47,3981$% 0.04
53,9930€% -0.02
63,0119£% 0.04
6.133,00%-0,07
10.033,00%-0,16
39.948,00%-0,16
4.016,95%-0,29
13.560,07%-0,93
17:11
Bir ülke dünyanın en gelişmiş haberleşme altyapısını kurmaktadır. Savunma sistemleri milisaniyeler içinde veri paylaşmaktadır. Hastaneler uzaktan izleme hizmeti sunmaktadır. Kentler ulaşımı, enerjiyi ve afet müdahalesini ortak ağlar üzerinden yönetmektedir. Fabrikalar makineler arasında kesintisiz bağlantı sağlamaktadır. Aynı ülkede bazı yurttaşlar, baz istasyonlarının zihinleri kontrol edeceğine ya da insanları hasta edeceğine inanmaktadır. Bu karşıtlık, 5G üzerine yürütülen teknik tartışmanın ötesinde toplumsal bir soruna işaret etmektedir. Bağlantı gücünün büyümesi, toplumsal güvenle desteklenmediğinde sayısal dönüşüm eksik kalmaktadır. Vatandaşların ölçüm süreçlerini, risk değerlendirmelerini ve karar ölçütlerini bilmemesi ise teknolojik egemenliğin toplumsal temelini zayıflatmaktadır.
Savunma sanayii, 5G’nin sağladığı düşük gecikme, yüksek bağlantı yoğunluğu ve gerçek zamanlı veri akışından büyük ölçüde yararlanmaktadır. Aynı olanaklar sağlık, enerji, ulaşım, eğitim, üretim ve afet yönetimi açısından da önem taşımaktadır. Bu nedenle 5G, yeni bir mobil iletişim kuşağı olmanın ötesine geçmektedir. Kritik hizmetlerin birlikte çalışmasını sağlayan toplumsal bir koordinasyon katmanına dönüşmektedir. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği de 5G’yi gelişmiş mobil geniş bant, çok yoğun makine iletişimi ve güvenilir düşük gecikmeli bağlantı üzerinden farklı sektörleri bütünleştiren esnek bir platform olarak tanımlamaktadır.
Bu dönüşümün merkezinde teknik performans kadar güven bulunmaktadır. Buradaki güven, sorgusuz kabul anlamına gelmemektedir. Kanıtın üretildiği, ölçümlerin bağımsız biçimde doğrulandığı, risklerin açıkça konuşulduğu ve toplumun karar süreçlerine katıldığı bir ilişkiyi anlatmaktadır. Bu yazı, söz konusu yeterliği Teknolojik Güven Egemenliği kavramıyla ele almaktadır.
Savunma araştırmalarında uzun süredir çift kullanım kavramı kullanılmaktadır. Bu kavram, aynı ürünün ya da bilginin askerî ve sivil amaçlarla değerlendirilebilmesini açıklamaktadır. İnternet, uydu sistemleri, konumlama hizmetleri, insansız araçlar ve ileri malzemeler bu geçişin bilinen örneklerini oluşturmaktadır. Günümüzde ortaya çıkan yapı, iki kullanım alanıyla sınırlı kalmamaktadır.
Aynı haberleşme ağı savunma birimlerini, hastaneleri, enerji tesislerini, ulaşım merkezlerini ve kamu kurumlarını birbirine bağlamaktadır. Aynı yapay zekâ yöntemi radar görüntülerini, tıbbi taramaları, trafik akışını ve şebeke verilerini çözümlemektedir. Aynı sensör ailesi sınır güvenliğinde, yangın takibinde, su yönetiminde ve endüstriyel bakımda görev almaktadır. Aynı bulut ve uç bilişim düzeni farklı sektörlerin karar süreçlerini hızlandırmaktadır. Bu gelişme, çift kullanım yaklaşımının açıklama gücünü daraltmaktadır. Teknolojik yapı, bir aracın iki alanda görev yapmasından, ortak dijital omurgaya bağlı çok sayıda yaşamsal sistemin birlikte yönetilmesine doğru ilerlemektedir. Savunma, sağlık, kent, eğitim ve enerji ayrı adalar gibi çalışmamaktadır. Bağlantı, veri, algoritma, uydu, sensör ve siber koruma katmanlarında birbirine yaklaşmaktadır.
