DOLAR

48,7650$%0,12

EURO

56,0626%-0,03

STERLİN

65,3894£%0,18

GRAM ALTIN

6.873,71%1,05

ÇEYREK ALTIN

11.224,00%0,92

TAM ALTIN

44.737,00%0,91

ONS

4.378,86%0,86

BİST100

%

Sabah Vakti a 05:14
Ankara PARÇALI AZ BULUTLU 20°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Bazen susmak konuşmaktan daha çok şey söyler

ad826x90

 

ad826x90

Bazen susmak konuşmaktan daha çok şey söyler. Bazen insanın söyleyecek o kadar çok sözü olur ki, hiçbirini söyleyemez. Kelimeler boğazında düğümlenir, cümleler zihninde yarım kalır. Sonra susar. Karşısındaki ise bu sessizliği çoğu zaman yanlış anlar. Oysa bazı sessizlikler boşluk değildir; aksine söylenememiş binlerce cümlenin taşıdığı ağır bir anlamdır.

İnsan her zaman konuşarak anlatmaz kendini. Bazen gözleriyle anlatır, bazen yüzündeki yorgunlukla, bazen bir kapıyı sessizce kapatışıyla, bazen de eskisi gibi aramamasıyla…

Ve bazen susmak, “Artık söyleyecek bir şeyim kalmadı” demek değildir. “Söylediklerimin hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini anladım” demektir.

İnsan en çok da anlaşılamadığında susar.

ad826x90

Defalarca anlatmıştır kendini. Ne hissettiğini, neye kırıldığını, neden uzaklaştığını, neden eskisi gibi olmadığını… Her seferinde biraz daha anlatmış, biraz daha kendinden vermiştir. Fakat karşısındaki onu anlamak yerine sadece cevap vermeyi seçmiştir. Bir süre sonra insan konuşmaktan yorulur.

Çünkü anlatmak başka, anlaşılmak başkadır.

Bazen insanın ihtiyacı bir cevap değildir. Sadece duyulmak ister. Söylediklerinin karşılığında savunma, suçlama ya da bahane değil, biraz anlayış bekler.

Ama bunu bulamadığında susar.

ad826x90

Sessizlik bazen bir vazgeçiştir.

Eskiden uzun uzun anlattığın şeyleri artık tek kelimeyle geçiştirmeye başladığında, bu ilgisizlik değildir. Belki de içinde defalarca kurulmuş konuşmaların sonuna gelmişsindir. Artık aynı şeyi tekrar tekrar anlatacak gücün yoktur.

İşte o zaman sessizlik konuşmaya başlar.

Bir insanın eskisi gibi soru sormaması, eskisi kadar merak etmemesi, tartışmaması, kırıldığında bile cevap vermemesi bazen en büyük cümledir.

Çünkü insan gerçekten değer verdiği yerde mücadele eder.

Anlatır.

Kızar.

Ağlar.

Sorular sorar.

Bir şeylerin düzelmesini ister.

Ama bir gün bütün bunları bırakırsa, belki de içinde bir şey çoktan bitmiştir.

Bazen susmak, karşısındaki insanı cezalandırmak değildir. Kendini korumaktır.

Çünkü bazı konuşmalar yarayı iyileştirmek yerine yeniden kanatır. Bazı insanlara ne söylersen söyle, seni anlamaya değil, kendini haklı çıkarmaya çalışırlar. Böyle bir yerde sessizlik, insanın kendisine verdiği son merhamettir.

“Daha fazla anlatmayacağım.”

“Daha fazla kendimi açıklamayacağım.”

“Beni anlamak isteyen zaten anlayacaktır.”

İnsan bazen bunu söylemeden söyler.

Hayatımızda sessizce uzaklaşan insanlar vardır. Bir gün fark edersin ki eskiden her gün konuştuğun biriyle artık haftalarca konuşmuyorsun. Eskiden sana anlatacak yüzlerce şeyi olan insan artık hayatından tek bir cümle bile paylaşmıyor.

Ve sen hâlâ onun neden değiştiğini anlamaya çalışıyorsun.

Belki de değişen o değildir.

Belki de sen, onun sessizliğini çok geç fark etmişsindir.

