitesinin, algoritmik düşünme sistemlerinin ve ileri teknoloji araştırmalarının yoğunlaştığı alanlarda ortaya çıkmaktadır. Yapay zekâ çağında inovasyon, ekonomik büyümenin bir unsuru olmanın ötesinde; bilginin, teknolojinin ve insan yaratıcılığının kesiştiği yeni bir üretim alanı olarak da anlam kazanmaktadır.
Bu nedenle yapay zekâ çağında inovasyon, yeni teknolojiler geliştirme sürecinin sınırlarını aşarak bilginin ekonomik değere dönüştüğü yeni üretim alanlarının da temel itici gücü hâline gelmektedir.
Teknoloji ekonomisinin oluşturduğu dönüşüm, önemli fırsatlar üretirken; aynı zamanda da yeni güç yoğunlaşmalarının da ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. 2026’lı yıllara gelindiğinde dünyanın en büyük teknoloji şirketleri sermaye büyüklüklerinin ötesinde; veri akışlarını yönetme kapasiteleri, dijital altyapılar üzerindeki etkileri ve yapay zekâ sistemlerinin geliştirilmesindeki belirleyici rolleriyle küresel ekonomide dikkat çekici bir yer edinmiş durumdadır. Örneğin; NVIDIA’nın geliştirdiği yapay zekâ işlemcileri bugün küresel yapay zekâ altyapısının temel donanımlarından biri olarak görülmektedir. Microsoft ve Amazon gibi şirketler, bulut bilişim altyapıları aracılığıyla dünya çapındaki veri işleme kapasitesinin önemli bir bölümünü yönetmektedir. Alphabet ve Meta ise milyarlarca kullanıcının dijital davranışlarını içeren veri ekosistemlerini yapay zekâ sistemlerinin geliştirilmesinde kullanarak teknoloji ekonomisinin yönünü etkileyen aktörler arasında yer almaktadır.
Bu tablo, teknoloji şirketlerinin veri altyapıları, algoritmik sistemler ve dijital platform ağlarının kesişim noktasında yer alan yeni ekonomik güç merkezleri olarak değerlendirildiğini göstermektedir. Böyle bir ortamda ekonomik rekabet, sermaye büyüklüğünün yanı sıra; veri erişimi, hesaplama kapasitesi ve yapay zekâ araştırmalarının yönü üzerinde kurulan etkiyle biçimlenmektedir. Veri akışları ve algoritmik sistemler etrafında oluşan yoğunlaşma ekonomik gücün kapsamını genişletmekte ve teknoloji şirketlerinin küresel ölçekte belirleyici bir etki alanı oluşturmasına olanak tanımaktadır. Bu nedenle bazı ekonomistler günümüz kapitalizmini platform kapitalizmi ya da veri kapitalizmi gibi kavramlarla tanımlamayı tercih etmektedir. Dijital çağda ekonomik değer, giderek veri akışlarının yönetimi, bilgi altyapılarının kurulması ve yapay zekâ sistemlerinin geliştirilmesi üzerinden ortaya çıkmaktadır.
Servetin belirli merkezlerde yoğunlaşması, dar bir ekonomik tartışma çerçevesi içinde ele alınmamaktadır. Bilginin üretim yönünü, teknolojinin gelişim hızını ve inovasyonun hangi alanlara doğru ilerleyeceğini etkileyen önemli bir dinamik olarak değerlendirilmektedir. Veri altyapılarının kontrolü ve algoritmik sistemlerin geliştirilmesi, teknolojik dönüşümün yönünü belirleyen başlıca unsurlar arasında yer almaktadır. Bu nedenle yapay zekâ çağında ekonomik güç, sermayenin büyüklüğü kadar veri altyapılarının ve algoritmik sistemlerin yönetimiyle de tanımlanmaktadır. Böyle bir ortamda veri, sermayenin yeni biçimi; algoritmalar ise bu sermayeyi işleyen düşünme sistemleri olarak değerlendirilmektedir.
Teknoloji ekonomisinin ortaya çıkardığı bu dönüşüm, ekonomik değerin üretildiği alanların değişmesiyle sınırlı değildir. Bilginin nasıl dolaşıma girdiğini, verinin nasıl işlendiğini ve yapay zekâ sistemlerinin hangi aktörler aracılığıyla ekonomik değere dönüştüğünü de yeniden düşünmeyi gerektirir. Dijital çağın ekonomisi, sadece teknoloji geliştiren şirketlerden ya da veri üreten platformlardan oluşmaz. Veri akışlarını düzenleyen, bilgiyi analiz ederek farklı sektörlere aktaran ve karmaşık veri ekosistemleri arasında yeni bağlantılar kuran aktörler de bu ekonomik yapının önemli parçaları hâline gelmektedir. Bu nedenle yapay zekâ çağının ekonomi düzenini anlamak, teknolojiyi üreten kurumların yanı sıra bilginin dolaşımını yöneten yeni aracılık biçimlerini de dikkate almayı gerektirir.
