44,7295$% 0.09
52,8471€% 0.48
60,8127£% 0.67
6.861,35%0,71
11.166,00%-0,29
44.563,00%-0,59
4.774,57%0,69
14.173,22%0,82
02:00
Füruğ Ferruhzad 20.y.y’ın en önemli kadın şairlerinden biridir. Albay bir babanın kızı olan Füruğ, otoriter bir aile de büyür. O ev de onu bize tanıtan şiir ile tanışmıştır. Füruğ Ferruhzad kelimeleri ile yaralar, aynı zaman da o yarayı sarar. Şiirleri hem haykırıştır hem de suskunluktur. Genç yaşta bir evlilik yapar. Bu evlilikten bir oğlu dünyaya gelir. Kamran. Fakat evliliği uzun sürmez ve boşanır. Oğlunu bir daha göremez.
Hayatını kazanmak için iş aradığı sıralarda Ebrahim Golestan ile karşılaşır. Onunla tanışması Füruğ Ferruhzad ’a bambaşka bir dünyanın kapılarını açar: Sinema. Yönetmenliğini üstleneceği Ev Karadır’a kadar Golestan’ın ekibinde çeşitli işler yapar. 1959 yılında sinema eğitimi almak üzere İngiltere’ye gider. Döndüğünde Ahvaz’da bir petrol kuyusunda çıkan yangın özelinde petrol işçilerine odaklanan ”Bir Ateş” filminin çekimlerinde görev alır. 1961 yılında Abadan şehrindeki sosyal çalkantıları ve sanayileşmeyi konu edinen ”Su ve Isı” filminde Ebrahim Golestan ile birlikte çalışır. Sinemaya dair bu öğrenme süreci, sonucunu kısa sürede verecektir. Golestan’dan cüzzamlıları konu alan bir film talep edildiğinde bu iş Füruğ Ferruhzad’a verilir.
Hastaların tecrit altında tutulduğu Tebriz yakınlarındaki Baba Baghi(Bababağı Köyü)’ne giden Füruğ Ferruhzad, yaklaşık iki hafta boyunca o insanlarla yaşar. Yaralarına dokunur, sofralarına oturur. Bu dışlanmış güruha uyum sağlamakta asla zorluk çekmez. Başlangıçta film ekibinin aleyhine slogan atan hastalar beraber geçirilen günlerin ertesinde yaşamı boyunca Füruğ Ferruhzad’a mektup göndermeye devam ederler. Ev Karadır’ı eşsiz bir film yapan şey ise cüzzamlıların Füruğ Ferruhzad tarafından bu denli iyi anlaşılmasıyla ilgilidir.
Ev Karadır toplumdan dışlanmış, ötekileştirilmiş cüzzam hastalarını anlatır. Ferrruhzad asla bu bedenleri teşhir etmez . Onlara acıyarak değil, onların ruhunu göstererek yapar. Ev Karadır bir belgesel olmaktan çok daha ziyade ötekileştirilmiş insanların portresini çeker. Toplumdan soyutlanmış aynaya bakmaya cesareti olmayan insanlar bir günah da işlememiştir oysa. Şikayetçi de değillerdir bu durumdan. Çünkü bir sahne de şöyle bir cümle geçer:
“Senin adına övgüler düzeceğim Allah’ım, çünkü sen beni olağanüstü biçimde yarattın. Kemiklerim biçimlenirken senin bilgin dahilindeydi.”
Çekimler devam eder fakat bir senaryo dahilinde değildir. Her şey Füruğ’nun gözleri önünde ve aklındadır. Şair şiirsel kamerası ile adeta acıyı bir tokat gibi gözümüze çarpar. Film boyunca bir kadın ve bir erkeğin sesi duyulur. Füruğ Ferruhzad ve İbrahim Gülistan’a ait olan bu sesler, toplum ve dışlanmış tarafın sesidir. Füruğ dışlanmışı temsil eder. Diğeri ise İbrahim Gülistan’ın sesidir. Bir bakıma toplumun cüzzamlıya yani dışlanana bakışıdır bu ikinci ses.
1966 yılında, Füruğ Ferruhzad’ın hayatının son zamanlarına denk düşen zaman diliminde petrol şirketleriyle alakalı bir belgesel yapmak üzere İran’da bulunan İtalyan yönetmen Bernardo Bertolucci ile Füruğ Ferruhzad arasında şu diyalog geçer:
”Bernardo Bertolucci: Öyle görünüyor ki sizin filminiz cüzzam ve cüzzamlılar hakkında ama siz cüzzam sorunlarından daha derin konu ve anlamları anlatmayı hedefliyorsunuz.
Füruğ Ferruhzad: Evet çok doğaldır. Şayet sadece cüzzam hakkında bir film yapmak isteseydim pekala cüzzam ve cüzzam evi ile sınırlı bir film olurdu. Ciddi bir film olurdu ama burası benim için bir örnekti, küçük bir şeyden ve bütün hastalıkların,rahatsızlıkların sorunlarıyla daha geniş bir dünyanın sıkıştırılmış bir örneğiydi. Bu filmi yapmak isterken çevreme böyle bir bakışla yaklaşmaya çalıştım…”
Ev Karadır tüm şiirselliği ile hayatın bir portresidir. Çünkü hayat şiirdir. İnsan nedir ki diye sorgulatır belgesel. Bu yirmi dakikalık yapım Oberhausen’de dünyanın her yerinden gönderilen farklı 65 kısa film arasından birinci olur. Füruğ Ferruhzad’ın sesi dünyada epeyce yankılanır. Füruğ Ferruhzad her ne kadar şiirleri ile hatıra gelse de ona göre sinema bir çeşit konuşmaktır ve Füruğ Ferruhzad konuşabildiği her alanda söyleyecek bir sözü vardır. Bazen dizelerdir bazen bir kamera hareketi.
İran Edebiyatı’na ve dünya edebiyatına derin izler bırakan edebi eserler ortaya koyar. Şiir temalarında günah, beden arzu ve çürüme gibi temaları işler. Suskunluğa şiiri ile cevap verir. Sinema da onun için bir şiirdir. Bunu kadrajına ekledikleri ile yapar. Ev Karadır belgeselinde görüntüler adeta bir şiirin dizeleri gibidir. Şiirsel kamerası bu bedenleri dramatize etmez, teşhir etmez. Aksine o bedenlerle birlikte bakar dünyaya ve bir ”biz” oluşturur. Şiirsel sezgisini, sinemasal dili ile harmanlayarak acıyı görünür kılar. Füruğ oğlunu göremese de cüzzamlılar arasından bir çocuğu evlat edinir. Yıllardır göremediği oğlu Kamyar’ın yerine koyarak küçük Hüseyin Mansur’u evlat edinir.
Furuğ Ferruhzad’ın hayatı trajik bir şekilde son buldu. 1967 yılında geçirdiği bir trafik kazasında henüz 32 yaşında hayatını kaybetti. Ölümünden sonra yayınlanan şiir kitapları, İran şiir geleneğinin klasikleri arasında yer aldı. Füruğ’un şiirleri, pek çok dile çevrildi ve dünya edebiyatında geniş bir ilgi gördü. Furuğ Ferruhzad, İran’ın en sevilen ve saygı gören şairlerinden biri olarak anılmaya devam ediyor.
Kadın ve erkek = insan…
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.