44,7567$% 0.06
52,8005€% 0
60,7387£% 0.02
6.916,54%-0,64
11.219,00%-0,84
44.775,00%-0,84
4.811,06%-0,61
14.240,25%0,27
02:00
Ömer Kavur 1944 yılında ailenin tek çocuğu olarak Ankara’da dünyaya gelir. Altı yaşına geldiğinde ise artık boşanan bir anne babaya sahiptir. Bu sebeple de yatılı okul kavramıyla tanışır. 16 yaşında Robert Kolej’de okurken Antonioni’nin (La Notte) Gece filmini izleyerek yönetmen olmaya karar verir. Üniversite için Paris’e gider. Consevatoire Libre du Cinema François’de sinema, Sorbone Haute Ecole du Journalism’de gaztecilik okur. Ömer Kavur Türk Sineması’nın okullu ilk Türk yönetmenidir. Fransız Yeni Dalgası akımından etkilenir. Kısa film festivallerinde ödül aldı. Fransa’da hem sinema okuyup hem de otellerde çalışarak hayatını devam ettiren Kavur 1971 yılında Türkiye’ye döner. 1971 yılında Türkiye’ye dönerek belgesel ve reklam filmleri çekti. Türkiye’ye geldiği dönemde hayatını reklam filmlerinden ve film ithalatçılığından kazanmaya devam başlar. Çok sayıda belgesel ve reklam filmi çektikten sonra uzun metraj film çeker .30 yaşında Yatık Emine’yi çeker.
Ünlü yazar Füruzan’ın hikayesini filme çekmek ister. Füruzan ile oturur konuşur ve beraber senaryoyu kaleme alırlar. Başrol için Tarık Akan ve Türkan Şoray düşünülür. Fakat Tarık Akan askere çağırılır, Türkan Şoray’da film de çok oynamak istemesine rağmen çeşitli nedenlerden ötürü oynayamaz. Ömer Kavur ,Cevahir rolü için Müjde Ar’ı ve Kamil rolü için de Kadir İnanır’ı seçer. Böylelikle başroller tamamen değişir. Ömer Kavur bu durumu şöyle açıklar:
”Türkan Şoray’ın ağırlığı altında ezilebilirdi film. Türkan Şoray öne çıkabilirdi.”
Ah Güzel İstanbul, Yeşilçam’da sıklıkla karşılaştığımız iki farklı dünyada yaşayan kişilerin birbirine aşık olmasına odaklanıyor.Kamil( Kadir İnanır) şehirlerarası mal taşıyan, var gücü ile çalışan genç uzun yol kamyon şoförüdür. Çalışkan, işinde gücünde ve dürüst bir adam. Aynı zamanda kalabalıklar içinde yapayalnız yaşayan biri. Cevahir(Müjde Ar) kötü yola düşmüş yalnız ve çaresiz bir kadın.
Kamil yol dönüşünde arkadaşları ile buluşur. Arkadaşı Cengiz ona iş teklif eder. Mardin,Urfa ve Antep dönüşünde onlar için mal getirmelerini talep eder. Kamil bu durumu reddeder, kazandığının ona yettiğini söyleyerek evinin yolunu tutar. Kamil mahallesindeki komşular tarafıdan sevinçle karşılanır. Odasına girdiğinde Kamil’in yalnızlığını derinden hissederiz. Kasetçalar, ranza ve duvarındaki fotoğrafından başka ona yoldaş olacak kimsesi yoktur. Komşusu, oğlu Erdoğan’ı muavin olarak yanına almasını Kamil’e söyler.
Kamil arkadaşları ile randevu evine giderler. Orada Cevahir’i beğenir. Ertesi gün Erdoğan ile yola çıkmak üzere ambara giderler. Fakat yüklenme saati iki saat sonraya alındığı için Kamil soluğu Cevahir’in yanında alır. Birbirleri ile duygusal bağ kuran Kamil ve Cevahir ayrılırlar. Kamil yollara düşer. İstanbul’dan Mardin’e giden yol manzaraları, kamyon kazaları kadraja girer. Kamil Cevahir’e bluz alır. Erkenden İstanbul’a dönmesi, patronunun da hoşuna gider. Hediyesini vermek için Cevahir’in yanında gider. Beraber dışarıda gezmek için sözleşirler. Cevahir rengarenk,süslü ve özenli bir şekilde Kamil’le buluşur. Adını koyamadıkları bu çekim aşktır.
Ardından Kamil’in evine giderler ve Kamil çay demler. Sabah olduğunda Cevahir randevu evine geri dönmüştür. Kamil yanında giderek onu merak eder. Cevahir onu tanımazlıktan gelerek Kamil’i kızdırır. Ardından sert bir tokat yer ve ağlamaya başlar. Kamil komşusuna ev bakmasını söyler. Komşusu onun bir kadın ile evleneceğini düşünerek sevinir. Cevahir’i istemediği o hayattan çekip kurtarır. Az bir eşya ile yeni evlerine giderler.
Her şey başlarda güzeldir ,fakat Kamil’in Cevahir’i bir anlamda eve kapatmıştır. Onu dış dünyadan soyutlaması Cevahir’i giderek yalnızlaştırmakta ve üzmektedir. Cevahir randevuevinde de kendi evlerinde de bir odadadır. Değişen tek şey mekandır. Kamil İstanbul-Mardin arası mekik dokumaktadır. Bu yol metaforu Ömer Kavur sinemasının genel özelliklerinden biridir. Yol hem karakterin iç dünyasını anlamak hem de aradaki mesafenin giderek kopmasına rehberlik eder.