Böyle bir yapıda bir sektörde oluşan sorun diğer alanlara sıçrayabilmektedir. Haberleşme kesintisi hastane hizmetlerini, enerji dağıtımını ve afet müdahalesini aynı anda etkileyebilmektedir. Veri kalitesindeki bozulma farklı kurumların kararlarını yanıltabilmektedir. Sosyal medyada yayılan asılsız bir iddia, altyapı yatırımına yönelik toplumsal desteği zayıflatabilmektedir. Ortak omurga verim sağlarken ortak kırılganlık da üretmektedir.
Bu nedenle tartışmanın odağı, sistemin farklı alanlarda kullanılabilmesinden, birbirine bağlanan kritik sektörlerin ortak bir yönetişim düzeni içinde nasıl uyumlandırılacağına yönelmektedir. Bu düzen; güvenlik, denetim, kamu yararı, etik sorumluluk ve toplumsal meşruiyet ölçütlerini birlikte ele alarak teknolojik bütünleşmenin sınırlarını belirlemektedir.
Başlıca güç merkezleri farklı siyasal ve ekonomik modeller kullanmaktadır. Buna karşın hepsi savunma gücünü daha geniş bir bilim, üretim, iletişim ve toplum sistemi içinde ele almaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri, savunma gücünü birkaç büyük yükleniciyle sınırlayan yapıyı genişletmeye çalışmaktadır (U.S. Department of Defense, 2024). Ulusal Savunma Sanayi Stratejisi; dayanıklı tedarik zincirleri, esnek edinim süreçleri, hazır iş gücü ve ekonomik caydırıcılık üzerinde durmaktadır. Kamu kurumları, büyük şirketler, küçük işletmeler, girişimler, yatırımcılar ve üniversiteler daha geniş bir ulusal güvenlik yenilik ağı içinde buluşturulmaktadır. Böylece savunma; üretim tesisleri kadar sermaye akışına, araştırma tabanına, yerel işletmelere ve insan kaynağına bağlanmaktadır.
Çin, askerî ve sivil kaynakları merkezî planlama içinde bir araya getirmektedir. Resmî yaklaşım; askerî-sivil bütünleşme, barış ve savaş koşullarının uyumu, bağımsız geliştirme ve denetlenebilir sistemler üzerinde durmaktadır (State Council Information Office of the People’s Republic of China, 2015). Bilimsel araştırma, sanayi politikası, veri altyapısı, insan kaynağı ve ulusal güvenlik aynı modernleşme hedefinin parçaları olarak ele alınmaktadır. Çin’in yöntemi, teknolojik yeterliliği ekonomik güç ve devlet gücüyle birlikte büyütmeyi amaçlamaktadır.
Rusya, teknolojik egemenliği ulusal güvenlik ve sanayi politikasının temel unsurlarından biri olarak sunmaktadır (President of Russia, 2024). Bilimsel gelişme, üretim hacmi ve kamu yönetimi güçlü bir merkezî yapı altında yönlendirilmektedir. Bu modelde toplum, çoğunlukla devletin sürekliliğini ve ulusal dayanıklılığı destekleyen bir unsur olarak konumlanmaktadır.
NATO, yapay zekâ ve diğer yeni teknolojiler için sorumlu kullanım, birlikte çalışabilirlik, test, risk azaltma ve düşmanca kullanıma karşı koruma ilkelerini öne çıkarmaktadır (North Atlantic Treaty Organization, 2024). İttifak, özel sektör ve araştırma çevreleriyle kurulan ilişkiyi operasyonel üstünlüğün parçası olarak görmektedir. Güven, burada teknik doğrulukla beraber kurumsal sorumluluk ve ortak standartlar üzerinden ele alınmaktadır.
