45,9092$% 0.46
53,4484€% -0.02
61,9845£% 0
6.754,45%0,55
11.145,00%0,54
44.430,00%0,54
4.573,19%0,02
13.890,91%0,60
03:38
13 Aralık 2025 Cumartesi
Dolandırıcılık suçu ve IBAN dolandırıcılığı üzerine hukuki inceleme
İmar kirliliğine neden olma suçu nedir?
Atıksız yaşam neden sadece mutfakta başlamıyor?
Modern insan neden sürekli aç?
Türk olmak…
Etkileyici bir şehir’ LİZBON’
Ben Ahıska’yım, ben Ahıska’yım!
Tarihin en parlak sayfalarına sor;
Ben Ahıska’yım, yüz yılın mahkûmuyum!
Şimdi gör beni, şimdi gör.
Bir zamanlar El’im vardı, tuğum vardı!
Türküler söylerdim, sesim soluğum vardı…
Kafkas ellerinde düşman çatlatan
Mutluluğum vardı.
Bey geldim Al-i Osman’a, Paşa kaldım,
Tez geçti baharım, bir bitmez kışa kaldım;
Şimdi ne bilir kimse, ne anar beni,
Derdimle ızdırabımla baş başa kaldım.
Bugünkü yazıma rahmeti Yunus Zeyrek Hocamın şiirinin bir parçası ile başlamak istiyorum. Geçen hafta yazımıza kısa bir Ahıska tarihi ile başlamıştık. Bu yazımızda Ahıska konusunu biraz daha aydınlatmaya çalışacağız. Ahıska, bugün Gürcistan sınırları içerisinde bulunan, Ardahan ilimize 15 kilometre uzaklıkta bir şehirdir.
Kökleri derin, hikâyesi eski… İsmi, Dede Korkut’un destanlarında yankılanır. Bu topraklarda doğan Ahıskalı Türklerin mazisi çok eskilere dayanır. Taşlarında zamanın izi, toprağında atalarının nefesi vardır. Ve sonra bir gün… Bir tarih kırıldı. Bir milletin kaderi yeniden yazıldı.
1828 yılında, Rus-Osmanlı Savaşı sonucunda imzalanan Edirne Antlaşması ile Ahıska, Rusya İmparatorluğu’na bırakıldı. Bu dönemden itibaren Osmanlı etkisi azaldı. Ruslar bölgedeki Müslüman Türk varlığını kontrol altına almak için baskıcı politikalar uygulamaya başladı. Medreseler kapatıldı, dinî eğitim kısıtlandı. Ruslaştırma politikaları ve Hristiyanlaştırma girişimleri başladı. Ahıskalı Türkler zamanla sosyal ve kültürel dışlanma yaşadı. Ancak tüm baskılara rağmen, Türk kimliğini, dinini ve dilini korumayı başardı. Bölgede 220 köyde yaşayan Türkler bütün bunlara rağmen topraklarını terk etmediler. Birinci sebebi bir Türk kolay kolay Ata topraklarını terk etmez. İkinci sebebi ise Ahıska bölgesi bir kaç kez el değiştirdiği için milletin içinde bir ümit vardı… Belki bir gün Ahıska Anadolu ile, Ana Vatan ile ebedi birleşir. Ahıskalı Türkler tarihleri boyunca hep Türk olmanın bedelini ödemişlerdir Vatanı için ve bölgede kalmanın da bedelini ödemeye hazırlardı. Çünkü konu Vatandı, Türk topraklarıydı.
Nitekim Anadolu’ya ilk saldırılar başladığında, devletin en doğu uç bölgesi olduğundan dolayı, çatışmalar ilk Ahıska’dan başlamıştı. Maalesef o dönemlerde yedi düvelle mücadele eden Osmanlı Devleti bölgeye seferler düzenlese de en sonunda Ahıska’yı bırakmak zorunda kalmıştı. Bu seferlerin en acısı da Sarıkamış Harekatı olmuştu.
Sovyet ihtilalinden sonra bölgenin idaresi Bolşeviklere geçti ve 1921 sonrası bölge Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne bağlandı. Stalin dönemine gelindiğinde, Ahıskalı Türkler artık potansiyel “güvenlik tehdidi” olarak görülüyordu. İşte Ahıskalıların trajik hayatı asıl bundan sonra daha da zorlaştı. Bir zamanlar sınırlar pek denetlenmediği için yeni konulan sınırın karşısına, yani Türkiye’mize gidip gelme gibi imkanları olsa da zamanla sınırlar da sıkı kontrol altına alındı ve Ahıska’da yaşayan Türkler artık parçası oldukları Türkiye’yi göremeyeceklerdi.
Bu konuda çeşitli şiirler yazılmış, gözyaşları dökülmüş ve artık neredeyse bir asırlık hasret başlamış oldu. Ama hep umut vardı. Saklanıp muhafaza edilen Türk bayrakları, Kuran-ı Kerimler, el yazısı kitaplar. Bunları bulundurmak Sovyetlerde büyük bir suç olduğunu bildikleri halde yine de vazgeçmediler, yılmadılar.
Ahıska’nın kaybedilme acısı çok büyüktü. Fakat bu acı son acı değildi. İlerde Ahıskalı Türkleri büyük bir facia, bir sürgün ve hatta bir soykırım bekliyordu.
Bu konuyu siz değerli okuyucularımızla bir sonraki yazımızda paylaşmak ümidiyle.
OYUNCU – YAPIMCI FATİH OSMANLI