Kamil ve Cevahir giderek birbirinden kopmaktadır. Cevahir evi, hane yapsa da Kamil pek de oralı değildir. Televizyon aldığı için borca girmiştir. Cevahir’e nikah da kıymaz. Bir sahne de Cevahir tatlı dille seni bekliyorum gelen giden yok zaten, demesi üzerine Kamil Cevahir’e sert bir dille bağırır. Filmin en çarpıcı ve yüzleşme sahnesi Cevahir ve Kamil’in yemek yedikleri sahnedir. Cevahir saf,sessiz ve güzel bir şekilde Kamil’e bakar. Kamil’de ona sevecen ve kararlı şekilde bakar. Gözlerinin içine bakarak şu şarkıyı söylerler:
”Pencereden kar geliyor,
Arkama baktım yar geliyor vay aman aman
Penceresi siyah perde
Nasıl düştüm ben bu derde vay aman aman…”
Aslında bu sahne ikisinin de birbirleri ile yüzleşemedikleri sahnedir.Kadın ve erkek birlikte olsalar da yalnızlardır. Hem kendilerine hem de birbirlerine yabancılaşmışlardır. Cevahir ve Kâmil’in hikâyesinde aşk da vardır, tutulurlar birbirlerine ama birbirlerine kendi iç dünyalarını açmazlar, açamazlar. Ne Kamil güvenebilir Cevahir’e, ne de Cevahir Kamil’e. Geçmişleri, onları hem bugünden hem de gelecekten koparır.
Kamil arkadaşı Cengiz’in başlarda teklif ettiği radyo,teyp işini kabul etmek zorunda kalır. Aslında bu durumdan hoşnut değildir. Bu durumun acısını en yakınındaki Cevahir ve Erdoğan’dan çıkarır. Arkadaşları Kamil’in sosyal hayatından kopup ev taşıması üzerine Cevahir’i görür ve o gece ki randevuevinde ki kadın olduğunu anlarlar. Kamil burada suçu yeniden Cevahir’de bulur. Çünkü çevresindekilerin kabul görmediği bir ilişki yaşaması onun dışlanması anlamaına gelir ve Kamil bu durumu hazmedemez. Kamil ne kadar başlarda dürüst, sevecen biri olsa da cesaretsiz bir adamdır. Sevdiğini alıp ne gidebilir ne de haykırabilir. Sevdiği kadına duygularını tam olarak aktaramaması da bir başka durum. Kamil’in son seferi Cevahir’e olan yolculuğunun sonudur aslında. Kamil yine Mardin-İstanbul seferine gitmiştir. Cevahir kendini o evin bir parçası olarak hissedemediği ve aidiyet duymadığı mekan da barınması bünyesine zor gelir. Tenceresinde ki yemeği komşularına vererek, Kamil’in aldığı kolye ve bluzu yatağa bırakır. Hiçbir şey almadan yürür. Dünya’dan alacaklı değildir. Yürüyerek Eminönü’ne gider, denize baktıkça hayattan kopmak istemektedir. Kamil gelinlik kumaşı ile İstanbul’a dönerken sevdiği kadına kefen aldığının farkında değildir. Ömer Kavur Cevahir’in öldüğünü bize direkt göstermez. Bir erkek ayakkabısı yerdeki izmariti ezer. Böylece anlarız ki Cevahir Galata köprüsü üzerinden kendini atmıştır. Kamil mutlu mesut kamyonu ile gelirken genel çekim de kamyon bir nokta gibi uzakta kaybolur.
Ömer Kavur filmlerinde izlediğimiz bireylerin neredeyse hemen hemen hepsi toplumsal statüsü her ne olursa olsun toplumdan dışlanmış insanlardır. Kendilerine ait bir kimlik bulmaya çalışan bu insanlar kendilerini arayıştadır. Onun karakterlerini içerideki ve dışarıdan gelenler olarak ikiye ayırabiliriz. İçeride olanlar dışarıdan gelenle uyum sağlayamazlar. Bir çatışma içerisindedirler. Filmlerindeki diğer özellik ise mekanları en ince ayrıntısına kadar bizlere gösteriyor olmasıdır. Akrebin Yolculuğu filminde Zafer Kulesi, Yusuf ile Kenan’da İstanbul’un köşebaşları, Anayurt Oteli’nde kasaba ve otel. Ömer Kavur’un auteur olarak anılmasının sebebi mekanlardır. Mekanlar Kavur filmlerinde karakterin bir yansımasıdır. Sisli, gizemli bir havası vardır. Yalnızlıkların sembolüdür. Filmlerini genelde kasaba da çeker. En önemli mekanlarından biri de yollar arasındaki geçiş noktaları olan otellerdir. Otelleri sıklıkla kullanmasının sebebi ise Fransa’da okurken para kazanmak için yaptığı otelcilik mesleğidir. Akrebin Yolculuğu ve Anayurt Oteli filmlerindeki iki karakter buradan doğmuştur.
Sanatta sessizlik ve sözsüz anlatım
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.