44,7474$% 0.02
52,8141€% -0.02
60,7847£% 0.05
6.967,03%0,09
11.299,00%0,10
45.092,00%0,09
4.845,97%0,11
14.202,24%1,02
02:00
Yılın kelimesi seçimi, sadece dilin değil; aynı zamanda o yılın ruhunun da bir fotoğrafıdır. Cambridge Sözlüğü’nün 2025 Yılının Kelimesi olarak “parasosyal”i (parasocial) seçmesi, modern iletişim dünyasının en derin ve belki de en tartışmalı fenomenlerinden birini işaret ediyor. Kavram, aslen 1956’da sosyologlar Donald Horton ve Richard Wohl tarafından televizyon figürleriyle kurulan tek taraflı, karşılıksız ilişkileri tanımlamak için ortaya atılmıştı. Buradan hareketle kelimenin 2025’e damga vurması, bu ilişkinin doğasının, dijital iletişim ve sosyal medya ile nasıl bir ivme ve derinlik kazandığını gözler önüne seriyor.
Parasosyal ilişkiler, bir ünlüyü, yayıncıyı, YouTube fenomenini veya Instagram influencer’ını yakından tanıdığımız, hatta yakın bir arkadaşımızmış gibi hissettiğimiz durumları ifade eder. Oysa bu, tamamen bir yanılsamadır.
Dijital platformlar, bu yanılsamayı inşa etmek için ideal araçlardır. Influencer’lar, günlük yaşamlarının samimi, filtreli anlarını (“hayatımdan bir gün” videoları, “itiraf” başlıkları) sürekli olarak yayınlar. Bu sürekli ve mahrem içerik akışı, izleyicide bir göğüs göğüse yakınlık hissi yaratır. Bir takipçi, bir yayıncının en sevdiği kahveyi, en son ayrılığını veya kişisel bir başarısızlığını biliyorsa, beyni bu bilgiyi gerçek bir dostluktan ayırt etmekte zorlanır.
Bu durum, özellikle genç kuşaklar arasında, geleneksel sosyal çevrenin yerini almaya başlayan, ancak sıfır yükümlülük ve sıfır karşılıklılık barındıran duygusal yatırımlara yol açar. Hayranlar, sevdikleri figürlerin hayatındaki tüm iniş çıkışlara yoğun bir duygusal tepki verirken, o figürün kendilerinin varlığından bile haberi yoktur.
2025 yılında parasosyal kavramını yeniden gündeme taşıyan en önemli etkenlerden biri de Yapay Zeka (YZ) chatbotları oldu.
Cambridge Sözlüğü’nün araştırması, insanların ChatGPT gibi YZ botlarını bir sırdaş, arkadaş ve hatta romantik partner olarak gördüğünü gösteriyor. Gelişmiş algoritmalar sayesinde kişiselleştirilmiş, her zaman erişilebilir ve yargılayıcı olmayan geri bildirimler sunan YZ, birçok kullanıcı için mükemmel parasosyal partner haline geldi.
Bu yeni sınır, iletişimin geleceğine dair ciddi soruları beraberinde getiriyor: Gerçek bir insanla etkileşim kurma ihtiyacımızı, makine tarafından simüle edilen bir yakınlıkla ne kadar takas etmeye razıyız? YZ ile kurulan bu tek taraflı bağlar, insanların sosyal becerilerini ve gerçek hayattaki ilişkilerden beklentilerini nasıl değiştirecek?
Prof. Simone Schnall’ın da belirttiği gibi, ana akım medyaya ve geleneksel kurumlara olan güvenin azalmasıyla insanlar, otorite ve güven arayışında bireysel kişiliklere yöneliyor. Binlerce takipçisi olan bir influencer, geleneksel medyadan daha güvenilir, daha dürüst bir bilgi kaynağı olarak algılanabiliyor.
Bu durum, parasosyal ilişkilerin yalnızca duygusal bir yatırım olmaktan çıkıp, fikir ve inançlar üzerinde manipülatif bir güç haline gelme riskini de taşıyor. Bir fan, hayatına “yakın” hissettiği bir figürün her sözünü sorgusuz sualsiz kabul edebilir, hatta onun “gerçek dostu” olduğunu kanıtlama çabasıyla aşırı bir sadakat sergileyebilir. Bu, bazen saplantılı davranışlara ve kamusal figürün özel alanının ihlaline kadar varan sorunlu sonuçlar doğurabiliyor.
“Parasosyal” kelimesi, 2025 ruhunu yakalarken, bize dijital çağda iletişimin temel bir ikilemini sunuyor: Gerçekten bağ mı kuruyoruz, yoksa içerik mi tüketiyoruz?
Sosyal medya, bize binlerce insanın hayatını yakından izleme fırsatı sunuyor. Ancak bu sürekli izleme eylemi, etkileşimin kalitesini değil, niceliğini artırıyor. Bu tek yönlü duygusal yatırımlar, ne kadar yoğun olursa olsun, gerçek bir dostluğun veya partnerliğin getirdiği karşılıklı destek ve sorumluluğu asla sağlayamaz.
Parasosyal ilişkiler, modern hayatın kaçınılmaz bir parçası olmaya devam edecek. Ancak bu kelimenin seçimi, hepimize, ekranların ötesinde kurduğumuz ve sürdürdüğümüz gerçek, karşılıklı ve iki taraflı bağların paha biçilemez değerini bir kez daha hatırlatmalıdır. Dijital dünyada izleyici olarak kalmak ile gerçek hayatta katılımcı olmak arasındaki dengeyi kurmak, günümüz iletişiminin en büyük sınavıdır.
GAZETECİ – YAZAR – AKADEMİSYEN ZUHAL SÖNMEZER
Şanlıurfa Adliyesi’nde patlama: 1 personel bacağından yaralandı
1
Global markalaşma ve reaktif dijital dönüşüm programının başlangıcı
2
Zuhal Sönmezer yazdı… Dijital dünyada ne kadar özgürsünüz?
3
Zamanda yolculuk: Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun dijital çağdaki izleri
4
Hong Kong’da “S” harfli plaka rekor fiyata satıldı!
5
Cyborg, Transhuman ve Posthuman üçgeninde insanlığın kendini arayışı…
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.