Avrupa Birliği, savunma araştırmalarını ortak fonlar, küçük ve orta ölçekli işletmeler, sınır aşan iş birlikleri ve dönüştürücü yenilik alanları üzerinden desteklemektedir (Directorate-General for Defence Industry and Space, 2025). Avrupa Hazırlık Birliği yaklaşımı, sivil ve askerî hazırlığı bütün toplum çerçevesinde birleştirmektedir (European Commission & High Representative of the Union for Foreign Affairs and Security Policy, 2025). Kamu kurumları, yerel yönetimler, şirketler, araştırmacılar, sivil toplum ve vatandaşlar ortak hazırlık düzenine katılmaktadır. Avrupa Savunma Fonu da ortak araştırmayı ve yeni oyuncuları desteklemektedir. Avrupa’nın 6G çalışmalarında dikkat çekici bir değişim görülmektedir (Smart Networks and Services Joint Undertaking, 2025). Teknik performans göstergelerinin yanına temel değer göstergeleri eklenmektedir. Sürdürülebilirlik, kapsayıcılık, güvenilirlik ve toplumsal yarar ağ tasarımının başlangıç ölçütleri arasında değerlendirilmektedir. Bu yaklaşım, gelecek kuşak iletişim sistemlerinin hız yarışıyla sınırlı tutulmadığını göstermektedir.
Bu modeller arasında önemli farklar bulunmaktadır. ABD ağ temelli yenilik altyapısına, Çin merkezî bütünleşmeye, Rusya teknolojik egemenliğe, NATO ortak standartlara, Avrupa ise toplumsal hazırlık ve değer temelli yönetişime ağırlık vermektedir. Ortak yön açıktır: Savunma, ekonomik yapıdan, araştırma sisteminden, sivil altyapılardan ve toplumdan ayrı bir alan olarak ele alınmamaktadır.
5G tartışmaları çoğu zaman hız, gecikme ve cihaz sayısı üzerinden yürütülmektedir. Bu göstergeler önem taşımaktadır. Ancak kritik sistemler bakımından daha geniş bir çerçeve gerekmektedir; çünkü 5G ağı, verinin taşındığı bir kanal kadar kurumların eş zamanlı hareket etmesini sağlayan bir koordinasyon ortamıdır. Bir hastane ambulansla anlık veri paylaşmaktadır. Bir enerji şirketi şebeke dengesini sensörlerden izlemektedir. Bir belediye trafik sinyallerini yoğunluğa göre ayarlamaktadır. Bir savunma sistemi farklı platformlardan gelen verileri ortak resimde birleştirmektedir. Bu işlemler aynı bağlantı mantığı içinde buluşmaktadır.
Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) standartları da 5G’nin akıllı kentler, fabrikalar ve zaman açısından kritik hizmetler için taşıdığı güvenlik gereksinimlerini ayrı bir çalışma alanı olarak değerlendirmektedir (International Telecommunication Union, 2024). Bu yapının korunması için siber güvenlik zorunludur. Kimlik doğrulama, şifreleme, ağ dilimleme, erişim denetimi ve saldırı tespiti teknik koruma sağlamaktadır. Bununla birlikte sistemin toplumsal sürdürülebilirliği başka bir dayanağa daha gereksinim duymaktadır. İnsanların ağın nasıl çalıştığını, hangi veriyi topladığını, hangi kurumlarca denetlendiğini ve olası zararların nasıl izlendiğini anlayabilmesi gerekmektedir. Siber güvenlik, sistemi saldırıdan korumaktadır. Teknolojik güven ise toplumun sistemle kurduğu ilişkinin kanıta, açıklığa ve hesap verebilirliğe dayanmasını sağlamaktadır. İlk alan mühendislik ve yönetişim tedbirleriyle yürütülmektedir. İkinci alan iletişim, eğitim, hukuk, sosyoloji, psikoloji, medya ve kamusal katılım gerektirmektedir.