Çünkü insanlar bir anda uzaklaşmaz. Önce içlerinde uzaklaşırlar. Sonra davranışları değişir. Daha az konuşurlar, daha az beklerler, daha az sorarlar. Bir gün fiziksel olarak hâlâ yanındadırlar ama ruhları çoktan başka bir yere gitmiştir.

İşte bazı ayrılıklar böyle başlar.

Sessizce.

Gürültüsüz.

Son bir tartışma bile yaşanmadan.

Bazen bir insanın hayatındaki en büyük vedası, “Hoşça kal” demeden gitmesidir.

Sessizlik sadece kırgınlığın dili de değildir. Bazen sevginin de dilidir.

Bir annenin çocuğuna bakışında, bir babanın söylemeden yaptığı fedakârlıkta, yaşlı bir insanın kapıda bekleyişinde, birbirini yıllardır tanıyan iki insanın aynı odada konuşmadan oturabilmesinde sessiz bir sevgi vardır.

Çünkü gerçek yakınlıkta her şeyi kelimelerle anlatmak gerekmez.

Bazen bir bakış yeter.

Bazen bir elin omzuna dokunması…

Bazen yanında sessizce oturan bir insan…

Bazen de hiçbir şey sormadan getirilen bir fincan çay…

Bazı sevgiler cümle kurmaz. Ama insanın kalbine dokunur.

Sessizlik aynı zamanda olgunluğun da bir biçimidir.

Her duyduğuna cevap vermemeyi öğrenmek, her tartışmaya girmemek, her yanlış anlaşılmayı düzeltmeye çalışmamak, herkese kendini açıklamak zorunda olmadığını anlamak…

İnsan büyüdükçe bazı savaşların kazanılmaya değmediğini öğreniyor.

Eskiden saatlerce açıklayacağın bir şeyi artık bir bakışla geçiyorsun. Çünkü biliyorsun ki seni gerçekten tanıyan birinin, her şeyi senden duymasına gerek yok.

Seni yanlış anlamak isteyen ise en doğru cümleni bile yanlış anlayacaktır.

Bu yüzden bazen susmak, yenilmek değil; kendini gereksiz bir savaştan çekmektir.

Ama bir sessizlik daha vardır ki insanın içini en çok o acıtır: Söylemek isteyip de söyleyemediği şeylerin sessizliği…

“Kal.”

“Gitme.”

“Sana ihtiyacım var.”

“Beni bırakma.”

“Seni özledim.”

“Keşke biraz daha kalsaydın.”

Bazen bu cümlelerin hiçbiri söylenmez.

İnsan gururundan susar, korkusundan susar, reddedilmekten korktuğu için susar. Sonra yıllar geçer ve o söylenmemiş cümleler insanın içinde yaşamaya devam eder.

Belki de hayatımızdaki en büyük pişmanlıkların bir kısmı söylediklerimizden değil, söyleyemediklerimizden doğar.

Bu yüzden her sessizliği doğru anlamak gerekir.

Susmak her zaman “umurumda değil” demek değildir.

Bazen tam tersine, “Çok umurumda olduğu için artık konuşamıyorum” demektir.

Bir insanın sessizliğini küçümsememek gerekir. Çünkü sessizlik bazen bir insanın verebileceği son cevaptır.

Ve bazen o cevap, söylenebilecek bütün kelimelerden daha ağırdır.

İnsan konuşurken kelimelerini seçer. Ama susarken, karşısındaki insanın anlamasını beklediği her şeyi sessizliğinin içine bırakır.

Belki de bu yüzden bazı sessizlikler unutulmaz.

Bir odada söylenmeyen bir söz…

Bir kapının ardından gelmeyen ses…

Bir telefonun artık çalmaması…

Bir insanın eskisi gibi “Nasılsın?” dememesi…

Hepsi kendi başına birer cümledir.

Yeter ki dinlemeyi bilelim.

Çünkü bazen insanın en büyük çığlığı, hiç ses çıkarmadan susmasıdır.

Ve bazen gerçekten susmak, konuşmaktan çok daha fazla şey söyler.

0 0 0 0 0 0
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Kademeli emeklilik bekletilemez!

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

casino siteleri