Yapay zekâ çağında ekonomik gücün nasıl oluştuğunu anlamak, klasik ekonomi kategorileriyle sınırlı bir analizle olanaklı değildir. Sanayi çağında ekonomik güç büyük ölçüde üretim araçlarının kontrolüyle ilişkilendirilirken, dijital çağın ekonomisi çok daha karmaşık bir bilgi üretim mimarisi içinde şekillenmektedir. Veri akışlarının büyüklüğü, algoritmaların karar süreçlerine etkisi, yüksek performanslı hesaplama altyapılarının gelişimi ve bilginin küresel ağlar içinde dolaşıma girmesi ekonomik değerin üretim mantığını yeniden tanımlamaktadır. Bu dönüşüm, ekonomik gücün sermaye sahipliği üzerinden değil de veri, teknoloji ve bilgi akışlarının kontrolü ile oluştuğunu göstermektedir. Bu nedenle; yapay zekâ ekonomisini anlamak için, yeni bir aktör haritasına gereksinme vardır. Bu harita, ekonomik gücün farklı katmanlarda nasıl üretildiğini açıklayan dört temel aktör grubunu görünür hâle getirmektedir.
Yapay zekâ çağının ekonomi düzeni, klasik sanayi ekonomisinin aktörlerinden farklı bir güç mimarisi üretmektedir. Ekonomik değer üretim araçlarının kontrolünün ötesinde; verinin üretimi, hesaplama altyapılarının gücü, algoritmik bilgi üretimi ve bilgi akışlarının yönetimiyle birlikte şekillenmektedir. Bu nedenle yapay zekâ ekonomisi; veri sahipleri, hesaplama altyapısı üreticileri, algoritma geliştiricileri ve bilgi aracılarından oluşan çok katmanlı bir aktör yapısı içinde gelişmektedir. Forbes listelerinde görülen büyük servet birikimleri de bu yeni ekonomik mimarinin farklı katmanlarında ortaya çıkan değer üretiminin bir yansıması olarak okunabilir. Yapay zekâ çağında servetin gerçek kaynağı, bilginin hangi altyapılar içinde üretildiği ve bu bilginin küresel ölçekte nasıl dolaşıma girdiğiyle yakından ilişkilidir.
Dijital çağın ekonomisi, veri üreten ya da teknoloji geliştiren aktörlerin ötesine uzanan çok katmanlı bir yapı sergiler. Bu yeni ekonomik düzenin dikkat çekici unsurlarından biri, bilgi akışlarını düzenleyen ve veri ekosistemleri arasında aracılık işlevi üstlenen yeni aktörlerin ortaya çıkmasıdır. Alanyazında Bilgi Aracısı (Information Broker) olarak adlandırılan bu yapılar, veriyi toplayan, analiz eden ve farklı ekonomik alanlar arasında dolaşıma sokarak bilginin ekonomik değere dönüşümünü hızlandıran aracılık mekanizmaları olarak tanımlanmaktadır.
Bilgi Aracısı kavramı, dijital çağın bilgi ekonomisini anlamak için geliştirilen önemli analitik kavramlardan biridir. Bu aktörler, bilginin üretimi ile kullanımı arasındaki akışları düzenleyen, veri setlerini işleyen ve farklı ekonomik alanlar arasında bilgi dolaşımını mümkün kılan aracılık yapıları olarak tanımlanmaktadır. Bu aktörler, klasik anlamda bilgi üreticileri ya da veri depolayan teknik altyapılar olarak düşünülmemelidir. Bilgi Aracılarının temel işlevi, farklı kaynaklardan toplanan veriyi anlamlı bilgi biçimlerine dönüştürmek, bu bilgiyi analiz etmek ve ekonomik, bilimsel ya da kurumsal karar süreçlerinde kullanılabilecek biçimde dolaşıma sokmaktır. Bu yönüyle bilgi aracılığı, dijital ekonomide yeni bir değer üretim katmanı oluşturur. Bilgi, ham veri olarak var olduğunda ekonomik değer üretmez; ancak işlenip yorumlandığında ve farklı aktörler arasında dolaşıma girdiğinde ekonomik, teknolojik ve kurumsal etkiler yaratır.
