45,1877$% 0.16
53,0787€% 0.4
61,5483£% 1.18
6.704,97%1,74
10.888,00%1,45
43.401,00%1,45
4.617,17%1,63
14.442,56%0,92
02:00
Sosyal medya akışınızda yukarıdan aşağıya doğru hızla kayarken, parmağınızı aniden durduran şey ne oluyor? Sakin bir doğa manzarası mı, yoksa “Bu kadarı da pes artık!” dedirten, kanınızı donduran o infial yaratıcı başlık mı? Cevap belli. Modern dünyanın en kârlı ticaret kalemi artık petrol ya da altın değil; kitlelerin organize edilmiş korkusu. Ahlaki panik, dijital çağda sadece toplumsal bir fenomen değil, aynı zamanda kusursuz işleyen bir iş modelidir. Çünkü algoritma sizin adaletinizle veya mantığınızla ilgilenmez, reaksiyonunuza odaklanır. Ve ne yazık ki insan beyni, paniğe ve öfkeye, huzura verdiğinden on kat daha hızlı tepki verir.
Geleneksel ahlaki paniklerde bir otorite figürü veya medya patronu gerekirdi. Şimdiyse bu süreci anonim bir yazılım yönetiyor. Algoritma toplumun sinir uçlarına dokunan, etik değerleri tehdit ediyormuş gibi görünen ve insanları kutuplaştıran içeriği saniyeler içinde “trend” listesine taşıyor.
Bir olay (çoğu zaman bağlamından koparılarak) servis edilir. Kullanıcılar dehşet içinde yorum yapar. Algoritma bu yoğun etkileşimi “değerli içerik” olarak algılar ve daha fazla insanın önüne çıkarır.
Ve böylece kanıtlar aksini söylese bile, o akşam milyonlarca insan aynı hayali canavara karşı kılıç kuşanmış olur. Algoritma ise bu süreçte gösterdiği reklamlarla kasasını doldurur. Panik, nakde dönüşmüştür.
Burada kendimize şu sert soruyu sormalıyız: Bizler sosyal medyada birer özgür birey miyiz, yoksa algoritmanın paniği yaymak için kullandığı birer ücretsiz dağıtım kanalı mı?
“Bir şey sizi bedel ödemeden aşırı öfkelendiriyorsa, muhtemelen ürün sizsinizdir.”
Toplumsal değerlerimizi koruma refleksiyle yaptığımız her öfkeli paylaşım, aslında o paniği körükleyen devasa bir makineye kömür atmaktır. Medya ve dijital platformlar, bizim “iyiyi koruma” arzumuzu manipüle ederek bizi birer “dijital infazcıya” dönüştürebilir.
Bu dijital sarmaldan çıkmak, platformları terk etmek yerine onları kullanma biçimimizi cerrahi bir titizlikle değiştirmekle başlar:
Algoritmalar panik satın alabilir, ama biz satmak zorunda değiliz. Dijital dünyada gerçek erdem; linç kalabalığına dahil olmanın ötesinde, o kalabalığın neden toplandığını soğukkanlılıkla sorgulayabilmek anlamında gelmektedir.
AKADEMİSYEN-YAZAR ZUHAL SÖNMEZER
Haberdili.com’a değer katan yeni bir kalem: Doç. Dr. Emre Dinçer yazılarıyla bizimle
1
Kar yağışı nedeniyle 25 ilde okullar tatil edildi
2
Global markalaşma ve reaktif dijital dönüşüm programının başlangıcı
3
Başkent’te dijital devrim: Tayfun Tanju Kara Espor merkezi açıldı
4
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyanet Gençlik Merkezinde gençlerle bir araya geldi
5
Zuhal Sönmezer yazdı… Dijital dünyada ne kadar özgürsünüz?
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.