47,8777$%0,11
55,4252€%0,29
64,8309£%0,26
6.734,15%0,64
10.984,00%0,26
43.763,00%0,27
4.374,97%0,55
%
04:28
13 Aralık 2025 Cumartesi
Hakaret suçu nedir? Hakaret suçuna ilişkin bilinmesi gerekenler
İmar kirliliğine neden olma suçu nedir?
Sevr’in gölgesinde bir “Toplumsal Mutabakat” denemesi: 10 Ağustos Yasası ve millet iradesinin zorunluluğu
Bir şişenin ederi 1 TL değil, alışkanlığımızın dönüşümü
Modern insan neden sürekli aç?
Kırık bir bacak, trilyonluk bütçeler ve şifasını arayan sistem
Bayraksız direğim, ezansız minarem, Kâfir yaman etti, olmadı çarem… Susmakta şimdi Kars, Erzurum, Ardahan ki her biri eski ciğerparem.
Ben Ahıska’yım, ellerin hasıyım, Orta Asya çöllerinde sürgünler sevdasıyım! Tütmeyen ocaklarda elleri koynunda, Binlerce ananın kara yasıyım.
Yıl 1941….
Binlerce eli silah tutan Ahıskalı, Sovyetler tarafından Almanlarla savaşmak üzere askere alınmıştı. Ve Ahıska’nın köylerinde sadece yaşlı, kadın ve çocuklar kaldı. Benim dedem Pehlivan da cepheye götürülmüştü. İtiraz etme şansınız yoktu zira gitmeyene kurşun, ailesine ise vatan haini damgası söz konusuydu. Ahıskalı Türklerin ise vatan dedikleri bir Ahıska’sı kalmıştı ve mücadeleleri bu Aziz Vatan parçası içindi. Fakat en acısı neydi biliyor musunuz? Tüm erkeklerin savaşta olduğu dönemde köylerde kalan yaşlı, kadın, çocuklar ve yaralanıp köylerine dönen Ahıskalı Türk gazi erkekleri demir yolu inşaatında çalıştırıldı. Benim dedem de bunların içindeydi. Cepheden ağır yaralı döndü köyüne.
Biz millet olarak her türlü belaya faciaya her zaman göğüs germiş insanlarız, gam yemeyiz… Fakat en acı facia da işte bu demir yoluydu. Yıl 1944 14 Kasım gecesi… Tüm 220 Ahıska köyüne eşzamanlı olarak baskın düzenlendi. Gecenin ayazından daha keskin bir sesle “Yakında buralara Almanlar gelecek, can güvenliğiniz yoktur, sizi bir haftalığına güvenli bölgeye sevk edeceğiz” diye insanlara yalanlar söyleyerek evlerinden çıkardılar. Durumu fark edip karşı koyanlar darbedildi, diğerleri ise çaresizlikten boyun eğmek zorundaydı. Çünkü mücadele edecek, edebilecek herkes cephedeydi. Tüm köylerden toplanan Türkler bir istasyona getirildi ve varınca anladılar ki senelerce inşa ettikleri demir yolu aslında kendi elleriyle inşa ettikleri sürgün yolu olacaktı.
Türkiye sınırındaki kalan Türkleri bölgeden temizleme programı aslında yıllar önce yapılmıştı. Sadece fırsat kolluyordu Sovyetler Birliği ve bizzat Stalin ile Beria. Hayvan vagonlarında ışık yok, ısınacak tek bir şey yoktu. Bir aylık bir yol. İlk durak Can Azerbaycan’dı. Dönemin Azerbaycan yönetimi her ne kadar da Ahıskalı Türklerin Azerbaycan’da kalmaları için talepte bulunsa da maalesef Stalin tarafından kabul görmedi. Çünkü planlarda Ahıskalıları dağıtmak, onlara Türklüğü unutturmak ve asimile etmek vardı. Ve trenler yoluna devam etti. Sibirya’nın dağlarından, onların daha önce görmedikleri soğuk iklimlerden. Vagonlarda soğuktan ve açlıktan ölenler, çocuklar, kadınlar, yaşlılar. Hani insan ister ya ciğerparesini defnetmek, mezar başında ağlamak. İşte onlarda o imkan yoktu. Sovyet askerleri tren her durduğunda vagonlara girip ölenleri dışarı atıyordu. Binlerce insanların ne bir mezarı ne de bir mezar taşı olmadı. Kadınlar, erkeklerin de vagonda olduğundan ihtiyaçlarını göremediği için edebinden vefat ediyordu sürgünün ilk günlerinde. Bir önceki yazımda dediğim gibi bu bir sürgün değildi, bu bir soykırımdı. Bu insanlar, Ahıskalı Türkler, Türk olmanın bedelini ödüyorlardı. Ama hiç yılmadılar, hiç vazgeçmediler….
