44,7180$% 0.22
52,4483€% -0.06
60,2899£% 0.3
6.801,73%-0,15
11.108,00%-2,01
44.228,00%-1,27
4.739,66%-0,19
14.058,51%-0,11
02:00
Bir zamanlar ihtiyaç dediğimiz şey daha somuttu: ekmek, su, ayakkabı gibi. Bugünse ihtiyaç, ekrana düşen bir bildirimle kendini hatırlatıyor; ardından da neyi alacağımıza dair kararları sessizce belirliyor. “Sadece bugün.” “Son üç adet.” “Sepetinde seni bekliyor.” Bu cümleleri o kadar çok duyuyoruz ki bir süre sonra reklam değil, gündelik hayatın olağan sesi gibi geliyor. Sanki o ses dışarıdan değil, içimizden konuşuyor.
Çarkın ustalığı burada: Tüketeceksin diye buyurmuyor, tükettiriyor. Zorlamıyor, ikna ediyor. Alışkanlığa dönüştürüyor. Dilini de özellikle yumuşatıyor; çünkü sert bir emir reddedilir, ama nazik bir davet daha kolay kabul edilir. Şefkatli bir tonla konuşuyor; şefkatin hedefi biz değiliz, döngünün kendisi. Üretim durmasın, bant dönsün, raflar boşalsın, yeni mallara yer açılsın. Biz uydukça bu tempo hayatın doğal akışı gibi sunuluyor.
Çünkü tüketim kültürü yalnızca ekonomi değil; aynı zamanda bir dil meselesi. Kelimeler değişince davranış da değişiyor. Satın almak ‘kendine yatırım’a, harcamak ‘kendini ödüllendirmeye’, ihtiyaç ‘hak etmeye’ dönüşüyor. İstemekle hak etmek arasındaki çizgi bilinçli biçimde bulanıklaştırılıyor. Böylece bir arzu, “buna hakkım var” tonuyla daha meşru, daha sorgulanmaz hale geliyor. Tüketim arttıkça para daha hızlı dolaşıyor. Büyüme dediğimiz hedef de böyle besleniyor. Tüketim kültürü, kapitalizmin ‘sürekli daha fazla’ talebine yakıt sağlıyor; ihtiyaçla isteğin yer değiştirmesi teşvik ediliyor.
Tuhaf bir ölçü çıkıyor karşımıza: “Nasıl bir insansın?” sorusunun cevabını karakterden değil, markadan okumaya başlıyoruz. Kendimizi anlatırken kelimelerimizden önce logolar konuşuyor. Ben dediğimiz şey, alışveriş listesine endeksleniyor. Bu noktada aldatıcı olan, eşyanın taşıdığı şu iddiadır: Satın aldığında daha iyi bir hayata, daha iyi bir görünürlüğe kavuşacaksın; daha iyi ve daha mutlu olacaksın.
İnsanın canını en çok şurası sıkıyor: İhtiyaçların artması gerekmiyor ama arzuların sürekli kabarması isteniyor. Birkaç gömlek yeterliyken dolapta onlarcası birikiyor. O gömlekler giyilmekten çok özgüven arayışının sonucu olarak orada duruyor. Güvensizlik çağında eşya, geçici bir tatmin sağlıyor. Eşya çoğaldıkça güvensizlik azalmıyor; evin içi daralıyor, zihin daha kalabalıklaşıyor.
Herkes rolünü oynuyor. Üreten üretmeye, pazarlayan satmaya, reklamcı ikna etmeye çalışıyor. Biz de bu akışın içinde, ‘tam sana göre’ diye sunulana yöneliyoruz. Tek tek baktığında masum duran bu tercihler birleşince net bir sonuç ortaya çıkıyor: Durmayı, düşünmeyi ve yeter demeyi zorlaştıran bir düzen…
Bu çarkın en sevmediği şey yavaşlamak. Çünkü yavaşlayınca düşünmeye başlıyoruz; düşününce de “Buna gerçekten ihtiyacım var mı?” sorusu akla geliyor. Ve satın alma gecikiyor ya da riske giriyor. Yeterizme burada alan açılıyor ve gereksiz tüketime dur diyebilmek mümkün oluyor.
Yeterizm hiç tüketmeyelim demiyor. “İhtiyacın kadarını tüket; ihtiyaçmış gibi sunulanı geri çevir” diyor. Satın almadan önce iki kez düşünmek gerektiğini hatırlatıyor. Ve şu basit soruyu soruyor: Kendi ihtiyacını karşılamak için mi alıyorsun, yoksa sistemin satma ihtiyacını mı karşılıyorsun?
Bu soruyu sormayınca satın alma otomatiğe bağlanıyor. Seçtiğimizi zannederken, sunulana razı oluyoruz. Böylece ihtiyaçla istek birbirine karışıyor: daha çok alıyor, daha çabuk yenisini istiyoruz. Böylelikle döngü tamamlanıyor; aşırı tüketim normalleşiyor.
Tüketim hastalığının en iyi ilacı yeter diyebilmektir. Bugün konforlu yaşam, hesapsızca satın almak değildir; zamanını, dikkatini, zihnini kendine ayırabilmektir. “Sen buna layıksın” cümlesini duyduğunda, seni kandırmalarına izin vermeden şunu söyleyebilmektir: Ben üreterek ve dönüştürerek var olmaya layığım.
PROF. DR. SEHER CESUR KILIÇASLAN – İSTANBUL AREL ÜNİVERSİTESİ
İletişim Başkanı Duran’dan İstanbul’daki bina çökmesine ilişkin taziye ve geçmiş olsun mesajı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.