DOLAR

45,9769$% 0.02

EURO

53,6115% 0.48

STERLİN

61,9486£% 0.32

GRAM ALTIN

6.608,47%0,83

ÇEYREK ALTIN

10.856,00%0,40

TAM ALTIN

43.279,00%0,40

ONS

4.471,02%0,82

BİST100

13.832,57%-0,95

Sabah Vakti a 02:00
Ankara AÇIK 24°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
ad826x90

Sosyal medyada herkes olduğundan farklı görünüyor. Filtrelerle güzelleşiyor, kendilerini olduklarından daha mutlu, daha akıllı, daha zengin daha iyi gösteriyor. Ama bunları yapanlar hep başkaları… Asla biz değiliz. Onlar samimiyetsiz, gerçekdışı, sinir bozucu derecede mükemmel paylaşımlar yapıyor; ama biz doğalız. Peki bu gerçekten doğru mu?

ad826x90

Hepimiz haklı olamayacağımıza göre burada ufak bir sorun var.

Ahlaki üstünlük yanlılığı ya da yanılgısı kendimizin çoğu insandan daha ahlaklı, daha iyi  kalpli, daha dürüst, genel olarak daha pozitif özelliklere sahip olduğumuza dair yaygın bir yanılgıya işaret ediyor. Bu aslında abartılmadığı sürece normal ve sağlıklı bir süreç; çünkü benliği yüceltme motivasyonuyla ilgili, ve öz saygımızı korumaya yarıyor. Özsaygısı yüksek bir bireyin kendisiyle ilgili olumsuzdan çok olumlu tutumları olur. Bu da hayata daha pozitif bir bakışla bakmaya yarar, zorlukları aşabilecek güce ve yeteneğe sahip olduğuna, yola devam edebileceğine dair inancı besler ve gereklidir.

Fakat gerçekçi bir benlik algısı ve ayakları yere basan bir özsaygı,  gelişime açık yanlarımızı, hatalarımızı görmemize yarar ve daha iyi olmamızı sağlayacak  şey, aslında budur.

Bu nedenle kendimize, davranışlarımıza, alışkanlıklarımıza da eleştirel yaklaşmayı da bilmek önemli.

ad826x90

Sosyal medya çağında hepimiz kendi filmimizin  başrol oyuncusu gibi hissediyoruz. Instagram ve benzeri ağlar bizi her gün, her an kendi “hikayelerimizi” paylaşmaya davet ediyor. YouTube adından da anlaşılabileceği gibi, ana aktörün “siz”, yani biz olduğumuz bir yeni televizyon deneyimi vaadiyle kuruldu. Tiktok’ta herkes birer aktör, şarkıcı, komedyen, dansçı… Bu mecralarda kendimizi, yaşam alışkanlıklarımızı, fikirlerimizi, hayatımızı, bazen de mahremimizi sergiliyoruz.  Profil fotoğrafından paylaşılan içeriklere kadar her şey izlenim yönetiminin bir parçası. Sosyolojinin en önemli isimlerinden Erving Goffman toplumsal yaşamı bir tiyatro sahnesine benzetiyor. Bu teoriye göre her gün hepimiz başkalarıyla her karşılaştığımızda rollerimize bürünüyor, başkalarının bizi bizim istediğimiz şekilde, olumlu bir biçimde görmeleri, tanımaları için izlenim yönetimi yapıyoruz.

Sosyal medya mecraları bugün diğer kullanıcılarla bir araya gelmemize, görünür olmamıza imkan tanıdığı için, izlenim yönetimi bu mecralar üzerinden de yürüyor. Çevrimiçi izlenim yönetimi yaparken, Carl Rogers’ın “ideal benlik” dediği yanlarımızı sergileme eğilimindeyiz. Yani olduğumuz kişiden çok olmak istediğimiz kişiyi, sahip olmak istediğimiz özellikleri sergiliyoruz. Oysa gerçek benliğimiz herkeste olduğu gibi daha kusurlu, daha pürüzlü, iyisiyle kötüsüyle daha insani halimiz.  Eğer bu ikisi arasındaki fark azsa, yani ideal benliğimiz gerçek benliğimize çok uzak değilse, bu bizim için daha iyiye evrilmek için bir motivasyon kaynağı olabiliyor. Fakat bu fark büyüdükçe hayal kırıklığı, kaygı ve mutsuzluk artıyor.