5G hakkındaki asılsız iddialar bu ikinci alandaki açığı görünür kılmaktadır. Bir baz istasyonu teknik standartlara uygun çalışabilmektedir. Buna karşın ölçüm sonuçları halka anlaşılır biçimde sunulmuyorsa söylentiler daha hızlı yayılmaktadır. İnsanlar sorularına güvenilir bir kurumdan zamanında yanıt alamıyorsa sosyal medya paylaşımları bilgi kaynağına dönüşmektedir. Kurumlar tek yönlü tanıtım dili kullanıyorsa kuşku güçlenmektedir.
Bu nedenle 5G’nin stratejik kırılganlığı anten, yazılım ya da çekirdek ağla sınırlı kalmamaktadır. Baz istasyonu çevresinde oluşan bilgi boşluğu da bir güvenlik alanı oluşturmaktadır. O boşluğu bilimsel açıklamalar dolduramadığında korku, siyasi kutuplaşma, ekonomik çıkar veya dış etki kampanyaları devreye girebilmektedir.
Toplumsal kuşku çoğu zaman iletişim sorunu olarak görülmektedir. Bu yaklaşım eksik kalmaktadır. Kritik altyapılara yönelik güven kaybı, yatırım takvimini, kriz yönetimini, kamu hizmetlerinin kullanımını ve ülkenin dış etkilere karşı direncini doğrudan etkileyebilmektedir. Bir afet sırasında vatandaş resmî uyarı sistemine güvenmiyorsa doğru mesaj zamanında davranışa dönüşmemektedir. Bağlantılı sağlık hizmetleri hakkında yoğun kuşku oluştuğunda uzaktan izleme programlarına katılım düşmektedir. Akıllı sayaçların veri toplama biçimi açıklanmadığında enerji dönüşümü tepkiyle karşılaşmaktadır. Otonom ulaşım sistemlerinde hata sorumluluğu anlaşılmadığında toplumsal kabul gecikmektedir.
Savunma alanında geliştirilen bir haberleşme çözümü sivil altyapıya aktarıldığında mahremiyet soruları yanıtsız kalırsa teknik başarı kamusal tartışmada görünmez hâle gelmektedir. Bilgi alanı, kritik altyapının bir parçasıdır. Ağın fiziksel bileşenleri korunurken toplumun algı ve güven ortamı korumasız bırakılırsa sistem tamamlanmamaktadır. Yanlış bilgi kampanyaları, teknik arıza yaşanmadan hizmetlerin meşruiyetini zedeleyebilmektedir. Hedef, baz istasyonunu susturmak yerine ondan korkulmasını sağlamak olabilmektedir. Bu nedenle teknolojik güven, yumuşak bir iletişim başlığı sayılamaz. Ulusal güvenlik, kamu sağlığı, ekonomik rekabet ve demokratik yönetişim arasında yer alan stratejik bir alandır. Bir ülkenin kendi teknolojisini üretmesi kadar, bu teknoloji hakkında güvenilir bilgiyi kendi kurumlarıyla üretebilmesi de önem taşımaktadır. Ölçüm, açıklama ve doğrulama dışa bağımlı kaldığında tartışmanın yönü de dış etkilere açık hâle gelmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO, 2020), bugüne kadar kablosuz teknolojilere maruziyet ile olumsuz sağlık etkileri arasında nedensel bir bağ kurulmadığını bildirmektedir. Kurum, 5G’de kullanılacak bazı frekanslara ilişkin araştırma sayısının daha sınırlı olduğunu da belirtmekte ve bilimsel izlemenin sürmesini desteklemektedir. Maruziyet düzeyi uluslararası kılavuzların altında kaldığında halk sağlığı açısından olumsuz sonuç beklenmediği ifade edilmektedir.
Uluslararası İyonlaştırmayan Radyasyondan Korunma Komisyonu tarafından yayımlanan 2020 kılavuzu, 100 kHz ile 300 GHz arasındaki radyo frekanslarını kapsamaktadır (International Commission on Non-Ionizing Radiation Protection, 2020). Bu çerçeve 5G, kablosuz ağlar, mobil telefonlar ve baz istasyonları için koruma sınırları sunmaktadır. Komisyon, söz konusu sınırların kanıtlanmış zararlı etkileri önlemeyi amaçladığını açıklamaktadır.
