45,5811$% 0.14
53,0885€% 0.17
61,0247£% 0.5
6.691,74%0,72
10.884,00%-1,30
43.401,00%-1,30
4.564,14%0,54
14.183,98%-1,28
17:02
Teknolojiye düşman olmak, matbaaya karşı çıkmak kadar absürttür; buna şüphe yok. Buradaki asıl mesele, insanlığın bin yıllık emeğiyle üretilen o devasa yapay zekalar, algoritmalar veya akıllı cihazlar değil; bizim onların karşısındaki iradesizliğimiz. Biz ekranlara hükmettiğimizi sanırken, ekranlar bizim hayatımızı, cebimizi ve zihnimizi yönetiyor. Eğer bu kontrolsüz teslimiyete bir “dur” demezsek, geleceğin dünyasında düşünen, üreten ve hisseden robotlar; onların karşısında ise sadece ekrana bakıp komut bekleyen, mental ve ekonomik olarak iflas etmiş insanlar göreceğiz.
İnsanlık tarihi boyunca “ilerleme” hep daha hızlı ulaşım, daha çabuk bilgi ve daha konforlu bir yaşamla ölçüldü. Akıllı telefonlar cebimize girdiğinden beri adeta birer süper kahramana dönüştüğümüzü sandık. Dünyanın bilgisi parmaklarımızın ucunda, bankamız cebimizde, dostlarımız bir ekran uzağımızda… Peki, gerçekten ilerliyor muyuz? Yoksa evrimsel bir illüzyonun içinde, büyük bir gürültüyle adım adım geriye mi gidiyoruz?
Gelin, modern dünyanın bize “ilerleme” diye sattığı, ama aslında bizi her gün biraz daha geriye çeken o üç büyük tuzağa yakından bakalım.
İlk geri adım zihnimizde atıldı. Eskiden saatlerce kitap okuyabilen, derin derin düşünebilen insanoğlu, bugün 15 saniyelik dikey videoların esiri olmuş durumda. Mental olarak tam bir “tüketim obezitesi” yaşıyoruz.
Gerçek şu ki: Teknoloji bize bilgiyi sundu ama derinliği elimizden aldı.
Dikkat süremiz bir akvaryum balığından daha kısa artık. En ufak bir boşlukta telefona uzanan ellerimiz, aslında can sıkıntısıyla baş edemeyen, kendi düşüncelerinden kaçan ve sürekli yapay dopamin salgılamak isteyen bağımlı bir zihnin kanıtı. Hafıza kartlarımız büyürken kendi hafızamız zayıfladı; navigasyonlar geliştikçe yön duygumuz, emojiler çoğaldıkça gerçek empati yeteneğimiz köreldi. Mental olarak zenginleştiğimizi sanırken, aslında kendi ürettiğimiz cihazların kölesi haline geldik.
Eğitimde devrim yarattığı söylenen teknoloji, ne yazık ki akademik dünyayı bir bilgi çöplüğüne ve tembellik yuvasına çevirdi. Bugün yapay zekaya tek bir cümle yazdırarak ödev hazırlayan, internetteki hazır özetlerle sınav geçen bir nesil yetişiyor.
Bilgiye ulaşmak o kadar kolaylaştı ki, bilginin kendisi değersizleşti. Eskiden kütüphane raflarında kaybolarak, araştırarak, yanılarak öğrenilen o “süreç”, yerini tek tıkla ulaşılan ve saniyeler içinde unutulan yüzeyel bir tüketime bıraktı. Analitik düşünme, eleştirel bakış açısı ve sentez yapma yeteneği can çekişiyor. Diploma sayılarımız artıyor olabilir; ancak derinlemesine öğrenen, üreten ve gerçekten “bilen” insan sayısı hızla azalıyor. Akademik olarak dev adımlarla geriliyoruz.
Ekonomik boyuta geldiğimizde ise trajedi daha da büyüyor. Teknoloji güya bizi zamandan ve mekandan tasarruf ettirecekti. Oysa bugün neye dönüşüyoruz?
Sözün kısası iradeyi kazanmak hala mümkün…
İşte bu yüzden, sorun teknolojide değil, bizim o parlak camların karşısında iradesizce eriyip gidişimizde. Çözüm teknolojik bir gericilikte değil, dijital bir silkinişte saklı.
Belki de gerçekten ilerlemek için, önce durup o ekranların karşısında kaybettiğimiz irademizi hatırlamalı; bizi yöneten cihazların fişini gerektiğinde çekebilmeli ve insan olmanın o eski, yavaş ama derin ritmine doğru gururla bir adım geri atmalıyız.
AKADEMİSYEN – YAZAR DR. ZUHAL SÖNMEZER
Enerji ve yapay zekâ: Tüketen zekâ
1
Global markalaşma ve reaktif dijital dönüşüm programının başlangıcı
2
Zuhal Sönmezer yazdı… Dijital dünyada ne kadar özgürsünüz?
3
Zamanda yolculuk: Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun dijital çağdaki izleri
4
Cyborg, Transhuman ve Posthuman üçgeninde insanlığın kendini arayışı…
5
Hong Kong’da “S” harfli plaka rekor fiyata satıldı!
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.