Dünya Ahıskalı Türkler Birliği Başkanı sayın Ziyatdin Kassanov Bey’in de dediği gibi,
“Bugün her ne kadar herkes Ahıskalıların binlerce ölümünü sürgün esnasında olduğunu var saysa da bilmezler ki Ahıskalıların en çok öldüğü dönem sürgünden hemen sonra, sürgün edildikleri yerlerde olmuştur”.
Bugünkü yazımı bu sözlerle noktalamak istiyorum. Bir sonraki yazımızda siz değerli okuyucularımızla sürgün sonrasını paylaşmak üzere….
OYUNCU – YAPIMCI FATİH OSMANLI
Ben Ahıska’yım, ben Ahıska’yım!
Tarihin en parlak sayfalarına sor;
Ben Ahıska’yım, yüz yılın mahkûmuyum!
Şimdi gör beni, şimdi gör.
Bir zamanlar El’im vardı, tuğum vardı!
Türküler söylerdim, sesim soluğum vardı…
Kafkas ellerinde düşman çatlatan
Mutluluğum vardı.
Bey geldim Al-i Osman’a, Paşa kaldım,
Tez geçti baharım, bir bitmez kışa kaldım;
Şimdi ne bilir kimse, ne anar beni,
Derdimle ızdırabımla baş başa kaldım.
Bugünkü yazıma rahmeti Yunus Zeyrek Hocamın şiirinin bir parçası ile başlamak istiyorum. Geçen hafta yazımıza kısa bir Ahıska tarihi ile başlamıştık. Bu yazımızda Ahıska konusunu biraz daha aydınlatmaya çalışacağız. Ahıska, bugün Gürcistan sınırları içerisinde bulunan, Ardahan ilimize 15 kilometre uzaklıkta bir şehirdir.
Kökleri derin, hikâyesi eski… İsmi, Dede Korkut’un destanlarında yankılanır. Bu topraklarda doğan Ahıskalı Türklerin mazisi çok eskilere dayanır. Taşlarında zamanın izi, toprağında atalarının nefesi vardır. Ve sonra bir gün… Bir tarih kırıldı. Bir milletin kaderi yeniden yazıldı.
1828 yılında, Rus-Osmanlı Savaşı sonucunda imzalanan Edirne Antlaşması ile Ahıska, Rusya İmparatorluğu’na bırakıldı. Bu dönemden itibaren Osmanlı etkisi azaldı. Ruslar bölgedeki Müslüman Türk varlığını kontrol altına almak için baskıcı politikalar uygulamaya başladı. Medreseler kapatıldı, dinî eğitim kısıtlandı. Ruslaştırma politikaları ve Hristiyanlaştırma girişimleri başladı. Ahıskalı Türkler zamanla sosyal ve kültürel dışlanma yaşadı. Ancak tüm baskılara rağmen, Türk kimliğini, dinini ve dilini korumayı başardı. Bölgede 220 köyde yaşayan Türkler bütün bunlara rağmen topraklarını terk etmediler. Birinci sebebi bir Türk kolay kolay Ata topraklarını terk etmez. İkinci sebebi ise Ahıska bölgesi bir kaç kez el değiştirdiği için milletin içinde bir ümit vardı… Belki bir gün Ahıska Anadolu ile, Ana Vatan ile ebedi birleşir. Ahıskalı Türkler tarihleri boyunca hep Türk olmanın bedelini ödemişlerdir Vatanı için ve bölgede kalmanın da bedelini ödemeye hazırlardı. Çünkü konu Vatandı, Türk topraklarıydı.
Nitekim Anadolu’ya ilk saldırılar başladığında, devletin en doğu uç bölgesi olduğundan dolayı, çatışmalar ilk Ahıska’dan başlamıştı. Maalesef o dönemlerde yedi düvelle mücadele eden Osmanlı Devleti bölgeye seferler düzenlese de en sonunda Ahıska’yı bırakmak zorunda kalmıştı. Bu seferlerin en acısı da Sarıkamış Harekatı olmuştu.
Sovyet ihtilalinden sonra bölgenin idaresi Bolşeviklere geçti ve 1921 sonrası bölge Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne bağlandı. Stalin dönemine gelindiğinde, Ahıskalı Türkler artık potansiyel “güvenlik tehdidi” olarak görülüyordu. İşte Ahıskalıların trajik hayatı asıl bundan sonra daha da zorlaştı. Bir zamanlar sınırlar pek denetlenmediği için yeni konulan sınırın karşısına, yani Türkiye’mize gidip gelme gibi imkanları olsa da zamanla sınırlar da sıkı kontrol altına alındı ve Ahıska’da yaşayan Türkler artık parçası oldukları Türkiye’yi göremeyeceklerdi.