Bu bilgiler, her kaygının küçümsenmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Bilimsel dürüstlük, araştırmanın sürmesini, ölçümlerin düzenli yapılmasını ve yeni bulguların kamuoyuyla paylaşılmasını gerektirmektedir. Aynı dürüstlük, doğrulanmamış iddialarla kanıta dayalı sonuçların eşit ağırlıkta sunulmasını da engellemektedir. Sorun, bilimsel raporların yayımlanmasıyla çözülmemektedir. İnsanların rapora erişmesi, kullanılan dili anlayabilmesi, kaynağı güvenilir bulması ve açıklanan süreçte kendi sorularına yer verildiğini görmesi gerekmektedir. Bilgi yayımlamak ile güven kazanmak farklı kurumsal beceriler istemektedir.
Risk iletişimi çoğu zaman iki hataya düşmektedir. İlk hata, yurttaşı bilgisiz kabul eden üstten bir dildir. İkinci hata, kaygıyı büyütecek kadar savunmacı bir tutumdur. Sağlıklı yaklaşım, soruyu küçümsemeden kanıt sunmakta; belirsizlik alanlarını açıkça belirtmekte; ölçüm yöntemini anlatmakta; bağımsız uzmanların katılımını sağlamaktadır.
Bir söylentinin yayılması, toplumun bilime karşı olduğu sonucunu tek başına göstermemektedir. Çoğu zaman sorun, kurumlarla vatandaş arasındaki açıklama kanallarının yavaş, karmaşık veya erişilemez olmasıdır. Boş kalan alan, en çarpıcı iddiayı üreten aktör tarafından doldurulmaktadır. Bu nedenle dezenformasyonla mücadele, yanlış içeriği silmekten daha kapsamlıdır. Güvenilir bilginin zamanında, anlaşılır ve doğrulanabilir biçimde dolaşıma girmesini gerektirmektedir.
Teknolojik egemenlik çoğunlukla donanım, yazılım, patent, veri merkezi, tedarik zinciri ve insan kaynağı üzerinden değerlendirilmektedir. Bu unsurlar yaşamsal önem taşımaktadır. Fakat kritik sistemlerin toplumsal karşılığı hesaba katılmadığında resim eksik kalmaktadır. Teknolojik Güven Egemenliği, bir toplumun kritik teknolojiler hakkında güvenilir bilgi üretme, bağımsız doğrulama yapma, riskleri açık biçimde tartışma, karar süreçlerine katılma ve sistemleri bilinçli biçimde kullanma yeterliğidir. Bu yaklaşım, halktan koşulsuz onay istememektedir. Kanıta dayalı, denetlenebilir ve karşılıklı sorumluluk taşıyan bir ilişki önermektedir.
Bu yetkinliğin ilk boyutu kanıttır. Ölçüm, test, etki değerlendirmesi ve denetim sonuçları güvenilir yöntemlerle üretilmekte ve uygun ölçüde kamuya açılmaktadır. Kurumlar standartlarını açıklamakta; üniversiteler, meslek kuruluşları ve bağımsız laboratuvarlar doğrulama sürecine katılmaktadır. İkinci boyut anlamdır. Bilgi, farklı eğitim düzeylerine, yaş gruplarına ve erişim gereksinimlerine uygun sunulmaktadır. Yurttaşın teknik ayrıntıları bilmesi beklenemez; ancak kendisini etkileyen sistemin karar mantığını anlayabilmesi gerekmektedir. Üçüncü boyut katılımdır. Vatandaş, son aşamada ikna edilecek hedef kitle sayılmamaktadır. Gereksinimleri, kaygıları, yerel bilgisi ve kullanım koşulları başlangıçta değerlendirilmektedir. Böylece tasarım ekipleri toplumsal sonuçları erken görmekte ve kamusal meşruiyet güçlenmektedir. Dördüncü boyut kurumsal çevikliktir. Yanlış bilgi saatler içinde yayılırken resmî açıklamanın gecikmesi güven kaybını artırmaktadır. Kamu kurumları, üniversiteler, sağlık otoriteleri, düzenleyiciler ve medya arasında hızlı bilimsel yanıt düzeni kurulmaktadır. Doğrulanmış bilgi, anlaşılır grafikler ve yetkin sözcüler aracılığıyla paylaşılmaktadır.