Bilgi Aracılarının ortaya çıkışı dijital ekonominin çok daha erken dönemlerine uzanmaktadır. 1970’li ve 1980’li yıllarda finans piyasaları, sigorta sektörleri ve büyük araştırma kurumları giderek büyüyen veri setlerini yönetebilmek için veri toplama ve analiz hizmetleri sunan şirketlere gereksinme duymaya başlamıştır. Bu dönemde ortaya çıkan veri aracılığı şirketleri, farklı veri kaynaklarını bir araya getirerek finansal analizler, pazar araştırmaları ve risk değerlendirmeleri üretmiştir. 1990’lı yıllarda internetin yaygınlaşmasıyla birlikte bu aracılık etkinlikleri daha geniş bir alana yayılmış; dijital platformlar veri toplama, sınıflandırma ve dağıtma süreçlerini küresel ölçekte gerçekleştirebilen yeni bilgi aracılığı modelleri geliştirmiştir. Böylece bu aracılık yapısı, veri analizi yapan şirketlerin etkinlik alanı olmaktan çıkarak; küresel dijital ekonominin temel altyapılarından biri hâline gelmiştir.
Yapay zekâ çağında bu aracılık yapısı daha da karmaşık bir nitelik kazanmıştır. 2026’lı yıllarda veri setlerinin büyüklüğü, çeşitliliği ve işlenme hızı klasik veri aracılığı modellerinin çok ötesine geçmiştir. Yapay zekâ sistemleri, büyük veri kümelerini analiz ederek yeni bilgi üretim biçimleri geliştirmekte; makine öğrenmesi modelleri ham veriyi tahmin modellerine, davranış analizlerine ve karar destek sistemlerine dönüştürmektedir. Böyle bir ortamda Bilgi Aracılığı, verinin taşınmasından çok verinin anlamlandırılmasıyla ilişkilidir. Yapay zekâ sistemlerini eğiten veri altyapıları, büyük dil modelleri, algoritmik analiz platformları ve veri merkezleri bu yeni aracılık ekosisteminin önemli parçaları hâline gelmiştir. Bilgi Aracılığı, böylece, teknik bir hizmet olmanın ötesine geçerek; dijital ekonomide bilgi üretiminin yönünü etkileyen stratejik bir faaliyet alanına dönüşmektedir.
Bugün küresel ekonomide birçok şirket bu yeni bilgi aracılığı rolünü üstlenmektedir. Finans piyasalarında Bloomberg ve Thomson Reuters gibi platformlar küresel veri akışlarını analiz ederek yatırım kararlarının şekillenmesinde belirleyici rol oynar. Palantir gibi veri analiz şirketleri devlet kurumları ve büyük organizasyonlar için karmaşık veri ağlarını işleyerek stratejik analizler üretir. Yapay zekâ araştırma laboratuvarları ve model sağlayıcıları ise büyük veri setlerini işleyerek farklı sektörlerde kullanılabilecek algoritmik bilgi üretim altyapıları geliştirir. Bu kurumlar; bilginin nasıl üretildiğini, hangi alanlarda dolaşıma girdiğini ve ekonomik değerin hangi bilgi akışları üzerinden oluştuğunu belirleyen yeni aracılık merkezleri olarak işlev görmektedir.
Bilgi Aracılarının yükselişi, yapay zekâ çağında ekonomik gücün nasıl yeniden şekillendiğini anlamak açısından önemli bir gösterge sunmaktadır. Dijital ekonomide güç, veriyi toplayan ya da teknolojiyi geliştiren aktörlerin elinde toplanmaz; veriyi anlamlı bilgi biçimlerine dönüştüren ve bu bilgiyi farklı ekonomik alanlar arasında dolaşıma sokan aracılık yapıları da bu güç mimarisinin önemli parçalarından biri hâline gelir. Böylece yapay zekâ çağının ekonomi düzeni, veri üretimi, algoritmik analiz ve bilgi aracılığı etrafında gelişen çok katmanlı bir bilgi ekonomisi yapısı içinde şekillenmektedir. Bu nedenle yapay zekâ çağında ekonomik gücü anlamak, veri üreticileri, algoritma geliştiricileri ve bilgi aracılarından oluşan yeni aktörler sistemini birlikte değerlendirmeyi gerektirir.