Bu konuda çeşitli şiirler yazılmış, gözyaşları dökülmüş ve artık neredeyse bir asırlık hasret başlamış oldu. Ama hep umut vardı. Saklanıp muhafaza edilen Türk bayrakları, Kuran-ı Kerimler, el yazısı kitaplar. Bunları bulundurmak Sovyetlerde büyük bir suç olduğunu bildikleri halde yine de vazgeçmediler, yılmadılar.
Ahıska’nın kaybedilme acısı çok büyüktü. Fakat bu acı son acı değildi. İlerde Ahıskalı Türkleri büyük bir facia, bir sürgün ve hatta bir soykırım bekliyordu.
Bu konuyu siz değerli okuyucularımızla bir sonraki yazımızda paylaşmak ümidiyle.
OYUNCU – YAPIMCI FATİH OSMANLI
Ahıska bir gül idi gitti
Bir Ehl-i Dil idi gitti
Söyleyin Sultan Mahmud’a
İstanbul’un kilidi gitti
Yazıma bu dört satırlık Posoflu Aşık Üzeyir’in şiiriyle başlamak istedim. Fakat aslında bu bir ağıttır. Türkün kalbinde kanayan yaradır Ahıska. Türkiye’mizde tarihi çok az anlatılmış veya hiç anlatılmamış. Sovyetler dağıldıktan sonra Türkiye’me ilk geldiğimde çoğu vatandaşlarımızın Ahıskayla ilgili bilgisi olmadığını gördüm. Halbuki bu Aziz Vatandan koparılan Ahıskalılar bir asırlık bir Türklük mücadelesi verdi. Ve günümüzde de tüm dünyaya dağıtılan Ahıskalı Türkler hâlâ bu mücadeleyi vermektedir.
Peki Ahıska nerededir, Türk tarihindeki önemi nedir ve Ahıskalı Türkler kimdir? Bu konuyu siz değerli okuyucularımızla tek tek aydınlatacağız.
Ahıska günümüzde Gürcistan sınırları içinde olup Türkiye’mizin hemen sınırındadır. Yüzyıllarca Türklerin yurdu olan ve stratejik bir önem taşıyan bir bölgenin adıdır Ahıska.
Bölge ilk İslâm fetihleri sırasında Hz. Osman’ın hilâfeti döneminde 642 yılında Şam Valisi Muâviye’nin kumandanlarından Habîb b. Mesleme tarafından fethedildi. Selçuklular zamanında 1068 yılında Sultan Alparslan tarafından ele geçirilen Ahıska, 1267-1268 yıllarında Moğollar’ın hâkimiyeti altına girdi.
Daha sonra bölgedeki valiler yarı bağımsız olarak Atabeg Yurdu’nu kurarak Atabeg ünvanını aldılar. Ahıska, Ardahan, Artvin kesimlerinin idarecileri olan Atabegler, 1268-1578 tarihleri arasında bölgeyi yönetip Akkoyunlu, İlhanlı ve Karakoyunlu devletlerine bağlı olarak bölgeyi yönettiler. Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Seferi’nde yardımlarını esirgemeyen Ahıska Atabegleri, Lala Mustafa Paşa’nın 1578 Çıldır Savaşı sonunda Osmanlı idaresine girdiler. Osmanlı devletinin destek ve hibeleriyle Anadolu’nun çeşitli bölgelerinden Ahıskaya yerleşmeler olup böylece Türk ve Müslüman nüfusu çoğaldı. Zamanla Ahıska, Kars’ı Ardahan’ı Artvin’i ve Erzurumun Tortum ilçesini de içine dahil ederek Osmanlı eyaleti haline geldi. Fakat maalesef 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda imzalanan Edirne Antlaşması’yla Rusya’ya terkedilmek zorunda kaldı. Böylece Ahıska’da kalan Türkler Anadolu’dan, Devletinden ayrı düştüler. Böylece Anadolu’nun öz be öz evlatları olan Ahıskalı Türklerin Türkiye’den koparılışı ve ilerleyecek olan yıllardaki trajik hayatları başlamış oldu. Aslında hep söylerim, Kurtuluş Savaşı sırasında bildiğiniz üzere Erzurum Kars Ardahan gibi illeriniz kurtarılabildi ve eğerki Ahıska’mız da kurtarılabilseydi bu günümüzde Türkiye’mizin 82. İli olarak olmuş olurdu.
Peki, madem orası kaybedildi neden oradaki Türkler Türkiye’ye göç edip dönmedi? Neden Ahıska’da kaldı? Neler yaşadı ve nasıl mücadele etti? Bu sorularınızın cevabını bir sonraki yazımızda bulmak dileğiyle.
OYUNCU – YÖNETMEN FATİH OSMANLI
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.