Bu dört boyut birlikte çalıştığında teknolojik güven, halkla ilişkiler etkinliklerinin sınırlarını aşarak ulusal dayanıklılığın parçasına dönüşmektedir. Toplumun anlamadığı bir sistem kriz anında kolayca hedef gösterilebilmektedir. Güvenilmeyen bir altyapı etkin kullanılmamakta, yatırım gecikmekte ve kamusal direnç zayıflamaktadır.
Üniversite, sanayi ve kamu arasındaki üçlü sarmal modeli, bilgi üretimi ile ekonomik ve yönetsel gücü bir araya getirmektedir. Dörtlü sarmal, toplumu, kültürü ve medyayı; beşli sarmal ise doğal çevreyi yenilik sistemine katmaktadır (Carayannis et al., 2012). Kurubacak Çakır (2025) tarafından ortaya konulan Altılı Sarmal yaklaşımı, bu yazıda Teknolojik Güven Modeli olarak geliştirilmektedir. Model, beşli yapının merkezine dijital ikizi yerleştirmektedir. Altıncı sarmal, kurumsal bir aktör biçiminde konumlanmamaktadır. Diğer beş sarmal arasındaki bilgi akışını sürekli güncelleyen ortak dijital katman olarak tanımlanmaktadır. Dijital ikiz, farklı kaynaklardan gelen verileri analiz ve simülasyon ortamında buluşturarak kararların teknik, toplumsal ve çevresel sonuçlarını uygulama öncesinde karşılaştırmaktadır (Grieves & Vickers, 2017).
Bu modelde kamu, ulusal güvenlik ve kamu yararı ölçütlerini belirlemektedir. Sanayi, üretim ve ölçek sağlamaktadır. Üniversite, araştırma, öngörü ve bağımsız değerlendirme sunmaktadır. Toplum ve medya, gereksinimleri, değerleri, risk algısını ve kamusal iletişimi taşımaktadır. Doğal çevre, enerji kullanımı, kaynaklar ve iklim etkileriyle tasarımı yönlendirmektedir. Merkezdeki dijital ikiz, sarmallar arasındaki ilişkileri görünür kılmakta ve çelişen hedefleri ortak senaryolarda sınamaktadır. Toplum böylece son aşamada ikna edilecek kitle konumundan çıkarak gereksinim ve güven ölçütleri üreten bilgi ortağına dönüşmektedir.
5G için uygulanan dijital ikiz; kapsama, gecikme, enerji tüketimi, maruziyet ölçümleri, siber riskler ve toplumsal güven göstergelerini aynı modelde izleyebilmektedir. Mühendisler ağ performansını, sağlık bilimciler halk sağlığı verilerini, iletişim uzmanları risk bilgisinin anlaşılmasını, sosyal bilimciler güven ve grup davranışını, hukukçular mahremiyet ile hesap verebilirliği değerlendirmektedir. Yerel yönetimler bölgesel gereksinimleri, vatandaşlar günlük kullanım koşullarını aktarmaktadır. Yeni bir baz istasyonu yerleşimi veya kriz senaryosu uygulanmadan önce teknik ve toplumsal etkiler birlikte sınanabilmektedir. Böylece teknolojik başarı ile toplumsal kabul aynı stratejik tasarımın birbirini besleyen bileşenleri hâline gelmektedir.
Türkiye savunma sanayiinde güçlü bir araştırma ve üretim altyapısına, nitelikli insan kaynağına sahiptir. Bu birikim, kritik teknolojilerin toplumsal yönetişimi için de öncü bir modele dönüştürülebilir. 5G, 6G, yapay zekâ, otonom sistemler, akıllı kent ağları ve bağlantılı sağlık hizmetleri için Ulusal Teknolojik Güven Protokolü hazırlanabilir. Bu protokol, tek bir kurumun iletişim planı olarak düzenlenmemelidir. BTK, ilgili bakanlıklar, üniversiteler, savunma ve haberleşme şirketleri, meslek kuruluşları, yerel yönetimler, medya temsilcileri ve sivil toplum arasında ortak bir sorumluluk çerçevesi oluşturmalıdır.
