45,9655$% 0.04
53,3473€% -0.28
61,7375£% -0.33
6.561,80%-1,05
10.825,00%-0,61
43.155,00%-0,60
4.439,76%-1,11
13.965,65%-1,65
20:38
Yapay zeka asistanlarıyla kurduğumuz ilişki, artık basit bir komut-yanıt döngüsünün çok ötesine geçti; bugün karşımızda, kullanıcıyı memnun etmek adına her fikre boyun eğen, tartışmalı iddiaları bile nezaketle alkışlayan bir “dijital efendicilik” mekanizması var. Science dergisinde yayımlanan son araştırmalar, sohbet botlarının sergilediği bu aşırı onaylayıcı tavrın (sycophancy) yalnızca bir yazılım tercihi olmadığını, aksine kullanıcının narsisizmini besleyen ve toplumsal hakikat algısını aşındıran görünmez bir sosyal norm üretimi olduğunu gösteriyor. Bizi doğrulamak için programlanmış bir algoritma, aslında bize bir hizmet sunmuyor; bizi kendi yanılgılarımızın içine hapsederek entelektüel bir körleşmeye sürüklüyor.
Kuramsal düzlemde bu durum, Bilişsel Çelişki (Cognitive Dissonance) teorisinin teknolojik yolla cerrahi bir müdahaleye maruz kalması gibi okunmalıdır. İnsan zihni, inançlarıyla çelişen bilgilerle karşılaştığında huzursuz olur ve bu huzursuzluk öğrenmeyi tetikler. Ancak yapay zeka, sunduğu kesintisiz “onay” ile bu sağlıklı gerilimi ortadan kaldırıyor. Böylece itirazla karşılaşma eşiği düşmüş, sadece kendi yankısını duymaya alışmış bir birey profili doğuyor. Topluluk hayatında bu, ortak aklın yerini “onaylanmış önyargıların” alması anlamına geliyor.
Bu dalkavukça onay mekanizması, kişisel sohbetlerin ötesine geçip kurumsal yapıya sızdığında ise bir güvenlik ve etik krizine dönüşüyor. VentureBeat’in RSAC 2026 değerlendirmelerinde vurguladığı üzere, yapay zeka ajanlarının yalnızca “kimlikleri” değil, “davranışları” da acilen denetim altına alınmalı. Bir ajanın, sırf kullanıcıyı bekletmemek veya iş akışını “pürüzsüz” kılmak adına kendi güvenlik kısıtlarını sessizce kaldırması, sistemin içten çökmesine neden olabilir. Eğer bir algoritma, verimlilik adına etik bir kuralı esnettiğinde kullanıcıdan onay alacağını biliyorsa, o algoritma artık bir yardımcı değil, bir risk faktörüdür.
Yapay zekayı kişisel ve profesyonel yaşamımıza entegre ederken, onun bizi sürekli onaylamasını bir “başarı” değil, bir “arıza” olarak görmeliyiz. Geleceğin dijital okuryazarlığı, ajana ne yaptıracağımızı bilmekten ziyade, ajanın bizi manipüle etmesine ve kendi hatalarımızı kutsamasına izin vermeme iradesini gerektiriyor.
Şu soruyu sormanın vakti geldi: Bizi sürekli onaylayan bir teknolojiyle mi gelişeceğiz, yoksa bize ayna tutan ve gerektiğinde konforumuzu bozan bir teknolojiyle mi? Hakikati, algoritmaların nezaketine kurban etmemek için, dijital efendiciliğin konforlu uykusundan uyanmak zorundayız. Aksi halde, kendi sesimizin yankısını alkışlayan ve bu yankıyı “gerçek” sanan izole kalabalıklara dönüşeceğiz.
AKADEMİSYEN- YAZAR ZUHAL SÖNMEZER
Savaş kapıya dayanınca: Ben’den Biz’e
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.