Sosyal medyanın sunduğu filtrelerle, özenle hazırlanan profil sayfaları ve senkron ve asenkron iletişim imkanlarıyla, ideal benliğimizi sergilemek artık çok kolay, ve birçoğumuz için bu haz verici. Anonimlik, fiziksel olarak başkalarıyla aynı ortamda bulunmamanın verdiği rahatlık, çevrimiçi iletişimde insanların yüz yüzeyken cesaret edemeyeceği  şekilde davranabilme ya da farklı bir persona sergileme cesareti bulmasına neden olabiliyor. Öyle ki bireyler bu mecralarda çeşitli kimlikleri deneyimleyebiliyor, kendilerini daha kolay ifade edebiliyor ya da olmadıkları gibi davranabiliyorlar.

Bunu bir aldatmaca olarak görenler olduğu gibi, olumlu bulanlar da var. Joseph Walther’in hiperkişisel iletişim modeli, çevrim içi iletişimin, yüz yüze versiyona göre daha etkili olabildiğini  bunun  temel sebebinin eş zamansız iletişim kurma imkanı  ve karşı tarafa kendimizle ilgili  sınırlı sayıda ve önceden belirlenebilen bilgilerin  aktarılabilmesi olduğunu anlatıyor.  Bu özellikler nedeniyle  kullanıcılar arasında daha olumlu ve arzu edilen bir etkileşim gelişebiliyor ve bireyler kendilerini ifade etmekte daha özgür hissedebiliyorlar.

ad826x90

Hiç tanımadığınız biriyle dijital medya yoluyla tanıştığınızı ve yalnızca yazışarak iletişim kurduğunuzu düşünün. Mesajınızı tasarlamak, göndermeden önce kontrol edip düzenlemek, her sözcüğü itinayla seçmek için zamanınız ve şansınız oluyor. Eğer günlük yaşamda, sosyal ortamlarda çekingen biriyseniz, etkileşim içerisine girerken sıkıntı yaşıyor, utanıyor, heyecanlanıyor, kızarıyorsanız, sanal dünyada bunlar problem olmaktan çıkıyor. Belki de bazı kullanıcılar bu sayede yüz yüze iletişimde yansıtamadıkları yönlerini dışa vurma, söylemek isteyip de söyleyemediklerini dile getirme, çekindikleri için ortaya koyamadıkları potansiyellerini gösterebilme fırsatı elde edebiliyor.

Kısacası sanal dünyada kurulan iletişim ve benlik sunumu gerçek halimize benzemeyen bir algı yaratmak için de kullanılabilir, gizlemek zorunda kaldığımız güçlü yanlarımızı ifade etmeye de yarayabilir. Başkaları hakkında fikir yürütürken ise sadece sosyal medyadan elde edilen ipuçlarına güvenmek bazen aldatıcı olabiliyor.  Kusursuz profillere mutluluk dolu sorunsuz yaşamlara, problemsiz ilişkilere bakıp bu aldatmacaya kanmak kolay.

Sonuç olarak sosyal medyada gördüklerimiz çoğu kez bir sahneden ibaret; önemli olan başkalarının maskelerini eleştirmekten önce kendi rollerimizi fark edebilmek. Çünkü hem dijital dünyada hem yüz yüze ilişkilerde  az ya da çok, hepimiz rol yapıyoruz.

 

PROF. DR. GÜL ESRA ATALAY

0 0 0 0 0 0
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Kentleşme ve kültürel erozyon: Gelenek ile modernlik arasında

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

casino siteleri