İlk adım, bağımsız ölçüm ve doğrulama düzeninin güçlendirilmesidir. Baz istasyonları, veri güvenliği, enerji tüketimi ve çevresel etkilere ilişkin sonuçlar kamuya açılmalıdır. Ham veriler uzmanlara, sadeleştirilmiş göstergeler topluma sunulmalıdır. İkinci adım, ulusal teknolojik güven panosudur. Vatandaş, bölgesindeki ölçümleri, standartları, sorumlu kurumları ve sık sorulan soruların yanıtlarını tek ortamda görebilmelidir. Üçüncü adım, hızlı bilimsel yanıt ağıdır. Sosyal medyadaki iddialar cevapsız bırakılmamalı; uzmanlar, sağlık otoriteleri ve düzenleyiciler kanıt, yöntem ve ölçüm temelli ortak açıklama üretmelidir. Dördüncü adım, toplumsal güven etki değerlendirmesidir. Kritik altyapılar devreye alınmadan önce güven, anlaşılabilirlik, erişilebilirlik ve katılım ölçülmelidir. Yaşlılar, engelliler, kırsal bölgelerde yaşayanlar ve sayısal dışlanma riski taşıyan gruplar özel olarak ele alınmalıdır. Beşinci adım, altılı sarmal kurullarıdır. Kamu, sanayi, üniversite, toplum-medya ve doğal çevre temsilcileri düzenli olarak bir araya gelmelidir. Dijital ikiz, ortak analiz, simülasyon ve senaryo değerlendirme katmanı olarak merkezde yer almalıdır. Kurullar, gizli bilgileri korurken kamusal yararı ilgilendiren konularda açıklık sağlamalıdır.
Bu model aynı zamanda uluslararası iş birlikleri için yeni bir ölçüt sunmaktadır. Ortak projelerde teknik yeterlilik kadar kamusal açıklama, bağımsız denetim, çevresel sorumluluk ve kapsayıcı katılım da değerlendirilebilmektedir. Türkiye bu yaklaşımı standart, rehber ve pilot uygulamalarla somutlaştırdığında savunma teknolojilerinden sivil hizmetlere uzanan bilgi akışını daha güvenli yönetebilmektedir. Böylece teknoloji transferi tek yönlü bir aktarım olmaktan çıkmakta; farklı alanların birbirinden öğrenmesini sağlayan sürekli bir toplumsal değer döngüsüne dönüşmektedir.
En güçlü ağ, en fazla cihazı bağlayan ağ olarak tanımlanamaz. En güçlü ağ, toplumun işleyiş mantığını anlayabildiği, risklerini sorgulayabildiği, denetim süreçlerine güvenebildiği ve ortak yararını görebildiği ağdır. Bir ülkenin egemenliği kendi donanımını üretmesiyle güçlenmektedir. Kendi yazılımını geliştirmesiyle ilerlemektedir. Verisini korumasıyla sağlamlaşmaktadır. Toplumun bilgiye dayalı güvenini sürdürebilmesiyle tamamlanmaktadır. Geleceğin teknolojik üstünlüğünü en hızlı ağı kuranlar tek başına belirlemeyecektir. Bilimi kamusal anlayışla, güvenliği açıklıkla, yeniliği katılımla ve dijital sistemi toplumsal sorumlulukla birleştiren ülkeler öne çıkacaktır. Çünkü en güçlü ağ, toplumun güvendiği ağdır.
