DOLAR

48,7650$%0,12

EURO

56,0626%-0,03

STERLİN

65,3894£%0,18

GRAM ALTIN

6.873,71%1,05

ÇEYREK ALTIN

11.224,00%0,92

TAM ALTIN

44.737,00%0,91

ONS

4.378,86%0,86

BİST100

%

Sabah Vakti a 05:14
Ankara PARÇALI AZ BULUTLU 20°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Babanın yaşlandığını görmek…

ad826x90

 

ad826x90

Babanın yaşlandığını görmek… İnsan babasının yaşlanacağını bilir. Ama bilmek başka, bunu gözlerinin önünde görmek bambaşka bir şeydir.

Çocukken babamız bize dünyanın en güçlü insanı gibi görünür. Onun eli büyük, sesi güçlü, adımları kararlı, bakışları güven vericidir. Bir şeyden korktuğumuzda arkasına saklanırız. Bir yere yetişmek gerektiğinde onun adımlarına yetişmeye çalışırız. Elimizi tuttuğunda dünyanın başımıza yıkılmayacağına inanırız.

Sonra yıllar geçer.

Bir gün fark edersin ki o güçlü eller eskisi kadar güçlü değil. Adımları yavaşlamış, merdivenleri çıkarken biraz daha fazla dinlenmeye başlamış, oturduğu yerden kalkarken eskisinden daha dikkatli davranıyor. Saçlarına düşen akları daha önce fark etmediğini düşünürsün. Oysa onlar bir gecede çıkmamıştı. Sen büyürken babanın da yaşlandığını görmeyi unutmuştun.

ad826x90

Çocukken zamanın geçtiğini düşünmeyiz. Sanki babalar hep baba olarak kalacakmış gibi gelir. Onların da yorulabileceğini, hastalanabileceğini, bir gün bizim yardımımıza ihtiyaç duyabileceğini aklımızın ucundan bile geçirmeyiz.

Çünkü çocukken babamız bize yaslanacağımız bir duvar gibi gelir.

Duvarların da yıpranabileceğini bilmiyoruz.

Babanın yaşlandığını görmek, biraz da kendi çocukluğunun sessizce elinden kayıp gittiğini fark etmektir. Çünkü onun yüzündeki her çizgi, aslında senin hayatından geçen yılların izidir. O çizgilerde seni okula götüren sabahlar, hastalandığında başında beklediği geceler, elinden tuttuğu günler, sana kızdığı ve sonra gizlice gönlünü almaya çalıştığı anlar vardır.

ad826x90

Bir babanın yaşlanması, insanın çocukluğunun artık geri dönmeyeceğini yüzüne karşı söyleyen sessiz bir gerçektir.

Eskiden o seni beklerdi.

Şimdi sen onun eve dönmesini beklersin.

Eskiden sen hastalandığında o başucunda otururdu. Şimdi onun bir ağrısı olduğunda gözlerin sürekli yüzüne bakar. Nefes alışını, yürüyüşünü, sesinin tonunu fark etmeye başlarsın. İçinden “Bugün iyi mi?” diye geçirirsin.

Ve farkında olmadan roller değişmeye başlar.

Bir zamanlar onun sana söylediği “Dikkatli ol” cümlesini artık sen ona söylersin.

“Yavaş yürü.”

“Dinlen.”

“Bunu sen yapma, ben yaparım.”

“İlacını içtin mi?”

“Hava soğuk, kalın giyin.”

Bir zamanlar onun sana söylediği cümleler, yıllar sonra senin ağzından çıkmaya başlar.

İşte o an insan anlar: Zaman gerçekten geçmiş.

Babanın yaşlandığını görmek bazen bir fotoğrafa bakmak gibi değildir. Çünkü fotoğrafta yalnızca değişen yüzünü görmezsin. Kendi hayatını da görürsün. Çocukluğunu, gençliğini, evin eski hâlini, bayram sabahlarını, sofradaki kalabalığı, babanın eve geldiğinde kapının açılma sesini…

Bazı seslerin kıymetini, artık eskisi gibi duyulmadığında anlarız.

Babanın sesinin yaşlanması da insanın içini acıtır.

Eskiden uzaktan duyduğun o ses şimdi biraz daha yorgun gelir. Cümlelerinin arasında daha fazla nefes almaya başlar. Bazen aynı şeyi ikinci kez sorar. Sen ise onun sözlerinden çok, sesindeki değişiklikleri dinlersin.

Çünkü artık onun her sesi senin için değerlidir.

İnsan babasının yaşlandığını görünce biraz da korkar.

Çünkü çocukken babasını kaybetme korkusu aklına bile gelmezdi. Şimdi ise zamanın hiç kimseye ayrıcalık tanımadığını anlarsın. Bir gün gelir, insan babasının elindeki damarlara bakar ve düşünür: Bu eller bir zamanlar benim elimi nasıl da sıkı tutardı…

Şimdi ise o elleri sen tutmak istersin.

