49,4840$%0,10
55,6436€%0,12
66,0003£%0,39
6.633,21%-0,03
10.829,00%-0,18
43.175,00%-0,18
4.165,85%-0,13
%
18:27
Ankara’nın başkent olma sürecindeki tarihi dokusu ve Milli Mücadele ruhu, Rus ressam ve harp muhabiri Yevgeni Lansere’nin fırçasıyla günümüze taşınıyor. Kültürel Diplomasi ve İş Birliği Derneği ile Rus Evi Ankara iş birliğiyle düzenlenen “Bir Başkentin Hafızası: Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Ankara” başlıklı sergi, sanatseverleri 1922 yılının Ankara sokaklarına ve Kafkasya Cephesi’ne doğru derinlikli bir zaman yolculuğuna çıkarıyor.

Cumhuriyet’in kuruluş yıllarını yabancı ve dikkatli bir gözlemcinin perspektifinden sunan sergi, Ankara Devlet Sanat Galerisi’nde gerçekleştirilen resmi törenle kapılarını açtı. Proje kapsamında, ressam ve harp muhabiri Yevgeni Yevgenyeviç Lansere’nin Birinci Dünya Savaşı sırasındaki Kafkas Cephesi izlenimlerinden 1922 Ankara’sına kadar uzanan toplam 34 eseri sanatseverlerin ilgisine sunuluyor. Eserler, yalnızca estetik birer çizim olmakla kalmayıp, genç bir cumhuriyetin doğum sancılarına ve toplumsal dönüşümüne ışık tutan birinci elden görsel vesikalar niteliği taşıyor.
Açılış töreninde konuşan Kültürel Diplomasi ve İş Birliği Derneği Başkanı Mehmet Emre Cilt, Ankara’nın sadece idari ve bürokratik bir merkez değil, bağımsızlık iradesinin, milli egemenliğin ve modern Türkiye’nin sarsılmaz sembolü olduğunu ifade etti. Mehmet Emre Cilt, kültürel diplomasinin bürokratik protokollerin ve resmi yazışmaların ötesine geçmesi gerektiğini vurgulayarak; toplumların ortak hafızalarını, sanatsal tanıklıklarını ve tarihi birikimlerini paylaşmasının uluslararası ilişkilerde kalıcı bir güven zemini inşa ettiğini belirtti. Cilt, bu kıymetli serginin Türkiye ile Rusya arasındaki tarihsel bağları ve halklar arasındaki kültürel diyaloğu daha da kuvvetlendirdiğine dikkat çekti.


Rus Evi Ankara Müdürü Dr. Alexander Sotniçenko ise konuşmasında, ressam Lansere’nin köklü bir sanatçı aileden devraldığı sanatsal mirasının önemine değindi.

İki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin temellerine atıfta bulunan Dr. Alexander Sotniçenko, Mustafa Kemal Atatürk ile Vladimir Lenin arasındaki tarihi mektuplaşmaların ve 3 Haziran 1920 tarihinin iki devlet arasındaki kurumsal dayanışmadaki belirleyici rolünü hatırlattı.
Ankara’daki Hamamönü semtinde yer alan ilk elçilik binası ve ortak geçmişe dair temas noktaları üzerinden kültürel etkileşimin boyutlarına işaret eden Sotniçenko, sanatçının titizlikle çalıştığı detayların iki toplumun ortak belleğinde bıraktığı izleri aktardı.
1875 doğumlu olan ve 1914-1915 yıllarında Kafkas Cephesi’nde askeri ressam ve muhabir olarak görev yapan Lansere, 1922 yılında dönemin Sovyet Rusya Ankara Büyükelçisi Semyon İvanoviç Aralov’un resmi davetiyle Türkiye’ye gelmişti. Karadeniz üzerinden İnebolu ve Trabzon güzergâhını takip ederek zorlu şartlar altında Ankara’ya ulaşan sanatçı, kentte yaklaşık üç ay geçirdi. Lansere bu süre zarfında kentin topografik yapısını, kerpiç evlerini, hareketli pazarlarını, dar sokak dokusunu ve savaş şartlarında direnen halkın gündelik yaşam mücadelesini büyük bir titizlikle kâğıda döktü. Sanatçı, cephe gerisindeki lojistik çabayı ve halkın vakarını tarafsız bir muhabir dikkatiyle görselleştirdi.

Sergilenen 34 parçalık koleksiyon, sadece mimari ve kentsel manzaralarla sınırlı kalmıyor. Lansere’nin fırçasından çıkan Mustafa Kemal Paşa, Halide Edip Adıvar ve dönemin simge kadın kahramanlarından Fatma Çavuş portreleri, bağımsızlık mücadelesi yürüten askeri ve sivil kadronun psikolojisini doğrudan yansıtıyor. Çizimlerdeki yüz hatları, dönemin fedakârlığını ve azmini bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.


Sanatçının Türkiye gezisi sırasında tuttuğu zengin gezi notları ve eskizler daha sonra “Ankara’da Bir Yaz 1922” başlığıyla kitaplaştırılmıştı. Ankara Devlet Sanat Galerisi’ndeki sergide, söz konusu tarihi eserin orijinal ilk baskısı da reprodüksiyon çizimlerle birlikte incelenebiliyor.
Bir kentin kadim bir Anadolu kasabasından modern bir cumhuriyet başkentine dönüşüm serüvenini tüm çıplaklığıyla belgeleyen bu özel seçki; yalnızca sanat meraklılarına değil, kentin mimari evrimini, sosyolojik katmanlarını ve Milli Mücadele’nin insani boyutunu kavramak isteyen araştırmacılara da eşsiz bir kaynak sunuyor.

Çizgilerle kurulan bu köprü, ziyaretçilere bir asır öncesinin tozlu yollarında yürüyen askerlerin, fedakâr Anadolu kadınlarının ve küllerinden doğan bir milletin kararlılığını yeniden hissettiriyor. İki ülkenin ortak kültürel mirasına ışık tutan ve kentsel hafızayı tazeleyen sergi, 25 Ekim 2026 tarihine kadar Ankara Devlet Sanat Galerisi’nde haftanın her günü sanatseverlerin ve tarih meraklılarının ziyaretine açık kalacak.
Hınıs Kaymakamı Fatih Gülnar sanayi esnafıyla bir araya geldi
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.