PROF. DR. GÜLSÜN KURUBACAK ÇAKIR – ANKARA HBV ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ
Kurubacak Çakır, G. (21 Temmuz 2026). En güçlü ağ, toplumun güvendiği ağdır: 5G, savunma sanayii ve teknolojik güven egemenliği. haberdili.com. Erişim: https://www.haberdili.com/en-guclu-ag-toplumun-guvendigi-agdir-5g-savunma-sanayii-ve-teknolojik-guven-egemenligi/
Kaynakça
Carayannis, E. G., Barth, T. D., & Campbell, D. F. J. (2012). The Quintuple Helix innovation model: Global warming as a challenge and driver for innovation. Journal of Innovation and Entrepreneurship, 1, Article 2. https://doi.org/10.1186/2192-5372-1-2
European Commission, & High Representative of the Union for Foreign Affairs and Security Policy. (2025, March 26). Joint communication on the European Preparedness Union Strategy (JOIN(2025) 130 final). EUR-Lex. https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX:52025JC0130
Directorate-General for Defence Industry and Space. (2025, December 17). EDF work programme 2026. European Commission. https://defence-industry-space.ec.europa.eu/edf-work-programme-2026_en
Grieves, M., & Vickers, J. (2017). Digital twin: Mitigating unpredictable, undesirable emergent behavior in complex systems. In F.-J. Kahlen, S. Flumerfelt, & A. Alves (Eds.), Transdisciplinary perspectives on complex systems: New findings and approaches (pp. 85–113). Springer. https://doi.org/10.1007/978-3-319-38756-7_4
International Commission on Non-Ionizing Radiation Protection. (2020). Guidelines for limiting exposure to electromagnetic fields (100 kHz to 300 GHz). Health Physics, 118(5), 483–524. https://doi.org/10.1097/HP.0000000000001210
International Telecommunication Union. (2024). Security requirements for operation of IMT-2020/5G core network to support vertical services (Recommendation ITU-T X.1820). https://www.itu.int/rec/T-REC-X.1820-202409-I/en
Kurubacak Çakır, G. (2025, August 25). Beşli sarmaldan altılı sarmala: Dijital ikiz, sarmalın yeni boyutu. Haber Dili. https://www.haberdili.com/besli-sarmaldan-altili-sarmala-dijital-ikiz-sarmalin-yeni-boyutu/
North Atlantic Treaty Organization. (2024, July 10). Summary of NATO’s revised artificial intelligence strategy. https://www.nato.int/en/about-us/official-texts-and-resources/official-texts/2024/07/10/summary-of-natos-revised-artificial-intelligence-ai-strategy
President of Russia. (2024, June 13). Council for Science and Education meeting. http://en.kremlin.ru/events/president/news/74277
Smart Networks and Services Joint Undertaking. (2025). 6G KVIs—SNS projects initial survey results 2025. https://smart-networks.europa.eu/wp-content/uploads/2025/05/sns-ju-white-paper-6g-kvis-survey-2025_final-1.pdf
State Council Information Office of the People’s Republic of China. (2015, May). China’s military strategy. The State Council of the People’s Republic of China. https://english.www.gov.cn/archive/white_paper/2015/05/27/content_281475115610833.htm
U.S. Department of Defense. (2024, January 11). DOD releases first-ever National Defense Industrial Strategy. https://www.defense.gov/News/Releases/Release/Article/3643326/dod-releases-first-ever-national-defense-industrial-strategy/
World Health Organization. (2020, February 27). Radiation: 5G mobile networks and health. https://www.who.int/news-room/questions-and-answers/item/radiation-5g-mobile-networks-and-health
Akıllı şehirde akıllı insan olmak teknolojiyle çevrili kentlerde muhakeme, sorumluluk ve birlikte gelecek üretme kültürü
1
Instagram televizyon ekranlarına taşındı: Uzun içerik dönemi başlıyor
2
Lenz Yasasından dijital çağın toplumsal karşı alanlarına: Yapay zekâ çağında direnç, denge ve kültürel süreklilik
3
Teknolojik ilerlemenin görünmez maliyeti: “Matbaadan algoritmaya: İradenin iflası”
4
Cyborg, Transhuman ve Posthuman üçgeninde insanlığın kendini arayışı…
5
Global markalaşma ve reaktif dijital dönüşüm programının başlangıcı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.