44,6304$% 0.11
52,5769€% 0.46
60,2952£% 0.18
6.811,84%-0,26
11.218,00%-0,65
45.008,00%-0,73
4.749,06%-0,35
14.073,79%2,81
02:00
03 Aralık 2025 Çarşamba
Göçmen Kaçakçılığı nedir?
İmar kirliliğine neden olma suçu nedir?
90 günde fiziğine ulaş: Sabır, disiplin ve doğru yol haritası
Türk olmak…
İnsan en çok kendine kördür…
Ekranla büyüyen nesil: Ne yapmalı nasıl yapmalı?
Doğada hiçbir şey zorla tutunmaz. Her şey zamanı geldiğinde toprağa karışır, dönüşür ve yeniden doğar. Peki ya insan?
Bir süredir doğayı daha yakından izliyorum.
Rüzgârın yönünü, ağaçların yaprak dökümünü, suyun sabrını…
Her şeyin, vaktinde kendini toprağa teslim ettiğini fark ediyorum.
Ne fazlalık var, ne de eksiklik.
Doğa, tutunmayı değil, bırakmayı biliyor.
İnsan ise çoğu zaman bunu unutur.
Yaşadıklarını iyi ya da kötü üzerinde taşımaya meyillidir.
Bitmiş bir ilişkinin, söylenmiş bir sözün, yarım kalmış bir pişmanlığın izini kolay kolay bırakmaz.
Tutundukça kökleri yorulur; çünkü yenilenmek, henüz kendi iç döngüsüne güvenmeyi öğrenememiş ruhlara zahmetli gelir.
Doğa, sindirileni bilgelik, direnileni yük hâline getirir.
Bir ağacın döktüğü yaprak toprağa karışır, çözülür, dönüşür ve bir gün aynı kökü besleyen gıdaya dönüşür.
İnsanın deneyimi de böyledir:
Sindirilen her şey bilgelik olur, sindirilemeyenlerse yük olarak kalır.
Sürdürülebilirlik yalnızca doğaya değil, insana da dairdir.
Toprak, döngüsünü sürdürebilmek için her sonu besine dönüştürür.
İnsan da kendi içsel döngüsünü koruyabilmek için bırakmayı öğrenmelidir.
Eskinin tortusu dönüştürülmeden, yeni bir yaşamın kökü filizlenmez.
Tıpkı doğa gibi, duygularımızın da kendi ekolojik dengesi vardır.
Bir duyguyu bastırmak onu yok etmez; yalnızca sistemin dengesini bozar.
Üzüntü, suçluluk, öfke… hepsi birer içsel mevsimdir.
Yaşanıp dönüştüklerinde ruhun toprağını beslerler;
ama içimizde sıkışıp kaldıklarında, tıpkı birikmiş atıklar gibi, dış dünyayı değil, iç dünyamızı kirletirler.
Doğa, çürüyene bile yer açar; bizse çoğu zaman kendi çürüyen yanımıza sabırsız davranırız.
Oysa yenilenmenin ilk koşulu, o çürümeye izin verebilmektir.
İnsanın içsel ekolojisi, duygularını sürdürülebilir biçimde yaşayabilmesine bağlıdır.
Yağmur yeryüzünü nasıl arındırıyorsa, gözyaşı da insanın içini öyle arındırır.
Denge, her şeyi taşımakta değil; bazısını toprağa emanet edebilme cesaretindedir.
Bazı şeyler, bizde kaldıkça ağırlaşır, hayatın akışını yavaşlatır.
Bir düşünce, bir duygu ya da bir hatıra…
Zamanı dolduğunda yerini bırakabilirse, yeni bir döngüye hayat verir.
Doğa bunu bilir; toprağa düşen her yaprak, bir sonraki mevsimin zeminini hazırlar.
Yaşam da benzer bir bilgelikle ilerler.
İnsan, elinde tutmaya çalıştıklarını bıraktığında eksilmez; aksine, yer açar.
Bırakmak, kaybetmek değil, dönüşüme izin vermektir.
Gerçek denge, elde kalanla değil, huzurla teslim edilenlerle kurulur.
YAŞAM VE DÖNÜŞÜM KOÇU SEVGİ YILMAZ
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.