Yapay zekâ çağında Bilgi Aracılığı sadece kurumların yürüttüğü bir etkinlik olarak görülmemelidir. Bilgi Aracıları, belirli entelektüel niteliklere sahip bireylerin üstlenebileceği yeni bir ekonomik rol olarak da ortaya çıkmaktadır. Bilgi Aracısı konumuna gelen bireyler, genellikle, farklı disiplinleri bir araya getirebilen, veri okuryazarlığı yüksek, teknolojik gelişmeleri anlayabilen ve farklı bilgi alanları arasında anlamlı bağlantılar kurabilen kişiler olarak öne çıkar. Bu rol, güçlü bir analitik düşünme kapasitesini, geniş kültürel perspektifi, araştırma becerilerini ve karmaşık bilgi akışlarını yorumlayabilme yeteneğini gerektirir. Aynı zamanda; etik sorumluluk bilinci, eleştirel düşünme yetisi ve küresel ölçekte gelişen teknoloji ekosistemlerini okuyabilme kapasitesi de bu aracılık işlevinin önemli parçaları arasında yer alır. Bu nedenle yapay zekâ çağında bilgi aracılığı, hem teknik uzmanlıkla ilgili bir etkinlik hem de kültürel birikim, disiplinlerarası düşünme ve stratejik analiz yeteneği gerektiren yeni bir entelektüel meslek alanı olarak değerlendirilmektedir. Günümüzün küresel teknoloji ekonomisinde bazı girişimciler ve teknoloji liderleri de bu aracılık rolünün dikkat çekici örneklerini sunmaktadır. Elon Musk’ın elektrikli ulaşım teknolojileri ile uzay araştırmaları arasında kurduğu teknoloji ekosistemi, Sam Altman’ın yapay zekâ araştırmalarını küresel teknoloji yatırımlarıyla ilişkilendiren stratejik yaklaşımı veya Peter Thiel’in veri analizi şirketleri ile teknoloji girişimleri arasında kurduğu yatırım ağları bu yeni bilgi aracılığı biçimlerinin somut örnekleri arasında sayılabilir. Bu bağlamda; Forbes listelerinde görülen servet birikimi, sermaye büyüklüğünün bir göstergesi olarak okunmamalı; bilginin farklı alanlar arasında dolaşımını yönetebilen ve teknolojik dönüşümü ekonomik değere dönüştürebilen yeni aracılık yeteneklerinin de bir yansıması olarak ele alınmalıdır. Kısacası Forbes zenginleri, sermaye sahipleri olmanın ötesinde; bilgi akışını yöneten aracılardır diyebiliriz.
Forbes listelerinde görülen büyük servet birikimleri rastlantısal zenginlik öyküleri olarak okunamaz; bu servetler, yapay zekâ ekonomisinin veri akışları, algoritmik sistemler ve bilgi dolaşımı etrafında gelişen yeni değer üretim düzeninin görünür hâle gelmiş biçimleridir. Yapay zekâ çağında servetin gerçek kaynağı, bilginin hangi akışlar içinde üretildiği ve bu akışların kimler tarafından yönlendirildiğidir.
Forbes listeleri küresel servetin dağılımını göstermekle kalmıyor; aynı zamanda çağımızın hangi tür düşünceyi ödüllendirdiğini de ima ediyor. Bu tablo ekonomik büyüklüklerin ardında yeni bir zihinsel kapasitenin geliştiğini göstermektedir: öğrenme hızını artırabilen, farklı bilgi alanları arasında bağ kurabilen ve teknolojiyi yaratıcı biçimde yorumlayabilen toplumlar önümüzdeki dönemin gerçek üretim merkezleri hâline gelecektir. Bu nedenle geleceğin bireysel, toplumsal ve kurumsal refahı; güçlü eğitim kültürü, disiplinlerarası düşünme alışkanlığı, etik sorumluluk bilinci ve bilimsel merakın sürekli canlı tutulmasıyla ilişkili olacaktır.
Gerçek zenginlik, bu nedenle, ekonomik ölçülerle sınırlı bir kavram değildir. Bilginin üretildiği, paylaşıldığı ve çoğaltıldığı toplumlar, aynı zamanda, kültürel ve entelektüel olarak da güçlenir. Önümüzdeki yıllarda en radikal farkı yaratacak olan dönüşüm; daha fazla kaynak biriktirmekten çok daha fazla düşünce üretmek, daha fazla araştırmak ve yeni fikirleri cesaretle hayata geçirebilen bir zihinsel iklim kurmaktır. Yapay zekâ çağında toplumların kaderini belirleyen unsur, sahip oldukları servetin büyüklüğünden öte; düşünceyi ne kadar özgür, yaratıcı ve üretken kılabildikleridir. Bu çerçevede de yapay zekâ çağında kalıcı servet; düşünceyi bilgiye, bilgiyi teknolojiye ve teknolojiyi insanlık için değere dönüştürebilen akılların çoğalmasıyla yükselecektir.
Bilginin üretildiği yerde teknoloji gelişir, yenilenir ve güç kazanır. Teknolojik kapasitenin yükseldiği ekonomilerde, sürdürülebilir servet daha kalıcı bir yapı kurar.
PROF. DR. GÜLSÜN KURUBACAK ÇAKIR
Hız yarışı bitti, güven yarışı başlıyor: Gazetecilik nereye?
1
Global markalaşma ve reaktif dijital dönüşüm programının başlangıcı
2
Kar yağışı nedeniyle 25 ilde okullar tatil edildi
3
Başkent’te dijital devrim: Tayfun Tanju Kara Espor merkezi açıldı
4
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyanet Gençlik Merkezinde gençlerle bir araya geldi
5
Zuhal Sönmezer yazdı… Dijital dünyada ne kadar özgürsünüz?
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.