Belki de hayatın en tuhaf dönüşü budur: Bir zamanlar babasının arkasına saklanan çocuk büyür ve bir gün babasını korumak ister.

Ama insan ne kadar büyürse büyüsün, babasının yanında yine biraz çocuk kalır.

Babası “Merak etme” dediğinde içinde bir rahatlama olur. Oysa artık endişelenmesi gereken taraf belki de kendisidir.

Babalar bunu tuhaf bir şekilde yaparlar. Yaşlansalar da bizi korumaktan vazgeçmezler. Ağrıları olsa bile “Bir şeyim yok” derler. Yorulsalar da “Yorulmadım” derler. Biz endişelenmeyelim diye kendi endişelerini saklarlar.

Belki de baba olmak, bir ömür boyunca çocuğunun yanında görünmez bir kalkan olmaktır.

O kalkanın kendisi artık eskimiş olsa bile…

Babanın yaşlanması insana bir şeyi çok geç öğretir: Anne babamızla geçirdiğimiz sıradan günler aslında hiç de sıradan değilmiş.

Birlikte içilen çay…

Evde duyulan sesi…

Sabah “Uyandın mı?” demesi…

Akşam kapıyı açması…

Bir konu hakkında fikrimizi sorması…

Bazen hiçbir sebep yokken yanımızda oturması…

Bunların hepsi hayatın en değerli anlarıymış.

Biz ise çoğu zaman büyük mutlulukların peşinden koşarken elimizdeki bu küçük mucizeleri görmeyiz.

Babanın yaşlanması sana acele etmemeyi öğretir.

Onunla daha çok konuşmak istersin.

Daha çok yanında oturmak…

Daha çok sarılmak…

Daha çok fotoğraf çekmek…

Sesini daha çok hatırlamak…

Çünkü bir gün insan anlar ki anıların sayısı ne kadar çok olursa, ayrılığın sessizliği de o kadar katlanılabilir olur.

Ama bazen hayat bunu da kolayca vermez. Bazen baba hastalanır ve bir anda bütün dünya değişir. Sen onun karşısında durup eskisi gibi ayağa kalkmasını, eskisi gibi konuşmasını, eskisi gibi sana bakmasını istersin.

İçinden bir çocuk sesi geçer:

“Baba, kal…”

Bu söz bazen dile gelmez.

Çünkü insan bilir ki zamanla mücadele edilemez.

Bu yüzden belki babasının yaşlandığını gören herkes bir gün kendisine şu soruyu sormalıdır:

“Ben onunla yeterince zaman geçirdim mi?”

Çünkü hayatın en büyük pişmanlıkları çoğu zaman yapmadıklarımızdan doğar. Zamanında söylemediğimiz “Seni seviyorum”lardan, ertelediğimiz ziyaretlerden, “Sonra konuşuruz” deyip geçiştirdiğimiz sohbetlerden, biraz yorgun olduğumuz için sarılmadığımız insanlardan…

Hayat her zaman “sonra”ya garanti vermez.

Bazen geriye yalnızca anılar kalır.

Bu yüzden babanız yanınızdaysa onunla konuşun. Sesini dinleyin. Çocukluğunuzu ona sorun. Gençliğini anlattırın. Hangi şarkıları sevdiğini öğrenin. İlk ne zaman âşık olduğunu, hayatta en çok neden korktuğunu, en mutlu olduğu günün hangisi olduğunu sorun.

Çünkü bir gün onun hayat hikâyesini anlatacak kişi belki de siz olacaksınız.

Ve o zaman onun hakkında en çok bilmek istediğiniz şeylerin hiç sorulmamış olduğunu fark edeceksiniz.

Babanın yaşlandığını görmek ağırdır.

Ama belki de bu ağırlığın içinde bize verilmiş bir fırsat da vardır: Onun yanında olduğumuz sürece sevgimizi saklamamak.

Çünkü baba da insandır.

Onun da korkuları vardır.

Onun da yorgunlukları vardır.

Onun da sevilmeye ihtiyacı vardır.

Sadece bunu çoğu zaman bize söylemez.

Belki bir gün onun elini tutup, çocukken yaptığı gibi, sımsıkı sıkmalıyız.

Bu kez o bizim elimizden tuttuğu için değil…

Biz onun elinden tuttuğumuz için.

Ve belki o zaman anlayacağız ki hayatın en büyük mucizesi büyümek değildir.

Bir zamanlar bizi ayakta tutan insanın yanında, o artık yorulduğunda durabilmektir.

Çünkü insan babasının yaşlandığını gördüğünde anlar:

Bazı insanlar ömür boyu bizi korur.

Bizim görevimiz ise onların yaşlandığı günlerde hiç olmazsa biraz olsun onları hayatın sertliğinden korumaya çalışmaktır.

0 0 0 0 0 0
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Kırşehirli iş dünyasından ATO seçimleri öncesi kritik hamle

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

casino siteleri