DOLAR

48,7650$%0,12

EURO

56,0626%-0,03

STERLİN

65,3894£%0,18

GRAM ALTIN

6.873,71%1,05

ÇEYREK ALTIN

11.224,00%0,92

TAM ALTIN

44.737,00%0,91

ONS

4.378,86%0,86

BİST100

%

Sabah Vakti a 05:14
Ankara PARÇALI AZ BULUTLU 20°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Sınırları ve kederi müzikle aşan bir göçebenin vedası: Tony Gatlif Sineması

ad826x90
“Benim hoşuma giden, duygular, yola düşmek, keşifler… Benim için sinema insanları yolculuğa çıkarmaktır, ama organize olmayan bir yolculuğa.”
Tony Gatlif, Kasım 2006’da verdiği bir röportajda sinemasını bu sözlerle özetliyordu. Aidiyetsiz mekanlarda kök salmaya ve kendine bir yurt bulmaya çalışan insanların hayata müzikle bağlanması, onun sinemasının en belirgin yapı taşıdır. Filmlerinde karakterlerin hem coğrafi sınırları hem de kendi iç dünyalarını keşfettikleri fiziksel ve ruhsal yolculuklar ön plandadır. Araba hem bir taşıt hem de bir göçebenin daimi evidir. Aidiyetsizliğin sembolüdür, bir yere ait olamayan ise daima yollara düşer. Yollar karakterlerin bir yerden bir yere ulaşma amacının yanı sıra kendini arayışlarının bir yansımasıdır. O yollar bazen aşka, bazen ümitsizliğe, bazen ise çıkmaza gider. Ama ne olursa olsun kişinin beraberinde yanında taşıdığı kalbi gibidir. Yol, onun için sadece coğrafi bir güzergâh ya da iki nokta arasındaki bir mesafe olmaktan ziyade, başlı başına bağımsız bir ülkedir ve bu ülkenin resmi dili olan müziği hikayenin ana unsuru kılar. Kamerasını sabit bir anlatının ötesine taşıyan Gatlif için sinema, perdede donup kalan bir hikaye değil, sürekli hareket halinde olan canlı bir organizmadır. Dünya sineması; o organize olmayan yolculukların, köksüzlüğün ve aidiyetsizliğin en gür sesini onun hırçın ritimlerinde bulur.

ROMAN KÜLTÜRÜNÜN SİNEMADAKİ SESİ: TONY GATLİF

”Kara toprak açıl,  beni de oğlumun yanına al! Hayatımı al! Çok uzun süre yollar da yürüdüm. Mutlu çingenelere bile rastladım.”

ad826x90

Tony Gatlif 1948 yılında Cezayir’de dünyaya geldi. Çocukluğunu yoksulluk içinde ve ıslahhanelerde geçirdikten sonra Fransa’ya yerleşti. Hayatını göçebelere, Roman kültürüne ve ezilen azınlıklara adayan usta yönetmen, 2 Eylül 2026’da Fransa’da    yeni bir tarih filmi projesi üzerinde çalışırken geçirdiği sağlık sorunu nedeniyle 77 yaşında hayata veda etti.

“Film üzerine düşünmeye başladığımda müziği de düşünürüm. Müzik, filmin omurgasıdır, senaryoyu yazarken ve çekim mekanları saptarken eş zamanlı olarak müziği de tasarlarım.” diyen Gatlif için müzik, sahneyi destekleyen bir unsur değil; filmin doğrudan başrol oyuncusuydu. Bazen bir haykırış, bazen bir sözdü.  Bu anlayışın en somut ve görkemli ürünü, Roman müziğinin Hindistan’dan Fransa’ya uzanan o asırlık göç yolunu bir ağıt ve şölen gibi işlediği Latcho Drom (1993) belgeseli oldu. Film, sadece bir kültürü tanıtmakla kalmıyor, müziğin coğrafyaları aşan bir direniş biçimi olduğunu ilan ediyordu. İşitsel hafızalara kazınan ve adeta bir şaheser olan Vengo (2000) filminin soundtrack’inde yer alan “Naci en Alamo” şarkısına Kudsi Ergüner’in neyiyle eşlik etmesi de onun doğu ile batı, flamenko ile geleneksel melodiler arasında kurduğu o kusursuz bağın  kanıtıydı. Doğudan batıya uzanan bu hüzünlü ve isyankar bağ, 2017 yapımı Djam (Aman Doktor) filminde İstanbul sokaklarına ve Rebetiko müziğinin ritimlerine kadar taşındı. Türkiye’den Melike Şahin gibi güçlü seslerin melodileriyle zenginleşen bu film, onun sınırları müzikle aşma felsefesinin en coşkulu örneklerinden biri olarak hafızalara kazındı.
Yönetmenin kurmaca dünyasındaki başyapıtı kabul edilen Gadjo Dilo (Çılgın Yabancı – 1997) ve Swing gibi yapımlarda çingene sanatçılara geniş yer vererek önyargıları müziğin gücüyle eritti. Köklerini keşfetmek isteyen iki gencin Fransa’dan Cezayir’e olan yolculuğunun anlatıldığı Exils (Sürgündekiler – 2004) filmi Gatlif’e Cannes Film Festivali’nde “En İyi Yönetmen” ödülünü getirirken; başrollerinde Birol Ünel’in de yer aldığı şaheseri Transylvania, yol ve arayış temaları ile ön plana çıkmaktadır. Film, 2006 Cannes Film Festivali’nin kapanış filmi olarak sinema tarihine geçti. Gatlif için sinema, pasaportların hükmünü yitirdiği, insanların sadece kalbiyle ve müziğiyle konuşabildiği organize olmayan bir özgürlük alanıydı.

MELTEM DEMİRKIRAN/ İSTANBUL

ad826x90

0 0 0 0 0 0
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

İnsanlara hangi gözle bakıyoruz?

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

casino siteleri